Sokullu Mehmet Paşa'nın ölümü Nurbanu sultanı deli etmişti. Zira en sadık ve en güçlü adamından olmuştu valide sultan. Kimseye ispatlayamasa da biliyordu Mehmet Paşa'nın ölümünün ardında Safiye'nin parmağı olduğunu. Her geçen gün ona tarif edilemez bir kinle doluyordu. Safiye de bu kini körüklemekten çekinmiyordu. Nurbanu sultanın otoritesini hiçe sayıyor, ortalıkta valide sultan edasıyla salınıyordu. Nurbanu sultan öyle bir savaş başlattı ki kendi elleriyle öyle bir düşman yarattı ki bir kuşun dahi canının yanmasına dayanamayan safiye gözünü kırpmadan can alır oldu. Etrafında olmasını istediği adamları tonlarca altınla satın alıyor buna yanaşmayanların ise tek bir sözle kellesi uçuyordu. Nice vezir, paşa, sancak beyi, beyler beyi vs. Safiye'nin tarafına geçmeye başlamıştı. daha doğrusu can korkusu ve paranın kokusu bu adamları Safiye'ye bağlı kılmıştı.
Sokullu'nun ölümüyle elde ettiği kudret gözünü öylesine kör etmişti ki artık ne haremi ne de güçlü bir valide olmayı istiyordu. O, dünyaya nam salacak bir sultan olmayı Hürremi de Nurbanu'yu da geçmiş ve gelecek olan nice sultanı da gölgede bırakacak bir güce sahip olmak istiyordu.
Onun bu arzusuna dünyadan ilk cevap İngiltere'den geldi. Kraliçe Elizabeth, Safiye sultanın yanında olduğunu ima eden bir mektup ve hediyeler gönderdi. Aralarında yıllar sonra iki devletin de kaderini etkileyecek bir dostluk oluşmaya başladı. Bu, kader çarkının artık Safiye için dönmeye başladığının en büyük kanıtıydı.
Artık Nurbanu sultan için son hamleyi yapma zamanıydı. Yıllar evvel şehzade Beyazıt'ın ölümünde olduğu gibi yeniden ya hep ya hiç deme ve ölümüne saldırmanın zamanı.
Nurbanu- Canfeda, Gazanfer beni iyice dinleyin. Bir an evvel Safiye denen yılandan kurtulmalıyız. Aksi halde yakındır o bizden kurtulacak.
Gazanfer- Ne yapmamızı arzu ediyorsanız söyleyin yeter sultanım. Gırtlağına çökmem için tek bir sözünüz kafi.
Canfeda- Yavaş gel Gazanfer ağa bu o kadar kolay değil. Bu sarayda ondan kurtulmak çok zor. Herkesi bir bir satın aldı sarı çiyan.
Nurbanu- Canfeda doğru der Gazanfer. Ondan başka bir yerde, başka bir şekilde kurtulmak gerek.
Gazanfer- Nerde ve nasıl?
Nurbanu- Şehzade Mehmet'in en kısa zamanda sancağa çıkması lazım. Safiye'nin de şehzadenin de işini bitirmek için yegane fırsat sancak.
Canfeda- Hünkarımızla konuşun valide sultanım en ücra sancağa göndersin onları. Orada geberip gitsinler.
Nurbanu- "Hayır, tam tersine tahta en yakın sancağa gitmeli, her bir yerini karış karış bildiğim bir sancağa, Kütahya'ya gitmeli. Daha doğrusu gelecekteki mezarına." Hep birlikte kahkaha atarlar ardından Nurbanu valide sultan hiç vakit kaybetmeden aklındakileri gerçekleştirmek için has odaya gider.
Nurbanu- Hünkarımıza geldiğimi haber verin.
Ağa- Hünkarımız müsait değiller sultanım.
Nurbanu- Ağa, ağa haddini bil ben onun validesiyim müsait değil ne demek kellen gövdende kalsın istersen derhal aç kapıyı.
Ağa- Üzgünüm valide sultanım sizi içeri alamam.
Valide sultan tam geri hareme dönecekken içeriden gülüşme sesleri gelir. O an anlar evladının neden müsait olmadığını ve hışımla içeri dalar. Karşısındaki manzara ise bir devlet için içler acısıdır. Padişah hazretleri üç cariye ile birlikte...
Nurbanu kükrercesine- Çıkın dışıra.
Murat toparlanır- Validem bu ne cürret, odama nasıl destursuz girersiniz? Meşgul olduğumu söylemediler mi size?
Nurbanu- Sus ve derhal giyinip terasa gel.
Belli bir süre sonra Murat Han giyinir ve validesinin karşına gelir.
Murat- Geldim validem buyurun söyleyin has odaya dalmanızı gerektiren mühim mevzu nedir?
Nurbanu- Hayırlı evlat ol da kapılarda koyma o vakit valideni biz de dalmayalım destursuz içeri. Çok meşgulüm diye valideni kapılarda bekletirsin bir baktık ki hünkar hazretleri üç cariyeyle birden... tövbe tövbe.
Murat- Bu konuyu dert ettiğinizi bilmiyodum. Ne de olsa o hatunları has odaya gönderen sizdiniz.
Bu cevabdan hoşlanmayan Nurbanu- Neyse ne burada oturup hünkar oğlumuzla koynuna giren hatunları sayacak değiliz. Bizim gelişimiz başkadır.
Murat- Söyleyin o halde.
Nurbanu- Şehzade Mehmet, artık sancağa çıkma vakti geldi. Geçen sefer hastalandı gidemedi lakin şimdi gayet iyi maşallah.
Murat- Acelesi yok validem gider elbet.
Nurbanu- Şuan haremini kursak halvete girecek çağa geldi daha ne kadar bekleyecek bu şehzade. Aslanım, ben sancağını dahi düşündüm. En uygun sancak bize en yakın olan cennet mekan sultan Selim Han'ın tahta yürüdüğü Kütahyadır. Hünkar oğlum, validen sadece senin şehzadenin istikbalini düşünüyor başka gayemiz yoktur. Ne kadar erken giderse o kadar tecrübe kazanır. Tahta çıktığında da çok güçlü, tecrübe sahibi bir padişah olarak çıkar halkının karşısına. Hem sen de atan sultan Süleyman Han da erken yaşta sancağa çıktınız. Bunlardan mütevellid hünkarım Mehmet'imizin sancağa gitmesinin tam vaktidir.
Nurbanu sultan hünkarın aklına girdiğinden emindi. Zira evladını çok iyi tanıyordu. Sıra sultan Murat Han'ın vereceği cevaba gelmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sarayda İki Venedikli
Fiksi SejarahÖlümün kıyısında yaşanan hayatlar, harem cehenneminden cennete uzanan bir yol, kendi destanını yaratan, Osmanlı'ya kader katan aykırı bir kadın, güzeller güzeli Cecilia Baffo... Ve ona meydan okuyan, Osmanlı'ya diz çöktüren İtalyan güzel So...
