Bir kaç gün sonra şehzade Mehmet ve Safiye'nin kaderine yön verecek olan ilaç saraya ulaşır.
Nihal- Sultanım, şehzade hazretlerinin devası geldi diyerek elindeki kutudan kırmızı renkli ilacı çıkarıp Safiye'ye uzatır.
Safiye- Demek buymuş şu mahir ilaç! Safiye ilacı incelerken içeri birden Ayşe sultan girer.
Ayşe-O nedir anne? Şerbet mi?
Ayşe sultanın merakla şişeye baktığını gören Safiye "hayır, güzeller güzelli sultanım benim validen biraz rahatsız ilacımızdır bu." Ardından Nihal'den Ayşe'yi odadan çıkarmasını ister. Nihal ve Ayşe sultan büyük valide Nurbanu sultanı ziyarete gitmek için odadan çıkar çıkmaz Safiye soluğu oğlunun yanında alır ve ona ilacın hazır olduğunu söyler.
Safiye- Korkmuyorsun değil mi aslanım?
Mehmet- Hayır validem siz yanımda olduktan sonra ne korkum olabilir ki benim?
Safiye- Ala, o vakit kimseler gelmeden evvel bir yudum iç şundan. İnan bana yiğidim bu bizim tek çıkar yolumuz.
Mehmet ilacı yudumladıktan kısa bir süre sonra validesinin kollarına yığılır. Planın birinci aşaması da böylece tamamlanmış olur. Şimdi sıra ikinci aşamada yani haremi Mehmet'in ani rahatsizlığından haberdar etmektedir. Safiye öyle bir vayvalak koparırki odada, haremde işitmeyen kalmaz. Sesi duyan caiyeden kalfaya, sultanda valideye herkes Safiye'nin odasına koşar. Mehmet'in yerde yatan bedenini görenlerin gözleri şaşkınlık ve korkudan yuvalarından fırlar.
Derhal hekimlere haber verilir. Bir zaman sonra Nurbanu sultan'dan Mihrimah sultan'a Mihrimah sultan'dan hünkar'a kadar herkes Safiye'nin odasında toplanır. Hep beraber hekimlerin ağzından çıkacak kelamları beklerler.
Bu bekleyiş uzun bir bekleyiş olacaktır zira hiçbir hekim şehzadenin derdinden anlayamaz. Bu durum hünkarı kahretmektedir. Evladı gözlerinin önünde erimekte lakin o sessizce izlemektedir. Koskoca sultan Murat Han bir hastalık karşısında çaresizdir. Hemen Mehmet ile ilgili vermiş olduğu sancağa çıkma kararını geri alır ve evladının yanından bir an bile ayrılmak istemez. Bu karar Nurbanu sultanın hayallerini suya düşürse de Safiye'yi ziyadesiyle memnun etmiştir.
Nurbanu valide bu duruma nasıl tepki vereceğini bilemez olmuştur. Hem benim bir dediğimi iki etmez dediği evladı Murat dediğini yapmamış hem de Mehmet ve Safiye'den tam kurtuldum derken mehmet'in hastalığı çıkagelmiştir. nurbanu, "bu kadar tesadüf aynı anda olamaz bu işte muhakkak bir iş var" diye düşünür ancak hiçbir şey yapamaz.
Haremde bu olayın tesadüf olmadığını düşünen tek kişi Nurbanu sulatn değildir. Mihrimah sultan da aynı şeyi düşünmektedir.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sarayda İki Venedikli
Fiksi SejarahÖlümün kıyısında yaşanan hayatlar, harem cehenneminden cennete uzanan bir yol, kendi destanını yaratan, Osmanlı'ya kader katan aykırı bir kadın, güzeller güzeli Cecilia Baffo... Ve ona meydan okuyan, Osmanlı'ya diz çöktüren İtalyan güzel So...
