oylarınızı ve ypunlarınızı unutmayınİyi Okumalar
Lalisa
"Ateşten uzak dur, o güzel yüzünü yakmak istemezsin değil mi?" dediğinde kalbimi tekrar ve tekrar tekletmişti.
Kesinlikle.
Kesinlikle ama kesinlikle yaptıklarımla hissettiklerim uyuşmuyordu.
Tanrım, kendimi bipolar gibi hissediyordum.
Jinyoung'un tavsiyesine uyacağım derken hem çoktan kaybettiğim akıl sağlığımı hem de Jennifer'ı kaybedecektim.
Küçük kaçamağımızdan sonra Jennifer arabanın yakıtını parçalayıp çıkarmış sonra da arabayı benzinle çevirmişti.
Şimdi ise elindeki çakmağı arabaya ve arabanın içinde topladığımız cesetlere atmak için hazırlanıyordu.
"Bu kıvılcımları görüyor musun Lalisa?" diye sordu, konuyu nereye çekeceğini merak ediyordum.
"Görüyorum." dedim.
"Bana eskileri hatırlatıyor, bu çakmak." dedi ve nefesini genişçe dışarıya verdi.
"Aynı kıvılcımlarla aramıştım hislerimi hiçbir şey hissedemediğim yıllarda." dedi ve gözlerimizi buluşturdu.
Arabadan ve birbirimizden biraz uzaktık, gözlerimiz birbirine bakıyordu ve belki de şu an ilk defa...
Onu hissedebiliyordum.
Çok azdı, tutunmaya çalışıyordum ona.
Bana kendisini göstermiyordu ve söyledikleri sözlerle düşünmeye başlamıştım, belki de o da kendisini bilmiyordu.
"Ve şu an belki de biraz tırsmamı sağlasa da.." dedi ve elindeki ateşe baktı.
"Bu çakmağı atmanın zamanı geldi çünkü ben daha çok hislerimi siktir boktan bir çakmakla aramak istemiyorum Lalisa." dedi ve çakmağı arabanın içine attı, araba cayır cayır yanmaya başladı.
Düşündüğüm şeyi mi diyecekti?
"Ben.." dedi yanıma biraz daha yakınlaşarak, gözlerim hafiften dolmuştu.
"Sen?" diye sordum.
Gözlerime, gözlerimdeki yaşlara baktı.
Korkuyordu.
"Her neyse, hadi gidelim." dedi.
Tanrım.
***
Motoruna atlamış ve Choo'nun evine gelmiştik, sokaklar çok sessizdi. Saat gece bilmem kaçtı ironik olan ise bizim şu an Jane'e bakıcılık yapmak için onun evine gitmemizdi.
Motoru park etti, yüzüme bakmıyordu. Ben dışında her yere bakıyor ve ben de bana bakmasını söyleyemiyordum.
Kapıyı açtığı gibi kafasına bir biberon yemişti, buna kısıkça güldüğümde ki bugün gerçekten hiç güleceğim yoktu Choo hızlı adımlarla yanımıza gelmişti.
"Nerede kaldınız siz?" diye sordu sinirle.
Aynı zamanda sessiz olmaya çalışıyordu, tahminimce Jane yeni yeni uykuya dalmıştı, biz de ayakkabılarımızı çıkartmış ve içeri adımlamıştık.
"Lilis'e sor." dedi ve gözlerime baktıktan sonra Jane'in odasına geçti.
"Arabasına bindiğin kişilere noldu?" diye sordu Choo koltuğa oturarak.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hurt you
Fanfiction"Kimi öldürdün?" diye sordu sanki normal bir şeymiş gibi. "Sevgilimi." dedim yutkunarak. "Ne istediğini iyi bilir misin Pranpriya?" diye sordu ellerini motorun iki yanına koyup üzerime eğilerek, beni kesinlikle bu kısa süre zarfında deli edivermişt...