oy ve yorumlarınızı da unutmayin lutfeen
İyi Okumalar
Jennifer
İlk defa böyle bir hisse kapılıyordum, kaç senedir beni büyüten kadın ilk defa bu kadar günahkar görünmüştü gözüme.
9 yaşına bastı diyorlardı bana, oysa ben yaşımı sorsalar bilemeyecek hâldeydim.
"Biliyorsun Jennifer, bu çetede bizim bazı ilkelerimiz var." dedi, beni hiç bilmediğim bir yere götürüyorlardı.
Bu kadın beni hep sokaklarda yetiştirmişti, nasıl bu kadar lüks bir yere erişim sağlayabilirdi ki?
Ve eğer sağlayabiliyorsa benim buraya girebilmemin bedeli ne olacaktı?
"Sen de o ışık var görebiliyorum, sen benim varisim olacaksın. Seni sokaklarda yetiştirdiğim onca sene içindeki güçlü, Choizani kimliğini çıkar diyeydi küçüğüm." dedi anne dediğim kadın.
Büyük büyük adamlar ise ona Bayan Choizani diyordu.
Choizani dediği şeyden olayım diye mi onca sene bıçaklanmama, dövülmeme izin vermişti yani?
Ama o hep şöyle derdi etrafındakilere hatırlıyorum: "İlk defa bu kadar güçlü bir çocuk görüyorum, o güçlü bir ruhla doğmuş."
"İlkelerimizi sayar mısın benim için?" diye sordu beni kucağına alarak.
Saymaya başladım.
"Bir, asla çeteye ihanet etmeyeceksin." dediğimde kafasını sallamıştı.
"İki, koşullar ne olursa olsun hep güçlü olacaksın." dedim güçlü sesimle.
"Üç, duygular zayıflıktır öyle ki canının acıması ve ağlamanın bile yaptırımları olur." dediğimde kucağında beni zıplatmış ve son ilkeyi söylememi beklemişti.
"Dört, asla Bayan Choizani'nin sözünden çıkmayacaksın." dedim son olarak.
"Tabii ben ölmediğim sürece." demiş ve yanağımdan bir makas almıştı.
"Anne, beni nereye götürüyorsunuz?" diye sormuştum büyük bir kapıdan girerken.
"Hani söylemiştin ya bana 'anne sen ne iş yapıyorsan ben de o işi yapacağım büyüyünce ve senin kadar başarılı olacağım' zamanı geldi küçüğüm, şimdi her şey istediğin gibi olacak." demişti cevaben.
İyi de, ben büyümüş müydüm ki?
Biraz yürüdükten sonra birkaç şifreyle bir büyük kapıyı daha açmışlardı ve bomboş bir alana girmiştik, girdiğimiz gibi büyük adamlar şöminede ateş yakmış ve ellerine birkaç demir parçası almışlardı.
"Biliyorsun Jennifer ben hristiyanım, bu ülkedeki çoğu kişi gibi." dedi ve kestiği elinden akan kanı bir kaba akıttı.
Üstüne birkaç şey daha ekledi ve onu şöminede iyice kaynattı, hepsi birden boyunlarını açtılar ve haç şekildeki izlerini bana gösterdiler.
Ben ise bunu istediğime emin değildim.
Çok korkunç duruyordu.
Ve acı verici.
Fakat acı vermemesi gerekiyordu, bu, bu ilkelere aykırıydı.
Onlara uymam gerekiyordu değil mi?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hurt you
Fiksi Penggemar"Kimi öldürdün?" diye sordu sanki normal bir şeymiş gibi. "Sevgilimi." dedim yutkunarak. "Ne istediğini iyi bilir misin Pranpriya?" diye sordu ellerini motorun iki yanına koyup üzerime eğilerek, beni kesinlikle bu kısa süre zarfında deli edivermişt...