Günümüz - 1 ay sonra
Etrafında koşturup duran insanlara hafif bir tebessümle izleyen çocuk bu yoğunluktan çok fazla zevk alıyordu. İş olmadan geçen bir gün onun için çok sıkıcıydı. Bu yüzden her gün iş olsa her gün erkenden işe gelirdi. Bir ay önceki röportajdan sonra Hoon'un haberi oldukça ses getirmiş ve ilgi odağı olmuştu. Babasının istediği sonucu almasıyla Hao da memnun olmuştu.
Şimdi ise önceden anlaşmaları olan lüks bir markanın yeni koleksiyonu için kamera karşısına geçiyordu. Bu bir ay o kadar hızlı geçmişti ki sadece kendine odaklanmıştı. Düzenli rutini olmasa da kendine göre bir rutini vardı. Ve buna uymak için çok dikkat ediyordu, Hao. Tek bir hata bile istemiyordu.
Çekimin ikinci kısmına geçeceklerdi. Bu yüzden mola vermişlerdi. Hao gözleriyle etrafı tararken ona uzatılan beyaz gül ile karşısındaki çocuğa baktı.
"Ya! Teşekkür ederim!" Heyecanla kollarını sevdiği adamın boynuna doladığında coşkulu tepkisine karşın diğeri sakindi. Bunu fark edince kollarını geri çekmişti ama yüzündeki koca gülümsemeyi silmemişti.
"Şaşırtıyorsun beni," laf sokmadan duramayınca karşısındaki hafif bir tebessümle karşılık vermişti. "Demet almak çok gösterişli olur diye bir tane aldım. İlk işin hayırlı olsun," Hao söylediklerine hiç takılmayıp gülü kokladı. Hanbin'in kendisine aşık olmasını beklemiyordu ama en azından bu kadar ilgiye karşı karşılıksız kalmamasına şükür ediyordu. Kendisine verilen küçük bir şans kırıntısına tutunmuştu ve bu adamı kaybetmemek, kazanmak için her şeyi göze almaya hazırdı.
Hanbin ile beraber kulisine geçtiklerinde kimsenin olmadığı bir yer çok daha rahattı. Çevresinde sürekli ona bakan insanlar, Hanbin ile aralarında aşk iddiaları çıkarır diye korkmuyor değildi. Çok yakın olduklarını söylemiş olsa da yine de tedbiri elden bırakmak olmazdı.
"Sen bir şey yedin mi?" Hanbin'in onu inceleyen yüz ifadesine karşı başını iki yana salladı. "Hayır. Diyete başlamıştım bu çekim için, ona devam ediyorum." Gülerek giydiği kısa üst yüzünden belli olan karnını gösterdi. Neredeyse karın kasları var gibiydi. Eh, spora başlayalı üç ay olmuştu. Artık vücudu eskiye göre çok daha fit ve sağlıklıydı.
"Diyet; gün boyu bir şey yemeyerek yapılmaz. Bekle beni," Hao yanaklarını şişirip sıkıntıyla Hanbin'i beklemeye başladı. Karşısında bir spor hocası vardı. Ki bu kişiyi koruması hatta menejeri yaptığı için ultra baskı altında hissediyordu. Çünkü bir yandan da bu adamdan çok hoşlanıyordu.
Elindeki poşete baktığında kaşlarını çatıp makyaj masasına kalçasını yasladı.
"O ne?" Tereddüt içinde gözlerini dikmiş Hanbin'in elindeki poşete bakıyordu. Hanbin onun bu meraklı haline karşı inadına yavaş hareket ediyor gibiydi.
Çıkardığı kaba gözlerini ciğer görmüş kedi gibi diktiğinde hemen başını başka yöne çevirdi. Zaten çok acıkmıştı ama çekim bitene kadar bir şey yemek istemiyordu.
"Bowl yiyebilirsin," Hanbin, kabın jelatinini çıkarıp açmaya başlayınca hemen itiraza başlamıştı, Hao. "Şimdi yersem yüzüm şişer." Kendinden emin bir şekilde Hanbin'e baktığında yememek için ısrarcıydı. Bu kadar saat durduysa biraz daha dayanabileceğini düşünüyordu.
"Eğer yersen sana kocaman bir öpücük veririm," Hanbin tehlikeli bir şekilde güldüğünde Hao bu tuzağa düşmemek için istifini hiç bozmadı. Hanbin çatalı batırdıktan sonra ağzının önüne getirdiğinde dudaklarını birbirine bastırıp başını iki yana salladı. Hanbin artık Hao'nun karşı koyamayacağı bakışını ona attığında başarılı olmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
2 kids | haobin
Fanfiction- Hao ve Hoon ikiz olmalarına rağmen anne ve babalarının boşanması sonucu farklı yaşam tarzlarında büyümüş iki çocuktur. Bir gün Hoon'un ölüm haberiyle, Hao onun yerine geçer. Ve Hao o çok istediği Hoon'un hayatının bir cehennem olduğunu ancak ailey...
