22 (m)

3K 261 404
                                        

Bereketli bir yaz günü sabahı güneş dağların ardından yükselmeye başladı

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Bereketli bir yaz günü sabahı güneş dağların ardından yükselmeye başladı. Halk teker teker evlerinden ayrılıp işe koyuldu. Üzerine çiy düşmeden toplanması gereken bir sürü hasat vardı. Bu senenin mahsulünün kurak dolayısıyla çöp olacağını sanmışlardı ama durum oldukça iyiydi. Yıllardır bir savaşın içinde kalmayan, mahsülünü satamazsa zararlarını kralın karşıladığı bu halk Christopher'a minnettardı. Her sabah bunu hatırlamak hepsinin boynunun borcuydu. Eski kral düştüğünden beri nefes almaya başlamışlardı. Üstelik çocuklarının okutulması için destek alıyorlardı ve bu halkın da sarayın adamları arasına girebileceği demekti. Bu onlar için bir mucize gibiydi. Yıllardır olduğu gibi çiftçi doğup çiftçi ölme kaderlerini değiştirme şansı bir şerefti.

Sarayda da gün erken hatta her zamankinden fazla erken başladı. Yazın geldiği kesinleştiğinden bahçelerin temizliği yapılacak ve kıştan beri doğru dürüst tozu alınamamış onlarca misafir odasının tozları alınacaktı. Çünkü yaz demek misafir demekti. İmparatorluğun uzak şehirlerinden kontlar ve valiler aileleriyle birlikte teker teker davetler verilerek ağırlanacaktı. Üstelik hepsi çoktan kralın eşiyle görüşebilmek için mektuplar ve çay partisi davetleri gönderiyordu bile. Lakin genç omega ancak evliliğinin ilk dönemini atlatıyordu. Önce halkı selamlayacak ve sonra saraya misafir kabul edecekti. Dışarıdaki davetlere icabet etmesinin doğru olmadığını geçen gün Seungmin'den öğrenmişti.

Sarışın yeni ve dolu dolu geçecek bir güne odasında, yüzüne vuran güneşle uyandı. Parıldayan altın saçlarını yüzünden iterken avuçlarını üzerinde uyuduğu çıplak göğse yaslayıp başını kaldırdı. Yüzünde kocaman bir tebessümle mavilerini alfasına dikti. Henüz uyanmamıştı. Felix onun her zaman kendisinden erken uyanmasına alıştığından onun bu uykulu halini izlemek delicesine hoşuna gitmişti. Sürekli yeni bir yönünü daha keşfetmek, her yeni sabahla onunla tekrar tanışmak istiyordu. Alfanın alnını kapatan kıvırcık saçları geriye itip ona doğru uzandı. Açığa çıkan alnına kiraz dudaklarını bastırırken çıplak beline yerleşen elleri hissederek daha da keyiflendi.

"Günaydın." diye mırıldandı uykulu bir sesle Chris. Şişmiş dudaklarını doğru düzgün aralayamamış, gözlerini henüz tam olarak açamamıştı bile. Felix onun bu bir bebek kadar masum halini seyrederken neşeyle doluydu. İçi içine sığmıyordu. Bugün hayatının en güzel sabahıydı sanki. Mırıltılı seslerle olduğu yerde esnemeye çalışan Christopher'ın buruşan burnuna da bir öpücük koyduktan sonra belindeki eli tutarak onu kaldırmak için çekti.

"Günaydın!"

Neredeyse şakıyan bu ses Christopher'ı bir tebessümle doğrulttu. Sarışının çillerle bezenmiş çıplak göğsüne mini minicik bir buse kondurup onu kolları arasına aldı. Mis kokusunu içine çekerek kucağında küçücük kalmasını sağladı. Sarışın da olup bitenden memnundu. Olduğu yerde durmaya devam ederken Christopher'ın kıvırcık saçlarını parmaklarıyla tarıyordu. Bunu yapmaya bayılmıştı. Parmağının arasından kayıp giden saç telleri içini gıdıklıyor ve onda bir rüyadaymış gibi tatlı bir his uyandırıyordu.

kayıplar ve yaralar | chanlixBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin