5. BÖLÜM
Melisa'nın bakış açısından
***
"Evren, biraz sakin ol."
Odanın içinde artık saymayı bıraktığım sayıdaki dönüşünü tamamlarken beni duymuyordu bile. Onu izlerken başım dönmeye başladığında artık müdahale etme ihtiyacı hissetmiştim. "Rahat dur biraz, sen panik yaptıkça kolaylaşmayacak."
Yürümeyi tek bir hamleyle kesti. "Hayatımızın en önemli olaylarından birisini yaşamak üzereyiz. Asıl senin bu kadar sakin olman normal değil!"
Dudaklarımı birbirine bastırdım. Bugün kimin mirasçısı olduğumuzu öğreneceğimiz gündü ve Evren'in bu heyecanının sebebi bundan kaynaklıydı. Kimin mirasçısı olduğumu zaten bildiğim için bu konuda yaşayacağım bir sürpriz yoktu. "Elbette ben de heyecanlıyım. Sadece heyecanımı içimde yaşıyorum."
Evren, bütün heyecanını bastırarak bakışlarını üzerimde gezdirdi. Bu hareketi pek bir anlam ifade etmese de gözlerindeki şüpheyi görmek doğrusu beni biraz ürkütüyordu. Evren'in ne düşündüğünü anlayamadığım nadir anlardan birisini yaşıyordum. Bir şüphesi olduğuna emindim ancak neye karşı olduğunu anlamıyordum.
"Senin panik yapmana alışkın değilim, Evren. Otur şuraya." Omuzlarından tutarak oturması için onu yönlendirmeye çalıştım. Kıstığı gözlerini üzerimden ayırmadan komutlarıma uydu ve kendisini koltuğa bıraktı. Evren'in bakışlarından kaçmak için gözlerimi kaçırırken bile gözlerini üzerimde hissedebiliyordum.
Bu rahatsız edici atmosferden beni kurtaran kişi, kapıyı çalarak içeriye giren Beste oldu. "Evrim Hoca çağırıyor."
"Sonuçlar mı geldi?"
"Sonuçlar gelmiş olsa bütün okulu çağırırdı. Sadece dördümüzü çağırmış."
Gözlerimle sağlama yapmak için kaç kişi olduğumuzu saydım. "Dördüncü kişi kim?" diye sordum.
"Tahmin edin kim?"
"Kim?"
"Geçen gün okul dışında olanları öğrendi herhalde," diyerek kendince bir açıklama yaptı.
"Arda mı? Bu çocuk her seferinde karşımıza çıkmayı nasıl başarıyor?" diye sordum. Hatta Evrim Hoca'ya şikayet etmiş bile olabilirdi. Tanımadığım bir insanın, böyle bir olayıma şahit olması en son isteyeceğim şeydi. Beste'nin bilmediğini göstermek için yaptığı omuz silkmesinden sonra üçümüz de odadan çıktık.
Müdirenin bizi çağırması büyük oranda sorun demekti. Evrim Hoca'nın odasına çıkarken aklımda onlarca düşünce dolaşıyordu. Acaba annem mi söylemişti? Belki de Beste cesedi yok etmek için kendi annesinden yardım istediği için Gökçe Abla aramıştı? İçeride bizi garip bir atmosfer karşıladı. Evrim Hoca'nın oldukça heyecanlı ve daha da fazla gergin olduğunu fark edince merakla ilerlemeye devam ettim. Arda, odanın kenarındaki koltuklardan birisine oturmuştu. Evrim Hoca'nın aksine çok rahat gözüküyordu. Bu rahatlığı ciddi anlamda gözüme batıyordu.
"Gelin çocuklar." Bizi içeriye davet etti.
Üçümüz yan yana dizildiğimizde Arda da oturduğu yerden kalkıp bize katıldı. Evrim Hoca, çekmeceyi açıp içinden 4 tane zarf çıkartırken başta zarfları elinde sıkı sıkı tutarak bekledi.
"Sonuçlar geldi," dedi.
Her şey şu an anlam kazanmıştı. Rol yapmanın zamanı geldi demekti. Evren, kaşlarını çatarak sordu. "Anlamadım. Sadece bizim sonuçlarımız mı geldi?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Atlanta'nın Kalbi | Tamamlandı
FantasyMelisa Karahan, hayatını hatalar üzerine kurmuş olan hikayenin kötü karakteriydi. Kaderine boyun eğmiş ve karanlık tarafa teslim olmuştu. Böyle bir yaşam sürmesinin bazı bedelleri vardı. Dost bildiği insan tarafından sırtından bıçaklanarak öldürüldü...