2.4

4.4K 593 348
                                        

200 yorumm

***

Bir pazartesi sabahı daha keyifli keyifli emniyete geçen Seungmin kahvesini yudumlayarak masasına ilerlemişti ki kendi masasında uyuyan Changbin'i görür görmez kaşları çatıldı. Şimdi bu görüntüdeki kişi Hyunjin olsa umursamazdı ama Changbin olunca şaşırmıştı.

"Şşt," diye seslenip kahvesini önüne bıraktı. "Ne oldu sana? Ayrıca niye bu kadar erken geldin?"

Changbin iç çekerek doğruldu, esneyip gözlerini ovuşturmuş "Geceden geldim," demişti. Seungmin "Ne alaka lan?" dediğinde ise cevap verecekti ki bu sırada içeri Felix girmiş, masasına ilerleyecekti ki Başkomiser odasından çıkmıştı.

"Felix, odama gel."

Felix kafa salladı. "Tamamdır komiserim."

Direkt eşyalarını bırakıp onun odasına geçtiğinde Changbin "Sonra anlatırım," diye geçiştirdi. İkna olmasa da söz alınca Seungmin de masasına geçmiş, sırayla herkes gelirken oda da dolmaya başlamıştı.

Bir saatin sonunda Felix ve Başkomiser odadan çıkarken "Beyler," demişti Chan. "Bana verin odağı."

Herkes onlara dönerken "Narkotikle beraber bir davada çalışacağız," dedi ve davayı anlatmaya başladı. Onlar merakla komiseri dinlemiş en son Chan "Küçük ajan da," demişti. "Onların içine sızıp istihbarat toplayacak. Seungmin, Felix ile sürekli iletişim halinde olacaksın."

"Tamamdır Başkomiserim."

"Operasyon ayarlanana kadar da Felix'i tanımak yok."

Bunun üzerine çalışmalar yapılırken Seungmin ve Felix sahte kimlik, sahte geçmiş ayarlamış, narkotik ile beraber hareket ederek tüm gün onunla uğraşmışlardı. En sonunda Felix çıkıp gitmiş, işlerini bitiren Seungmin de "İçelim," diyerek arkadaşlarını toplamıştı.

Changbin, Hyunjin ve ona baktı ardından da kafa salladı. Hep beraber ayaklanırken Seungmin arabasına doğru ilerlemiş, cebinden çıkardığı telefonu ile Minho'yu aramıştı. Saniyeler sonra telefon açılırken "Naber?" diyerek direkt konuşmaya girdi.

Minho telefonu omuzu ile kulağı arasına sıkıştırdı. "İyidir yakışıklı, senden naber?"

"İyidir benden de, ne yapıyorsun?"

"Eve geçeceğim, hazırlanıyorum. Sen? Bir şey mi oldu?"

Onu kadar iyi tanımasıyla güldü Seungmin ve ağzındaki baklayı çıkardı. "Bizim bugünkü yemek planını ertelesek olur mu? Changbin'i pek iyi görmedim de Hyunjin, o, ben dışarı çıkıp içeceğiz biraz."

Minho çantasını omuzuna attı. "Tabii, tabii. Sorun değil, tam olarak neyi var?"

Arabayı çalıştırdı polis. "Göreceğiz onu bakalım, iyi o zaman. Ben araba süreceğim, kapatmam lazım. Dikkat et."

"Ederim." dedi Minho, güldü. "Çok içme, araba kullanamazsın yoksa. Kapatıyorum ben de, öptüm."

"Önce sen kapat."

"Salak." deyip bir anda telefonu kapatan doktorla Seungmin kahkaha atmış, arabayı çalıştırıp kararlaştırdıkları yere sürmüştü. Hyunjin sojuları doldururken "Abi," dedi Changbin sıkıntılı bir nefes vererek.

"Felix beni öptü."

Hyunjin daha ilk içeceğini direkt püskürttü. "Ne?"

Seungmin de şaşkınlıkla kaşlarını çatmıştı. "Cidden, ne?"

Gözleri Changbin'in üzerinde iken Changbin o anı düşünüp içmiş, sıkıntıyla yüzünü ovuşturmuştu. Birkaç dakikadan sonra "Dün gece," dedi. "Yemek aldım ona geçtim ben, biliyorsunuz Felix ile beni, hep yaptığımız şey zaten. Yemek yedik falan ama bir şeye kafası takılmıştı."

teeth, 2min ✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin