36: Düşerken sana tutundum

60 8 0
                                        

1,5 Yıl Sonra

Üniversitenin ilk yılını Oxford'da tamamlamıştık. Efe Yazılım Mühendisliği okurken ben hukuk okuyordum. İkimiz de hayallerimizin peşinden gidiyorduk.

"Efe kazanmışız. İnanabiliyor musun?"
Gamzelerini belli ederek sevinçten ufak bir çığlık atıp ufak bir sevinç dansı yapan halime baktı.

"Birlikte o kadar çok çalıştık ki inanmamak elde değil." Beni elimden tutup dizinin üzerine oturttuğunda ufak bir çığlık attım. Saçlarıma tüy kadar hafif bir öpücük kondurduğunda ise iç geçirdim.

"Başardık."

"Evet sevgilim, herkese inat hayallerimizin peşinden birlikte koşacağız."

***
İlk hafta, okulu gezip birbirimize 'burası Oxford' demekten başka bir şey yapmadık. Efe'nin gözleri hep parlıyordu. Her adımda daha da büyüyordu bu yerin etkisi üzerinde. Oysa ben... henüz buraya ait olduğumu hissedemiyordum. Her köşe, her bina, her yol çok eski ve bir o kadar da uzak geliyordu. Ama Efe'nin varlığı, her anı özel kılıyordu.

Kütüphane ilk durağımız oldu. Bodleian Library. İnsan bir yerin bu kadar büyüleyici olabileceğini nasıl hayal eder ki? Kitap kokusu, eski sayfaların hafif kırışı, her bir kitabın seneler içinde taşıdığı hikâyeler... Bu kütüphaneye her gittiğimde bir kadının sesi yankılanıyordu kafamda: "Hayat sadece, okumak kadar değerli."

Efe'nin sesini duyduğumda, gözlüklerini çıkarıp bana baktı. "Ne düşünüyorsun?"
"Bir gün bu kitaplardan biri benim hikâyemi anlatacak, belki de," dedim.

Efe gülümsedi ve sadece bir adım attı. "O zaman başla yazmaya."
Ve o an, hayalimin biraz daha gerçeğe dönüştüğünü hissettim.

Kütüphane sonra bizim için bir yuvaya dönüştü. Her hafta sonu orada vakit geçirir, ders çalışırken bile bazen birbirimizin gözlerinde kaybolurduk. O anlarda sessizlik en derin bağımız oluyordu.

***

Araştırma yaparken önüme gelen saç tutamlarına üfleyip kısa bir an duraksadım. Ardından tekrar yazmaya başladığım sırada yanağıma bırakılan öpücükle hızla omzumun üzerinden arkama döndüm.

Altın hareler üzerime doğru eğildiği için suratlarımız arasında tehlikeli bir mesafe oluşmuştu ,benim ani dönüşüm yüzünden.

Afallayarak ona baktığımda benim aksime onun yüzünde muzip bir ifade vardı. "Kütüphanedeyiz." Fısıldadığında elim ayağıma dolaşarak önüme döndüm.

Bize bakan birkaç çift göz görmemle birlikte kızarmaya başlayan yanaklarımı gizlemek istercesine başımı önüme doğru eğdim. Efe yanımdaki boş yere oturduğunda ona kaçamak bir bakış attım.

Çenemi tutup ona bakmamı sağladığında suratındaki muzip ifadenin yerinde olduğunu görmemle kaşlarımı çattım. "Rezil olmamamız neden sana bu kadar eğlenceli geldi anlayamıyorum."

Kısık fısıltıma karşılık dudakları yukarıya doğru kıvrıldı. Ardından omuz silkerek kitaplarını çıkarmaya başladı. "Çalışırken çok tatlı görünüyordun, dayanamadım." Dudaklarım aralandı. Ama bir şey söyleyemedim.

Olur olmadık yerlerde bir şeyler söyleyip dengemi alt üst etmeyi başarıyordu.

***

Üniversite okurken bir yandan da Efe'nin kurduğu şirketi büyütmek için birlikte çalışıyorduk. İlk yıl ev tutmak yerine okulun yurdunda kalmayı tercih etmiştik.

"İyi geceler beyefendi." Ona flörtöz bir gülümsemeyle baktığımda başını omzuna doğru yatırıp bana baktı. "Bu yurt meselesi canımı sıkmaya başladı. Ben bir gün bile sana sarılıp uyuyamayacak mıyım?"

Siyal Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin