Yorum yapmayı unutmayın...
...
"Daha iyi misin insanoğlu," diye mırıldandı Eris, yüzüme düşen saçlarımı geriye doğru taradı.
Aergia'nın tembelliğini üzerimden atmaya başlamıştım yavaş yavaş ve sanırım bu tembellik yüzünden tüm düşüncelerim -Minho hakkında olan düşüncelerim- kayboluvermişti. Ah, utanç verici...
Kafamı sallayarak küçük çocuğu onayladığımda "Özür dilerim," diye fısıldadı. Mahçup bir ifade takındı ve sanki ona kızacakmışım gibi dikleşip kafasını eğdi. Minho onları en ufak hatalarında -bu ufak bir hata değildi oysa- cezalandırıyor muydu?
"Bir suçun yok." Boğuk çıkan sesimle duraksadım bir süre. Bundan bir veya iki saat önce konuşamayacak kadar tembeldim, şimdiyse yavaş yavaş o tembelliği atıyordum üzerimden.
"Willy yü-"
"Hayır, hayır, hayır." Kafasını hızla iki yanına salladı sözümü keserken. Kafasını kaldırıp bana baktı. "O sadece babamı düşündü, kötü bir amacı yoktu."
Kaşlarım çatıldı. Kardeşini suçlamak istemiyor muydu yoksa babalarından mı korkuyordu bilmiyorum ama nedense Minho'dan korktuklarını düşünüyordum. Onlara gerçek yüzünü göstermiş olmalıydı.
"Babandan mı korkuyorsun?" Zar zor yattığım yerde dikleşip sırtımı yatak başlığına yasladım. Eğer öyleyse konuşurdum onunla fakat beni dinler miydi? Sanmıyorum, o kendi bildiğini yapan biriydi.
Gözlerini etrafında gezdirdi Eris. "Hayır."
"Emin misin? Doğruyu söyle Eris, konuşurum onunla." Beni bu duruma sokan çocuklara yardım etmek için konuşur muydum onunla gerçekten, nilmiyordum ama bir çocuğun ceza almasına --lordun cezalarının ağır olduğunu düşünüyordum- göz yumamazdım.
"Biz çok yaramazız," diye mırıldandı Eris gergince. "Yani en yaramazımız Willy aslında fakat sadece kendisi cezalandırılmasın diye bizde ona eşlik ediyoruz."
Derin bir nefes aldı, yatağa oturdu ve gözlerini gözlerime dikti. "Cezaları çok mu ağır? Tanrı aşkına, siz daha çocuksunuz."
"Sanırım bizim için en ağır cezası, yan yana olamamamız. O evreninde herkesin sevgisine sahip olan, istediğini yaptıran birisi. Bizse yapayalnızız. Bazen bizi mi cezalandırıyor yoksa annemi mi cezalandırıyor, ayrıt edemiyorum."
Onlar kötülüğün tohumlarıydı. Etrafta rahatça gezinmeleri şeytan için iyi bir şey olmalıydı. Minho'nun onları herkesten saklıyor oluşunun sebebi bu muydu, sanırım. O zaman şeytandan bile saklıyor, kaçırıyordu onları.
Gerçekten seviyor muydu yedi günahı?
Sorgulamak çok saçmaydı. Gözlemlerimden yola çıkarak anlatırsam onlar, Minho'nun her şeyiydi. Çok seviyordu onları.
Fakat küçük çocuğu dinlediğim zaman bu sevginin doğruluğunu sorguluyordum.
"Onun dışında diğer cezaları ağır değil. Bazen yaşadığımız yeri bize temizletir, bazense oyun oynamaz bizimle. Ama Willy'nin yaptıklarından bıktı ve en ufak hatasında bir daha onunla konuşmayacağını, annemizin yanına göndereceğini söyledi."
Ve Willy'nin aptalca düşünceleri, davranışları yüzünden birisi zarargörmüştü; lordun çok sevdiği askerlerinden birisi zarar görmüştü.
Odanın kapısı tıklatıldığında Eris hızla oturduğu yerden kalktı, birkaç adımla yataktan uzaklaştı ve kapıyı açan kardeşlerine baktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Universe Ruler/ Bangİnho
FantasyKehanet rüyaları gören bir insanoğlu, evrenin hükümdarı olmak isteyen bir lordun dikkatini çekmişti.
