13

149 31 16
                                        

Yorum yapmayı unutmayın!

...

"Oynarız diye kutu oyunu getirmiştim," diye mırıldandı Hyunjin iki de bir salladığı kutuyu tekrardan sallayıp ses çıkartırken.

Onun bu haline göz devirirken ben, Minho kaşlarını çatmış ve "Kutu oyunu da ne," diye fısıldamıştı bana karşı.

Dün kitapçıda, o adama ne yaptığını bilmiyordum. Anlatmamış, bende sormamıştım. Kitapçıdan çıktıktan sonra bir süre daha sokakta dolaşmıştık. Eve döneceğimiz sırada da Hyunjin aramış, taburcu olduklarını söylemiş ve ilk işinin yarın yanıma gelmek olduğunu bildirmişti. Reddetmiştim ben oysaki. Geri beni dinleyen kimdi ki?

Şimdiyse Hyunjin'in imalı bakışları altında onun getirdiği saçma oyunları oynamak zorununda bırakılıyordum.

"Hyunjin ile oynarsan epey sıkıcı bir şey."

Anlamamış gibi baktı suratıma fakat başka bir şeyde sormadı. Omuz silkti ve koltuğa yerleşip televizyonu açtı.

Artık ezbere bildiği tuşlardan çizgi film kanalının numarasını girerken telaşla kumandayı çekip aldım ve televizyonu kapattım. Bu ikilinin yanında çizgi film izleyemezdi. Çünkü verdiği tepkiler ve yaşı, çok garip kaçardı ve bir de onlara açıklama yapmak zorununda kalırdık.

Kaşlarını çatarak bana doğru döndü, kendimi açıklama ihtiyacı hissettim. "Onlar yeterince gürültülüyken bir de şunu eklemeyelim."

Yüzünü buruşturdu. "Kov onları o zaman."

Hyunjin'den pek haz etmiyordu. Nedenini sorduğumda "Çünkü benim iyi kalpli insanoğlumu küçümsüyor," diye karşılık almış, sessizliğe bürünmüştüm. Bu tarz konuşmaları kalbimi hızlandırıyor, yanaklarımın alev alev yanmasına sebep oluyordu.

"Kartta oynayabiliriz," diye mırıldandı Jisoo çantasından çıkarttığı desteyi sallarken.

Minho'nun dikkatini çekmişti. Hafifçe dikleşip Jisoo'ya bakmış, daha sonrada elindeki destede gezdirmişti gözlerini. "Nasıl oynanıyor?"

"Sevmiyorum ben," diye homurdandı Hyunjin, Jisoo'nun Minho'ya oyunu anlatmasına izin vermeden.

"Bende senin sesli, saçma kutu oyununu sevmiyorum." Kollarını önünde birleştirdi Minho, ters ters baktı Hyunjin'e.

Dudaklarını büzerek karşılık verdi Hyunjin, başka bir şey demeden Jisoo'nun kartlarla nasıl oynanacağını anlatmasını dinledi.

Oyun anlatımı bitince de hınzır bir gülümseme sundu Jisoo ve "İşleri biraz daha heyecanlı yapalım," diye mırıldanarak karıştırdığı destekeri dağıttı, kartları yanına koyup cebinden cüzdanını çıkardı. Cüzdanından para alıp ortaya koyarken gözlerini üzerimizde gezdirdi.

"Kazanan tüm parayı alır."

"Hep sen kazanıyorsun," diye yakındı Hyunjin. Bu yüzden sürekli para kaybedip duruyordu, Jisoo'ya kanıyor ve parasının bir kısmını ona yediriyordu.

"Oynayalım." Minho heyecanla konuşup Jisoo'nun önüne oturdu ve dağıtılmış kartlardan birini aldı eline.

Arka cebinden çıkardığı birkaç parayı Jisoo'nun parasının üzerine bıraktı, göz ucuyla bana bakıp göz kırptı ve kendinden emin bir gülümseme ile elindeki kartlara döndü.

"Kumarbaz bir tip," diye mırıldandı Hyunjin gözlerini kısarak Minho'yu incelerken. "Jisoo bu konuda epey iyi, seni sömürür."

"Eh bende fena değilim." Omuz silkti Minho. "Ben sizi sömürmeyeyim, dikkat edin de."

Universe Ruler/ BangİnhoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin