Yorum yapmayı unutmayın
İyi okumalar...
...
Şeytan, Hyein'in vücudunu ele geçirip Minho hançer saplamasının ardından ortalık bayağı karışmıştı.
Bir portal açılmış ve yedi günah, babalarına bir şey olduğunu hissetmiş gibi portaldan çıkıvermişlerdi. Hyein, Minho'dan uzaklaşıp kanla kaplı hançerle bize doğru döndüğünde yedi günah kendilerince arkama saklanmaya çalışmış, şeytanın "Siz bana aitsiniz, buraya gelin." tarzı söylenmelerini umursamadan benim yakınımda durmaya devam etmişlerdi.
Sonraysa görüş açıma Maya girmişti. Hyein'e saldırmış, yere yığılan lordundan uzaklaştırmıştı şeytanı. Lakin Hyein, Maya'nın saldırılarından kolayca sıyrılıyor ve Maya'ya karşılık veriyordu. Şeytan, bir insanın vücudunu kontrol ediyor olsa bile epey güçlüydü.
Changbin yere oturmuş, kafasını koltuğa yaslamış lordunun yanında diz çöktü. "Lordum." diye fısıldadı Minho'nun omzuna dokunurken. Minho'dan hiçbir tepki alamayınca omuzlarını kavradı, lordunun kafasını göğsüne bastırdı ve "Jisung." diye seslendi güçsüzce. Sesinden çaresizliği ve korkusu epey belli oluyordu.
"Baba." diyerek Minho'ya doğru koşan Willy ile birlikte en sonunda vücudumu hareket ettirip yerdeki ikiliye doğru ilerledim. Changbin'in önünde diz çöktüm, gözlerimi Minho'nun yüzünde gezdirdim.
"Çok kan kaybediyor." Changbin'in mırıltısı ile birlikte Minho'nun göğsüne kaydı gözlerim, Changbin eliyle baskı uygulasa bile lordun kanı akmaya devam ediyordu.
"Bir şey yap." Eris bana bakarak mırıldandığında elim ayağıma dolaştı iyice. Ben ne yapabilirdim ki? İyileştirme gücüm yoktu, Minho'nun anlattıklarından yola çıkarsak eğer ben sadece etrafıma zarar veriyordu. Aynı şu an olduğu gibi.
Minho'ya inanmış olsaydım ve şeytanın anlattıklarını dinleyip Minho'yu buraya çağırmasaydım, şu an bu durumda olmayacaktık. Minho kendi evreninde olacaktı, karşımda can çekişiyor değil. Tanrım... Ben etrafa zarar vermek için mi doğmuştum?
"Lütfen." diyen Fury, koluma dokunup yalvarırcasına bana baktığında gözyaşlarım usul usul süzüldü yanaklarımdan. Hiçbir şey yapamazdım! Neden benden bir şey ümit ediyorlardı?
"Jisung!" diye bağırdı Changbin tekrardan. Onu ilk kez bu kadar çaresiz görüyordum; gözyaşları yanaklarından kayıyor, Changbin düşmelerine izin vermeden kanlı eliyle yüzünü siliyordu. "Lütfen." Changbin'in fısıltı gibi çıkan sesinin ardından "Neler oluyor?" diye soran Jisung'un gür sesi duyuldu.
Kafamı çevirip ona baktı. Önce Maya'ya ve onun en sonunda yakalayıp duvara yasladığı Hyein'e bakmış, sonraysa gözleri bizi bulmuştu. "Changbin." diye mırıldanmış, birkaç büyük adımda yanımıza gelmişti. Gözleri yerdeki kanlar içerisindeki kardeşini bulduğunda büyümüş, "Yüce Tanrım." diye fısıldamış ve çocukların kenara çekilmesiyle yanımda diz çökmüştü.
Elini kaldırıp Minho'nun göğsündeki yaraya ilerletirken "Nasıl oldu bu?" diye sordu ve ellerinin arasından beyaz bir ışık süzüldü. "Bu normal değil Changbin. Biz lordlar, öyle her silahla yaralanmayız. Bunu kim yaptı?"
"Şeytan." dedim boğuk bir sesle. "Bir hançerle... Neden?"
"Şu lanet iblis." diye homurdandı Jisung, elini Minho'nun göğsünden çekti. "Yarasını kapattım. Ama çok kan kaybetmiş ve zihnini koruyabilmek için epey bir enerji harcamış."
"Derin bir uyku?" diye sorarcasına konuştu Changbin. Şeytan onu aldattığında da bunu yaşamıştı, derin bir uykuya yatmıştı toparlanmak için. Peki bu kez uyanabilecek miydi gerçekten?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Universe Ruler/ Bangİnho
FantasyKehanet rüyaları gören bir insanoğlu, evrenin hükümdarı olmak isteyen bir lordun dikkatini çekmişti.
