Yorum yapmayı unutmayın
İyş okumalar
....
Hyunjin'in sırtına yastık yerleştiren Jisoo'yu izlemeyi bir kenara bırakıp Hyein'e doğru döndüm. Elleri arasındaki kolyenin kırmızı taşına bakıyor, gülümseyip duruyordu. Delirmiş olmalıydı.
Kırmızı taş hafifçe parladığında Hyein kafasını kaldırdı, yanımdaki boşluğa baktı ve kaşlarını çattı. "Abi," diye söylenerek bana çevirirken gözlerimi ne yaptığımı anlamayarak baktı ona. Sadece bakmıştım yahu, bir şey yapmamıştım ki. "Bana deli mi diyorsun sen?"
Kurduğu cümleyle kaşlarım havalanırken "Ne," diye mırıldandım. Az önce zihnimi mi okumuştu? Hayır, olamaz. Onun böyle bir gücü yoktu ki. Kafamı hafifçe eğip yan tarafıma bakarken yutkunmadan edemedim. Doğru ya, o kırmızı taş Hyein'e ruhları gösteriyordu. "Sakın..."
Kıkırdadı Hyein. Tabii çocukluğundan beri böyle şeylere maruz kaldığı için oldukça rahattı hanımefendi, benim hissettiklerimi nereden bilsin yani. "Aynen öyle abi. Ama merak etme, sana zarar vermezmiş."
"Dur tahmin edeyim." diye mırıldandı Jisoo kafasını çevirip bize bakarken. "Minho yüzünden, değil mi?"
Hyein kafasını sallayarak onayladı onu, kıkırdadı taşı sıkıca tutarken. "Hâlâ onun değerli insanı mıısn ki sen?"
"Kapa çeneni Hyein."
Hyein dudaklarına hayali bir fermuar çekmeden önce tekrar kıkırdadı ve kolyeyi boynuna taktı. Yaşamının bu taşa bağlı olması, ona bu kadar iğrenç bir güç vermesi -hayaletleri görmek ve ölümün yakınlığını fark etmek kesinlikle iğrençti- ve bunların hepsini ölümün ta kendisinin yapması Hyein'de Minho'ya karşı bir sempati kurmasına sebep olmuştu. Sonuçta ölüm, küçük bir kıza yaşam bahşetmişti.
Jisung'un askerlerinden olan Luna hâlâ yanımızda, Hyunjin'i yarım saate bir kontrol ediyordu. Düş lordunun eşinin onu bu kadar kolay rahat bırakmayacağını söylemişti. Lakin geçen şu birkaç saatte Hyunjin'e hiçbir şey olmamış, Luna'da Düş lordunun eşinden hiç bahsetmemişti. Belki de Minho hem onun çocuklarını hem de onu öldürmüştü, bunu çok sinirlenirse yapardı çünkü. Ama o zaman ne olurdu? Düş lordu eşi ve çocukları ölünce ne yapardı? Onları öldüren Minho'dan intikam istemez miydi?
"Ben ölümsüz olabilir miyim acaba?" Hyein'in mırıltısı ile birlikte düşüncelerimden sıyrılırken kırmızı taşa bakarak konuşan kıza baktım. Bu meseleyi abartmaya başlamıştı.
"Hayır, değilsin." diyerek reddetti onu Luna. Kollarını önünde birleştirmiş, duvara yaslanmış ve Hyein'i baştan aşağı incelemişti. "Taş sende olduğu sürece belki evet ama Ölüm lordu buna izin vermez."
"Neden ki? Ben küçükken hayatımı kurtaran oydu."
"Bir kısımda yanılıyorsun ufaklık. Hayatını kurtaran benim lordumdu, Ölüm lorduysa onu dinlemiş biri." Sırtını duvardan itip koltuğa doğru yürüdü, Hyunjin'in arkasında durdu. "Aynı şu an olduğu gibi. Lordum olmasaydı, o sevgili arkadaşınızı ölüme terk ederdi. Çünkü onun doğası bu, birilerinin ölmesi veya yaşaması onu ilgilendirmiyor."
Bu kızın Minho ile alıp veremediği şey neydi bilmiyorum ama ondan nefret ettiğine adım kadar emindim. Daha önce kavga falan mı etmiştilerdi? Olamaz, Minho kendisinden zayıf bu varlığı hayatta bırakmazdı öyle olsaydı; bu sefer Jisung'u dinlemeyeceğine emindim.
"Ve boynundaki taş, ölüm taşının bir parçası. Bir gün taş prçalarının hepsini toplayacak."
"Taş şeytan yüzünden mi parçalara ayrılmıştı?" Sorumla birlikte Luna, Hyein'de gözlerini bana çevirdi. Bana olan bakışları da farklıydı. Aramızdaki güç farkını hissediyordu sanırım çünkü ona baktığımda bir korku hissetmiyordum ben lordlara baktığım gibi. Sanırım haklıydılar, ben bir lord gücündeydim ve bir aptal olarak kullanamıyordum güçlerimi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Universe Ruler/ Bangİnho
FantasyKehanet rüyaları gören bir insanoğlu, evrenin hükümdarı olmak isteyen bir lordun dikkatini çekmişti.
