23

127 23 53
                                        

Yorum yapmayı unutmayın

İyi okumalar...
...

"İnsan." diye mırıldanan daha önce hiç duymadığım bir sesle gözlerimi aralarken ne ara uykuya daldığımı sorgulamadan edemedim. En son Hyunjin'i kontrol etmiş, Hyunjin'i tek bırakmamak için salondaki yer yatağına uzanırken Jisoo ile konuşmuştum. Sahi nasıl bir anda uykuya dalmıştım?

"İnsanoğlu." diye tekrarlayan sesin sahibi ile yine bir yere çağrıldığımı fark edip hızla dikleştim ve sesin sahibine baktım. Altın sarısı saçları loş odada parlayan adam, taht gibi bir şeyin üzerinde oturmuş duygusuzca bana bakıyordu. O sanırım Minho'nun adını bile anmadığı kardeşlerinden biriydi ve ben büyük bir tehlikenin içerisindeydim.

"Kimsin?"

"Beni tanımıyor musun?"

Tanısam sorar mıydım sence? Neden aptal lordların hepsi beni buluyordu ki? Ne biçim bir kaderim vardı benim, anlamış değildim. "Kimsin?"

"Düş lordu." Oldukça sakin bir ifade ile konuşup kendini tanıtan lordla birlikte gözlerim büyüdü, oturduğum yerden hızla kalktım. Sikeyim, ne işim vardı benim burada? Bu lord beni öldürecekti kesin.

"Neden buradayım?"

"Korkma, sana zarar vermem." Tahtından kalktı, bana doğru birkaç adım attı. Bana yaklaşırken sanki güvenimi kazanmaya çalışıyormuş gibi önce belindeki kılıcı yere bıraktı, sonraysa hançerini. "Çünkü Ölümün değerli insanına ve çevresine zarar verirsem benim için iyi olmaz."

"Eşin..." diye mırıldandığımda kafasını sallayarak onayladı beni ve "Öldü." diye fısıldayarak tamamladı cümlemi. O kadar duygusuz görünüyordu ki ölen kişi eşi değil de yoldan geçen herhangi biriymiş gibiydi. Düşüncelerimi anlayabiliyormuş gibi omuz silkti. "O kadını hiç sevmemiştim zaten, önemsizdi. Tek bir işe yaradı, Ölüme çocuklarımın canı karşılığında onun canını sundum."

"Minho'ya, kendi eşini öldürmesini mi söyledin?"

"Çocuklarımın ölmesine izin mi verseydim?" Kollarını önünde birleştirdi, gözlerini üzerimde gezdirdi.

"Ve Minho, seni dinledi mi?"

Kafasını sallayarak onayladı beni. "Ona önemli bir bilgi verdim bir de."

"Önemli bir bilgi?" diye sorarcasına konuştuğumda kıkırdadı, uzanıp gözlerimi kapatan saçlarımı geriye çekti. Bana dokunuşundan rahatsız olup bir adım geriye çekilirken saçımı önüme taradım, onunla pek göz teması kurmak istediğim söylenemezdi.

"Bilmek ister misin?"

Sanmıyorum. Öncelikle bana vereceği bilgiye karşılık ona verebileceğim bir şey yoktu ve son olaraksa Minho ile anlaşmamızı bozmuştum, beni ilgilendirmezdi. "Hayır."

"Ah ama ben sırları paylaşmayı severim." Kafasını geriye yatırdı, altın sarısı gözleri ürkütücü bir şekilde parladı. "Ve hakkında büyük bir sır biliyorum."

"Aman... Hakkımdaki her şeyi tüm lordlar biliyor zaten."

"Hayır, hayır. Bu sırrı sadece ben ve evrenin hükümdarı biliyor."

"Ne?" Hakkımda Minho'nun ve benim bilmediğim bir şey mi vardı? Kesinlikle olamaz, beni kandırmaya çalışıyordu. Onun saçma tuzaklarına düşmemeliydim.

"Neden bu kadar güçlü olduğunu hiç sorgulamadın mı? Bir lord gücündesin. Gerçekten insan mısın sen?"

"Neyden bahsediyorsun sen?"

Universe Ruler/ BangİnhoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin