Yunho birisi duydu mu diye etrafa bakınca kimsenin onlara bakmadığına emin olunca elini pisliğin teki olan şerefsizin elinden çekip kızının beline doladı. San'ın kuzen diyip onu yanından uzaklaştırmasıyla şükür dedi içinden. Yoksa ağız burun dalacaktı.
" Bu kadar erken gelmekle iyi ettiniz." Kaynanasının dediği şeyle göz devirdi. Sanki bayram bugündü. Kızıyla birlikte hemen merdivenleri ilerledi. İlk basamağı çıkınca geriye dönüp Woo'yu görünce yukarı işareti vermişti. Önüne geri dönüp uçar adım odasına ilerledi. İçeri girince kapıyı kapatıp kızını yatağın üstüne koydu. Bu şerefsizin bunlarla akraba olması resmen beyninden aşağı kaynar sular dökmüştü.
Açılan kapıyla içeri Hwa ve Woo girince ayağa kalkıp kapıyı kapatıp kilitledi. Beti benzi atan yüzünden bir şeyler var hissine kapılan ikili ise suratına bakıyordu. Yunho ise ellerini kapıdan çekip yatağa adımlayıp kızının yanına oturdu. Söyleyip söylememek arasında gidip geliyordu.
" Noldu kız çağırdın bizi? Boş boş bakmak için mi?" Yunho yorgunluktan uyudu uyuyacak olan kızından gözlerini çekip eltilerine baktı.
" Yoona'nın babası burda. Şerefsiz adi gavat Song Sanghyuk babası."
" Ney!" Eliyle ağzını kapatan Hwa, dona kalmış Woo ve ne yapacağını bilmeyen Yunho kadro mükemmel. Sinirden ağlayacaktı şimdi. Birde bu ismi biliyorsun diyordu. Aşağı inip sikini kesip köpeklere yem etse kaç yıl yatarım diye düşünüyordu. Birde kızını kucağında taşıyordu Mingi hem nasıl verirdi kucağına. Hoş bilseydi vermezdi biliyordu.
" Mingi bilmiyor dimi?"
" Onun Mingi'nin kuzeni olduğunu bile bilmiyordum hyung. Ne yapacağım şimdi? Ya kızımı almak isterse? Dava açarsa? Mingi'ye nasıl anlatacağım aramız zaten kötü birde bu gerçek onu sarsarsa?"
" Öncelikle sakin ol. Kızının çok güzel bir ailesi ve iki mükemmel babası var. O piç ona elini bile uzatamaz."
Yunho Hwa'nın dedikleriyle derin nefesler alıp verdi. Evet dava açsa bile şans ondan yanaydı. Kızının güzel bir ailesi ve iki mükemmel babası vardı. Ne eksiği vardı nede fazlası. Mingi ise bu konuda yanında olurdu emindi. Kızını kimselere vermezdi o. Prensesiydi o onun.
" Anam zaten ben bu şerefsizi hiç sevmezdim." Wooyoung'un burun kıvırarak konuşmasıyla onu onayladı o da sevmezdi çünkü. O sırada kapıdan ses gelince Yunho diğerlerine bakıp iyiyim dercesine işaret verince. Hwa ve Woo'da kilidi açıp Mingi'nin içeri girmesiyle dışarı çıkıp kapıyı kapattılar.
" Ne o elti toplantısı mı?" Yunho ceketini çıkaran Mingi ile ayağa kalkıp yanına adımladı. Tek kaşı havada ona bakan eşiyle gülümsedi. Kravatı yavaşça çözmeye başladı. Geri adım atmak isteyen Mingi'yi Kravatından tutup çekince kaşlarını çattı.
" Benden uzak mı durmak istiyorsun gerçekten Mingi? Öyle ise ben uzak dururum ama bir daha yanacıma yaklaşamazsın. Sonra kapar birileri görürsün götelek herif."
" Abuk subuk konuşma yavrum. Hem yavşak kuzenlerimle pek yakın gitme. Adı üstüne yavşaklar uğraştırma beni."
Kuzeninin kızına babalık ediyorsun halbuki dedi içinden.
" Bu gecelik olayını hallettik mı peki? Sadece siyah ve beyaz giyerim bu arada. Gidip sarı falan alma kusarım." Yunho bur anda gülen Mingi ile omuz silkti. Sarı iğrenç bu arada zaten. Siyah ve beyaz giydiğime dua etsin be dedi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Çilek / Yungi
FanfictionHerşey Jongho'nun, Yeosang'ı kaçırmasıyla başladı. Aşiret ficidir! Tamamen hayal ürünüdür! Gerçekle ilgisi yoktur! Yan karakterler ve shipler; jongsang seongjoong woosan
