7. Bölüm

3.2K 163 53
                                        

Selam kuzular.
Nasılsınız?
Ben bu aralar çok yoğunum ve üniversite hayatı gerçekten çok yorucuymuş. Bölümlerimizin ilk bölümler gibi sık gelememesinin sebebi de bu. Ama elimden geldiğince arayı açmamaya çalışıyor ve beni anlayacağınıza inanıyorum...
Seviliyorsunuzzzz...
Çokça kalp. 🤎

Not: Kuzular medyadaki şarkıyı Talha ve El Vail sahnesine çok yakıştırdığım için koydum. O sahneyi yazarken medyadaki şarkıyı dinleyerek yazdım. Sizde o sahneyi, o şarkıyla okuyun lütfen...

                                   ***

"Birbirine gönülden bağlı olanların bağını koparamazsınız. Çünkü gönüllerin birbirine nereden bağlı olduğunu asla bilemezsiniz..."

           *İsmet Özel*

Gaye beni eve bıraktıktan sonra hemen gitmişti

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Gaye beni eve bıraktıktan sonra hemen gitmişti. Yoldayken bir telefon gelmişti ve "Evet, tamam, geliyorum." diyerek dünyanın en kısa konuşmasını yapmıştı. Nereye gittiğini tahmin edebiliyordum. Görev emri gelmiş olmalıydı ve bu Oğuzhan'ın da gittiği anlamına geliyordu. İstemsizce içime oturan yumrunun kesinlikle Oğuzhan ile ilgisi yoktu. Neyle ilgiliydi bilmiyorum ama kesinlikle onunla ilgili değildi, olmamalıydı. Zaten konuşamamıştım ve canım sıkkındı. Konuşabilseydim onun koruması altında, emaneti olmayı kabul ettiğimi ama karşılığında okula döneceğimi söyleyecektim. Hayır yani bana emanetsin deyip ortalıkta gezmeyi biliyorsun neden giderken bir hoşçakal demeye bile gelmiyorsun? Nasıl bir emanettim ben? Sanırım mevsimlik işçi gibiydim. Bazen emanetiydim, bazen değil. Gidiyordu haber dahi vermiyordu. Başıma bir şey gelse kim koruyacaktı beni?! Haber verseydi önlem alabilirdim ama haber verme gereksinimine bile gerek duymadığı için önlem almayacaktım.

Noluyor sana? Adam Özel Kuvvetler'de asker giderken sana ben göreve gidiyorum mu diyecek. Hem sen neden taktın buna bu kadar, hayırdır? dedi içimdeki bir ses.

Evet, neden taktın? Hem zaten kapını sivil ekip bekliyor, haber vermesine gerek yok. Yani önlem almaktan bahsettin ya o yüzden diyorum. dedi içimdeki diğer bir ses.

İkisi de haklıydı. Neden takmıştım ben buna bu kadar ve ayrıca zaten ekipler bekliyordu kapıda. Neyin önleminden bahsediyordum ben. Saçmalamıştım. Ama yine de haber vermesi gerekmezmiydi? Belki ben Bekir amcayı görmek isteyecektim. O zaman nasıl yapacaktık? Kesinlikle haber vermesi gerekirdi. Bu düşüncemi başımı aşağı yukarı eğerek onayladım. Haklıydım.

Kapının çalmasını ise şu an hiç istemiyordum. Oğuzhan yoktu zaten, gelen kişi o olmadığına göre gidebilirdi. umurumda değildi. Anlık saçmaladığımın farkına vararak hızla diyebileceğim bir hızda yattığım daha doğrusu üzerinde cebelleştiğim koltuktan kalktım. Yine bana göre hızlı ama normal insanlara göre yavaş adımlarla kapıya ilerledim. Kapı deliğinden bakma gereksinimi dahi duymadan hala çalmakta olan zilin susması adına kapıyı hızla açtım. Açtığım an gördüğüm manzara ile ağzım tabiri caizse beş karış açık kalmıştı.

VATANBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin