12. Bölüm

2.4K 128 82
                                        

"Dokunulmasa da görülmese dekalpte yer verilir bazısına,nedensiz

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

"Dokunulmasa da görülmese de
kalpte yer verilir bazısına,
nedensiz..."

*Cemal Süreya*

***

Gelişler ve gidişler, kalanlar ve gidenler... Hayat çoğu zaman bunlardan ibaretti. Benim hayatımı ise hep gelişler ve kalışlar şekillendirirdi. Bu benim kaderim miydi yoksa sıradan bir hayat rutini miydi bilmiyordum. Birileri gelir, birileri gider, birileri ise kalırdı. Herkesin her işi kolayca hallolurken benim işlerim hep karmakarışıktı.

Hayatımda hiçbir zaman giden olmamıştım. Hep kalan ve gelen olmuştum. Yıllar önce anne ve babamın aşkının tohumu olarak doğuşum bir gelişti, yine babamın yıllar önce şehit oluşu ise bir kalış. Gidene mi zor kalana mı? sorusuna her zaman kalana diye cevap vermiştim ama bugün anlıyordum ki gidene zordu. Hayat yine beklemediğim yerden vurmuş, ters köşesini huzuruma sunmuştu. Yıllar önce bize sormadan bir künye ile başlattığı bu hikayeye son noktasını koyarken bir kez daha sorma gereği duymamıştı. Ben Melek, her zaman geride kalan, varlığı kalmaktan ibaret olan Melek. Bu benim hayatımdaki ilk gidişimdi. Buna mecbur olduğum için, beni buna mecbur bıraktığı içinse hayatla kavgam asla bitmeyecekti.
Bugün buradaydım, buradaydık. Bir askeriyenin bahçesinde yanyanaydık. Ama hayat bizi sert bir rüzgar gibi iki yana savuracaktı. O belki bir şeye tutunacaktı ama Melek tutunmak için tek bir dal bulamayacaktı.

Konuşmak istediğimi söylediğimde "Önce gözyaşlarını sil." dedi içimdeki yangını daha da büyütecek bir sesle. "Ağlamak sana yakışmıyor."

Başım daha da eğilirken gözyaşlarım daha çok artmıştı. Belli belirsiz bir sesle mırıldandım. "Onlar silinmez Oğuzhan."

Dikkatlice bakmaya devam ederken başını hafifçe sola eğdi. Gözleri yaşlar akan gözlerimdeydi. "Silinir." dedi. "Sen silemezsen ben silerim." Ardından sağ avucu, ağır ağır sağ yanağımı kavradığında önce akan bir damla yaşı hafif ve dikkatlice sildi. Daha sonra sol avucu diğer yanağımı kavradı ve akmaya hazırlanan bir damla yaşı henüz akmadan yok etti. Eli sildiği yeri okşarken "Bak." dedi. "Silindi."

Dediğini yaptım, baktım. Evet silinmişti. O silmişti. Ama bilmiyordu ki bir şeyi ne kadar silersen sil hep izi kalıyordu. Silmiş olduğu gözyaşlarının izini hâlâ yanağımda hissederken bir damla yaş daha düştüğünde bu defa "Bak." diyen bendim. "Silinmiyor. Sen her ne kadar silsende izi kalıyor ama daha sonra yenisi ekleniyor."

"Tekrar silerim o zaman. İzleri geçene kadar, hepsi bitene kadar silerim."

Şu noktadan sonra benim için yapılacak hiçbir şey yoktu. Kendi enkazımla birlikte bir enkaz daha yaratacaktım ve bu benim can'ımındı. Canıma can katan, varlığını huzuruma sunan adamın enkazıydı. Bakışlarındaki soru işaretlerini pekala görüyor ama cevaplamak için bekliyordum. Son anlarımız da onu doyasıya görmek, her bir yüz hattını, sinirlenince veya bir şeyi merak edince çatılan kaşlarını ve güldüğünde kısılan kara gözlerini, gamzesini... aklıma kazımak istiyordum. Ben onu unutmak istemiyordum.

VATANBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin