16. Bölüm

3K 149 104
                                        

"İnsan sevmeye başlayınca, yaşamaya da başlar

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

"İnsan sevmeye başlayınca,
yaşamaya da başlar..."

*William Shakespeare*

***

Ateş var olduğu ilk andan beri yakınına yaklaşan her şeyi yakıp kül eden bir unsurdu. Yaklaşık bir milyon yıl önce keşfedildiği var sayılmakla birlikte büyük bir devrim başlatmış. Ateşin bulunmasıyla yiyecekler pişirilerek tüketilebilmiş, madenler eritilmiş ve insanların avlanması şekillendirilebilmiş. Bu sebeple ateşin bulunması insanlık tarihi için oldukça önemli bir yere sahipmiş. Bu bilimsel kanıyı es geçecek olursak karşımdaki adamın bahsettiği ateş hakkında pek bir fikrim yoktu. O, ateş yabancı olduğum bir ateşti. Gözlerinde gördüğüm kıvılcımlar ise başlamak üzere olan büyük bir yangının habercileriydi.

Burak Kara'nın söylediği sözlerin ne anlama geldiğinden ve Oğuzhan ile aralarındaki husumetten haberdar değildim. En azından sadece aralarında bir sorun olduğunu biliyordum ancak o sorunun ben olduğumu asla düşünmüyordum. Fakat Oğuzhan bugün bazı şeyleri görmemi sağlamıştı. Bunu yaparken de neredeyse bir can alacaktı.

Karşımdaki adamın çektikçe içine çeken kara gözlerine şu an için bakamıyordum. O hariç her yeri bulan gözlerim ısrarla ona değmiyordu. Bu da onun sinirine dokunuyor olmalıydı ki biraz sonra söylediği şey bu konuyu açıkça isbatlıyordu. "Etrafın röntgenini çekmen bittiyse yüzüme bakacak mısın artık?"

"Etrafın röntgenini çekmiyorum." diye mırıldandım. Bakışlarım bu kez de yerdeydi.

"Öyle mi?" dedi sertçe. "Ben hariç her yere bakınca bir an etrafın röntgenini çekiyorsun sandım!"

Ona bakamıyordum çünkü biraz önce söylediği şey kolay hazmedebileceğim bir şey değildi. Önce kalp atışlarımı durdurmuştu. Sonra ise o kalbi tekrar hayata döndürüp muazzam bir hızla çalıştırmaya başlamıştı. Her zaman Boduroğlu kalbe zarar demiştim ancak şu an diyordum ki Boduroğlu yalnızca benim kalbime zarardı.

Tam olarak şu an var olmakla yok olmak arasında gidip geliyordum. Bir ateşin bir odunu yaktığı gibi senin sevdan da beni yaktı Melek. Bunu söyleyen adam o'ydu, Oğuzhan Boduroğlu. Sevdam ile yandığını iddia ediyordu ve ben bunu söylediğinde sonsuza dek onun yanında var olmak istiyordum. Fakat biraz önce bir askeri hastanelik ettiği aklıma geldiğinde ise sonsuza dek yok olmak istiyordum.

"Sana bakmamı mı istiyorsun?" diye sordum.

Cevabı ise çok net bir şekilde vermişti. "Sadece bana bakmanı istiyorum!"

Bakışlarımı aniden yüzüne çıkardığımda kalbim yine titremişti. "Sadece sana bakmamı istiyorsan her şeyi ve herkesi yok etmen gerekir."

Tek kaşı usulca havalandı. "Bundan emin misin?"

VATANBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin