İstediğiniz bir aşk şarkısıyla okumanızı tavsiye ediyorum. Sizin hayal gücünüze ve zevkinize bırakıyorum! 🤍🦋🧚🏻♀️
. 🦋
Bu sabah babamı bile öperek uyandırmıştım. Oldukça neşeli ve mutluydum. İçim içime sığmıyordu resmen. Bunun sebebini babam ve annem bilmese de ben biliyordum. Bu hem özgürlüğün, hem sevginin mutluluğuydu..
Kahvaltımı yarım bırakarak neşeli bir şekilde masadan kalkıp annemin de babamın da yanaklarına öpücük kondurup vedalaştıktan sonra çantamı alarak evden çıktım. Güneş de benim mutluluğuma eşlik edermiş gibi ışıl ışıldı bu sabah.
Sokakta gördüğüm her zaman ki gazeteci çocuğa gülümseyerek baş selamı verdim, simitçi amcaya, bakkal Tufan abiye ve salıncakçı Mesut abiye. İnsan gerçekten mutlu olunca ve sevildiğini anlayınca etrafına ışık saçıyordu..
Ritmik adımlarla güle oynaya okulun yolunu tutarken yan sokağımdan Eda'nın geçtiğini görünce Eda'ya seslenip onu durdurdum. Birbirimizle tokalaştıktan sonra Eda bana gülerek konuştu.
"Zeynep, hayırdır? Pek neşelisin bu sabah? " ellerimi birbirine sürttüm ve cebime koyarak konuştum.
"Hiç, bugün güzel uyandım da ondan. " utanmıştım nedense ve sadece benden duyulsun istememiştim. Sinan ile beraber söylemek istiyordum. Gerçi aramızda bir şey yoktu zamana bırakacağımızı konuşmuştuk o gün ama yine de mutluydum.
"Hadi hadi var bir şey. " diyerek omuz attı Eda bana yaklaşarak. Her ne kadar söylememek için dirensem de heyecanımı bastıramıyordum.
"Gerçekten yok bir şey ya. Öylesine mutluyum bugün. " diyerek geçiştirdim. Eda pek ikna olmasa da ısrar etmedi ve okuldaki son olaylardan bahsetmeye başladı.
Birkaç dakika sonra okulun bahçesine beraber girdiğimizde gözlerim istemsizce Sinan'ı aramaya başladı. Osman gülerek bize avcunda bu sefer fıstık uzatırken konuştu.
"Günaydın güzel kızlar. " tebessüm ederek avcundan bir tane fıstık alarak konuştum.
"Sinan daha gelmedi mi? " herkes bana imalı bir şekilde gülümseyerek bakarken Osman tek kaşını kaldırıp başını sallayarak konuştu.
"Hayırdır rüyanda mı gördün Sinan'ı? " herkesin dikkatini çekmiştim, bu hiç hoşuma gitmese de durumu kurtarmak için konuştum.
"Yo, öylesine merak ettim. " kahküllerimi düzelterek gözlerimi kaçırdım ve çardağa oturdum. Eda, Kerem ve Osman bıyık altından gülmeye başlamışlardı bile. Işık da bize gülerek yaklaştı ve konuşmaya başladı.
"Ben aşık oldum! " Osman gözlerini devirerek konuşmaya başladı.
"Sana da günaydın Işık! Bugün ne oluyor kızlar size ya? " dedi gülerek. Işık anlamsızca bakarken ben yine gözlerimi kaçırdım. Işık hevesle konuşmaya devam etti.
"Her neyse. Eda hani görüştüğüm bir çocuk vardı ya. Emre. Onunla sanırım beraberiz. " Eda gülümseyerek yerinden kalktı ve Işık'a sarılarak konuştu.
"Tebrik ederim canım benim. Sonunda kendini ve mutlu olmayı seçtin. " dedi imalı bir şekilde. Işık minnetle ona gülerken söze girdim.
"Hayırlı olsun. " dedim gülümseyerek. Işık da karşılık verdi.
"Teşekkür ederim Zeynep. " yüzünde yapmacık da olsa bir gülümseme oluştuğunda üzerine düşmedim. Bu kızla yıldızımız hiç uyuşmuyordu.
Çantamdan suyu çıkardım ve içmeye başladım. Osman gülerek konuştu.
"Grubumuzda ilişkisi olmayan bir ben, bir Zeynep bir de Sinan kaldı. Bakalım bu üçlüden ilk kim adaya veda edecek? " Su boğazımda kaldığında öksürmeye başladım. O kadar çok öksürmüştüm ki gözümden yaş gelmişti. Eda telaşla peçete verdiğinde sakinledim ve minnetle Eda'ya bakarak gözlerimi sildim. Kerem imayla gülerek konuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAHAF
Novela JuvenilDağılan kafamı dağıtmak için ansızın bir sahafçıya girdim. Eski plakların cızırtılı sesini duydum. Biraz sonra Sezen Aksu'nun sesi plaktan yükselmeye başladı. "İster güneş ol yak beni yağmurum ol ağlat beni... " Ve o an dışarıdaki güneşin ışığı dük...
