"Vuslat"

174 19 122
                                        

Herkese selam! Uzun bir aranın ardından hala hikayemi takip eden varsa onları kocaman öpüyorum.

Yoğunluğumu Rüzgâr Gülü'ne verdim hep evet ama Sahaf benim göz bebeğim. Ona veda etmeyi geciktirme arzusu diyebilir miyiz?

50. Bölümde final olacak biliyorsunuz ki, göz bebeğime ağırlık verip artık vedalaşmak istiyorum iki hikâye ile baş edemiyorum ne yazık ki.

Bu bölümü geçiş olarak düşünelim, en en en bi' sevdiğim ve diğer yazarlarımda görmek istediğim bir senaryoyu kurguladım SinZey'ime ve bence muhteşem oldu.

Sizi çok seviyorum, keyifli okumalar! 😌🤍





Yorucu bir günün ardından nihayet evimize doğru yol almıştım. Havalar soğumaya başlamış, üzerime sabah acele ederken geçirdiğim ince kot ceketim yeteri kadar ısıtmıyordu. Soğuk rüzgâr ceketimin ardından tenime rahatlıkla değdikçe vücudum irkilip üşüyordu.

Bir an önce evime gidip eşimin kolları arasında ısınmak istiyordum. Sinan'ı hatırlayınca gülümsedim. Zaten hep böyle oluyordu, ne zaman Sinan'ı hatırlasam yanımda olmadığında, dudaklarım hemen kıvrılıyor gözlerim ışıldıyordu. Eda dahi fark etmişti bunu, arada benimle uğraşıp utandırsa da yine de kendime engel olamıyordum. İstemsizce oluyordu bu durum.

Gözlerim ileride ki büyük renkli şemsiyelere takıldığında bugün mahallemizde pazar kurulduğunu hatırladım. Evde ki eksikleri almam gerekiyordu. Hiç düşünmeden adımlarımı pazara doğru yönlendirdim. Oldukça kalabalıktı ve ben ne kadar pazarı sevmesem de mecbur kalmıştım artık. Sinan ile bir türlü denk getirip alışveriş yapamamıştık bu hafta. 'Bari haftalık alışveriş yap. ' diye geçirdi iç sesim ve Sinan'ın sabah verdiği paraya bakarak yeter mi diye kontrol ettim. Yeterliydi.

Önce tüm pazar yerlerini teker teker dolaşıp fiyat analizi yaptım. Bunu da annemden öğrenmiştim. Evliliğimin ilk aylarında annem beni peşinden sürükleyerek göstermişti. Gerçi annem sağ olsun evimizde yemek eksik olmuyordu. Bazen de onun yanına gidiyorduk yemek yapamadığım zamanlar. Her evin temel ihtiyacı olan patates ve soğanı alarak başladım işe. Niyetim az az alıp çok çeşit almaktı o yüzden ağırlıklarını oldukça az tuttum. Zaten iki kişiydik bize yetiyor ve artıyordu.

Dolaşa dolaşa Brokoli, Kereviz, Havuç, Yeşillikler, Karnıbahar, Elma, Portakal, Ayva, Mandalina, Nar aldım. Pazarcı abi çok ısrar etse de Lahana almamıştım çünkü ne ben ne de Sinan sevmiyorduk. Biraz daha pazarı dolaştıktan sonra iki kolum da dolmuştu, daha fazla alırsam yük olur diye düşünerek pazardan ayrıldım ve evimize doğru ilerledim. Zaten hemen karşı sokakta oturuyorduk neyse ki çok yürüme mesafem yoktu. Çantamdan anahtarımı zorla çıkararak apartman kapısını açarak içeriye girdim. Işığa basarak merdivenleri çıkmaya başladım.

Kapımıza geldiğimde tanımadığım bir kadın spor ayakkabısı görünce afalladım. Eda ve Deniz'in olamazdı bugün ikisini de görmüştüm ayakkabıları böyle değildi. Derin bir nefes alarak kapıyı açtığımda kadın gülme sesi dolmuştu kulaklarıma. Ayakkabılarımı çıkarıp içeriye girdiğimde içimde yavaş yavaş nükseden sinirime hâkim olarak Sinan'a seslendim.

"Hayatım, ben geldim. " kapıyı ardımdan kapatıp aldıklarımı mutfağa koyarken Sinan da bana seslenerek sesimi takip etmiş ve yanıma gelmişti.

"Hoşgeldin aşkım, pazara mı gittin? Hani beraber yapacaktık öyle konuşmuştuk?" Yanaklarımdan öperken gülümsememe engel olamadım.

"Haftalık yapayım dedim en azından sebze meyve işlerini aradan çıkarayım dedim ama pişman olmadım değil. Kollarım koptu. Biraz dursunlar şöyle sonra yerleştiririm. " koridora giderek ceketimi ve çantamı askılığa asarak devam ettim.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Nov 25, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

SAHAFHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin