Herkese merhaba! Dün ki bölüm sıkıcılığından sonra bu bölüm size nasıl gelir, bir emin olamadım ama... Vallahi kasıtım yok size 🤠
Yarın benim için yeni bir dönem başlıyor. Şuan bunu söylemek istemiyorum size ama netleşince ki diğer bölüme netleşir size bunu söyleyeceğim. 🥰🤭
Hikâyemize bir karakterin gelişi söz konusu ve açıkçası bu kararı sizinle vermek istedim. Okuyunca anlayacaksınız. Altta bunun için bir baloncuk bırakacağım, fikirlerinizi merak ediyorum. Aşağıdaki kısmı muhakkak okuyun ❗ Ayrıyeten Twitter'da anket açacağım. ✨
Bölüm şarkımız, Tarkan - İkimizin Yerine. 🎀
İyi okumalar efendim. Doğum günümden önce 1K oy olması umuduyla. Sevgi ve esenlikle kalın efendim. ✨😽🤍
. 🦋
"Zeynep, bugün okul çıkışı sizin dükkana gelsek olur mu?" Eda bana gülümseyerek konuştu. Gözüm karşımda oturan ve pek yorum yapmayan, yorgun görünen Sinan'dan birkaç saniye ayrıldı ve Eda'ya gülümseyerek baktım.
"Olur tabii. " Eda gülümseyerek devam etti.
"Deniz merak ediyordu bayadır. Bir kahve içeriz diye düşünmüştüm. " gülerek başımı salladığımda Deniz çekinerek konuştu.
"Patronun kızmasın ama?.. " onu rahatlatırcasına gülümsedim.
"Yok, Fethi amca kızmaz. O benim patronum değil, amcam. Hep öyle söyler. " kızlarla güldükten sonra Osman gülerek söze atıldı.
"Kovsa Sinan'ı kovardı. Adam her gün dükkanda. " Kerem ve Osman kahkaha atarak Sinan'ı dürterken, Sinan yeni fark etmiş ve istemsizce bir, "Hı? " diye çıkışmıştı.
"Ohooo nerelere daldın paşam? " gülerek Kerem omzuna kolunu attığında Sinan yeni uyanmış gibi etrafa bakıyordu. Derin bir nefes aldığımda Eda aramızdaki soğukluğu fark etmiş tek kaşını kaldırarak bakmıştı bana.
Birkaç gündür Sinan ile sadece belirli birkaç kelime dışında iletişimde değildik. Hatta beni gördüğüne emin bile değilim. Sinan bu ara çok dalgındı. Hala yas sürecindeydi evet ama sanki bana anlatmadığı bir şeyler vardı. Geçen gün bunu sorduğumda beni geçiştirmişti. Buda istemsizce merakımı daha da artırıyordu.
Konu neyse ki dağılmıştı. Ama kızların bu durumu fark etmesi özellikle Işık'ın aramızdaki soğukluğu fark edip neşelenmesi canımı sıkmıştı.
"Sinan, bir gelir misin? " Sinan bana baktığında beraber ayaklanarak okul bahçesindeki ceviz ağacının dibine doğru ilerlemeye başladık. Ağacın dibine oturduğumda Sinan da hemen oturmuştu. Lafı fazla uzatmadan konuştum.
"Sen iyi misin? Yorgun görünüyorsun?" derin bir nefes alarak gözlerini ovuşturdu.
"İyiyim. Paris biraz rahatsız. Aklım onda, ondan biraz dalgınım. " başımı salladım onaylarcasına ama içimden bir ses hala içindeki sıkıntıyı bana söylemediğini söylüyordu.
"İşten çıkınca biraz yürüyelim mi?" diye sordum başımı biraz eğip gözlerimizi buluşturarak.
"İyi olurdu ama Paris'i veterinere götürmem gerekiyor. " gözlerime ağlama isteği gelince def ederek yutkundum. Sinan normalde bu teklifi kabul eder, hatta beraber Paris'i götürmemizi isterdi.
"Bende geleyim, yardım ederim sana?" itiraz etti hemen.
"Şimdi iğne falan yaparlar. Paris çok saldırgan oluyor. Birşey olmasın. " diye gözlerini kaçırdığında derin bir nefes aldım. Başımı salladım onaylarcasına. Aramızda bir soğukluk vardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAHAF
Teen FictionDağılan kafamı dağıtmak için ansızın bir sahafçıya girdim. Eski plakların cızırtılı sesini duydum. Biraz sonra Sezen Aksu'nun sesi plaktan yükselmeye başladı. "İster güneş ol yak beni yağmurum ol ağlat beni... " Ve o an dışarıdaki güneşin ışığı dük...
