Merhaba, nasılsınız? Keyifler nasıl?
Ben biraz yorgun, biraz bitkin, biraz kırgınım. Yazma hevesim kaçtı arkadaşlar, ilham perilerim dağa kaçtı, gelmiyor...
Üstelik sınır zor geçiliyor, umarım bu bölümden sonra bu düzen değişir yoksa en yakın zamanda finale koşacağız gibi görünüyor.
Öncelikle Naim sahnelerini bu denli yazdığım için kendimden tiksinsem de karakteri mükemmel baba profilinde yazamazdım tüm gerçekçiliği ile önünüze koymalıydım.
Yazan var elbette saygım da sonsuz kimse yanlış anlamasın ama çiğ duruyor o karaktere yakışmıyor işte şu an dizide de grileştirmeye çalışsalar da olmuyoooorr Naim kötü biri salt kötü adam.
Her neyse, daha fazla tutmayayım sizi. Oy sınırımız yeniden 50.❄ Umarım kendimi toparlayarak güzel bir şeyler yazarım umarım bu bölüm ilgi fazla olur.
İstediğiniz bir şarkıyla okuyabilirsiniz, Allah'a emanet olun, hoşçakalın. 🤍🫂🌸
•🦋
Bizim evin önüne geldiğimizde Sinan gülümseyerek konuştu.
"Çok güzel bir gün geçirdim. Her şey için çok teşekkür ederim. " Sinan bana gülümserken bende ona gülümsedim.
"Aa, unutuyordum. " telaşla çantamı açıp içinde Sinan'ın hediyesini ararken Sinan beni izliyordu merakla.
"Hay aksi! Nerede bu ya şimdi? " Sinan benim telaşıma gülerken konuştu.
"Ya tamam acele etme. İçeriye gir hadi üşütme daha fazla. " çantamı karıştırmaya devam ederken konuştum.
"Bulmam lazım ama. Dur azıcık daha. " Sinan beni beklerken nihayet bulmuştum. Hediye paketini çantamdan çıkarırken Sinan dolu gözlerle beni izliyordu.
"Niye böyle bir şey yaptın? Benim şu hayattaki en büyük hediyem sensin bilmez misin bunu? Sen kendin bana hediyesin bir de gidip hediye almış. " kıkırdadık birbirimize bakarak.
"Sevgilime ilk defa doğum günü hediyesi alıyorum. Çok zorlandım çok düşündüm en sonunda sana yakışacağını düşündüğüm şeyler aldım. Ayrıca heves ettim Sinan bey, ilk defa sevgilimize hediye alıyoruz. Hadi açmayacak mısın? " Sinan özenle hediye paketini açarken merakla onu izledim. Paketi açtığında içinden bir gömlek, bir anahtarlık, bir de deri kaplı bir defter çıkmıştı. Sinan dolu gözlerle hediyelerini süzerken heyecanla onu izliyordum.
"Zeynep bunlar çok güzel... Özellikle bu ikisi.. " Anahtarlıkla defteri gösterirken gülümsedim.
"Gömleği bunlar kadar beğenmeyeceğini tahmin etmiştim. Çünkü sen maneviyata değer veriyorsun. " birbirimize gülümserken konuştum.
"Hani sana bir meselden bahsetmiştim. İki balık vardı suyu arayan... Suyun aradığı... " utanarak gözlerimi kırpıştırdığımda Sinan hayranlıkla konuştu.
"Avlanan bilir. " gülümseyerek konuştum.
"Avlanan bilir. İşte o iki balığın bir tanesi senin anahtarlığında. Bir tanesi de burada. " çantamdan Sinan'ın evinin anahtarını çıkardığımda Sinan dolu gözlerle bana sarıldı.
"Defter de şiir denemelerin için lazım olur diye düşünmüştüm. Bazı derslerde görüyordum, deniyorsun. Bir şeyler karalıyorsun ama daha çok şiirsel. " Sinan gülerek konuştu.
"Sen benim hayatımdaki en büyük hediyesin zaten. Teşekkür ederim. " gülümsedim.
"İyi ki doğdun tekrar.. İyi ki tanıştık, iyi ki yâr olduk canan olduk birbirimize. " birbirimize gülümseyip bakışırken Sinan kıkırdayarak konuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAHAF
Teen FictionDağılan kafamı dağıtmak için ansızın bir sahafçıya girdim. Eski plakların cızırtılı sesini duydum. Biraz sonra Sezen Aksu'nun sesi plaktan yükselmeye başladı. "İster güneş ol yak beni yağmurum ol ağlat beni... " Ve o an dışarıdaki güneşin ışığı dük...
