"Bunu yapmaya nasıl cesaret eder ki abi?"
Savaş, sıkıntıyla saçlarını karıştırdı. Defne'nin Bora'yı denize atma tehdidinden bahsediyordu.
"Bilmiyorum ama riske girmememiz lazım."
Uzay başını salladı ve Savaş'ın önceden verdiği emri yerine getirmek için bilgisayarına döndü. Bu sırada da Kadir, telefon görüşmeleri yaparak yine Savaş'ın istediği bilgileri bulmaya çalışıyordu.
"Bebeğim biraz sakinleşmeye çalış. Bak bu şekilde düzgün düşünemiyorsun da."
Savaş'ın titretip durduğu bacağı kavrayıp konuşmuştu, Ares. Gözleri sevgilisinin yüzünde dolaşıyor ağzından çıkacak tek sözü emir belliyordu.
"Ares elimde değil." Ellerini saçları arasında dolaştırıp başını öne eğecekti ki Ares izin vermedi. Başını kaldırıp alnını öptü, sonra da boynuna yasladı. Savaş, koca adama sarılırken hâlâ ne yapabileceğini düşünüyordu.
Defne bir talepte bulunmadığı için plan yürütemiyor, tuzak kuramıyor en kötüsü oğluna ne zaman kavuşacağını bilemiyordu.
Sıkıntıyla nefesini bırakırken vakit akşama varmıştı. Gün batalı bir saat olacaktı ki Kadir koştur koştur yanına geldi. Yüzünde bir telaş mevcuttu. Stresli gibiydi ve hemen arkasından gelen Uzay'ın da aynı olması iki babayı da kuşkuya düşürmüştü.
"Ne oldu, ne buldunuz?"
Kadir hızlıca bulduğu güvenlik kamera görüntülerinin olduğu telefonu uzattı. Savaş ve Ares izlemeye koyulduğunda da anlatmaya başlamıştı.
"Abi senin Taht'a gittiğin gün Metin de vardı. Sizden sonra orada kalmış. Sızmış hatta, barmen söyledi. Onu uyandırmış ama sonra nereye gittiğini bilmiyormuş. Normalde yanına gelmesi gerekirdi ama neden gelmedi bilmiyorum. Sonra-" Bir sonraki görüntüyü açıp devam etti.
"Burada, şu sokağın ucunda, tam gözükmüyor kaldırıma çökmüş abi. Sonrasında da önce Örümcek'in adamları sonra kendisi Metin'in yanına gelmiş. Örümcek'in kim olduğundan haberi var mı emin değilim ama bence bile isteye ihanet etti abi."
Savaş, dişlerini sıkmış görüntüleri izlerken bu sefer Uzay konuştu.
"Abi birkaç ses kaydı var elimde ama dinledikten sonra silindi bir çoğu. Bazılarını kurtarabildim sadece. Metin'in, Örümcek'le olan iki konuşması var. Birinde eve ne zaman geleceğini, diğerinde de Bora'yı aldığını söylüyor. Başka yok ya da ben bulamadım. Ama tahminimce adamları üzerinden irtibat kuruyordu."
Eliyle az önce kamera kayıtlarını izledikleri telefonu gösterdi. "Bu görüntülerden üç gün kadar sonra Metin, Yavuz ile konuşuyor. Savaş abinin evinin düzeninden, korumaların yerlerinden bir de çalışma saatlerinden falan. Çok detaya girmiyor, yüz yüze anlatırım demiş. Abi büyük ihtimalle dört günde planladılar hepsini. Zaten benim bara, Kadir'in de mahalleye gitmemizi söyleyen adamlar Metin'den emir almış."
Savaş, alnını okşayarak düşündü bir süre. O herife nasıl güvenebildi aklı almıyordu.
"Şu an nerede?"
"Aynı adada olması lazım, telefonu orada."
Savaş sıkıntıyla başını geriye attı. Ares'in koluna yaslanmıştı ancak bunu o an düşünmedi. "Her ne olursa olsun geberteceğim o herifi."
Ares, yanağını okşadığı sırada gözleri hâlâ kamera kayıtlarındayken mırıldandı. "Sen mi ben mi?"
Herkes durmuş başka ne yapabileceklerini düşünürken kapı açılmış, bir süreliğine dışarı çıkan Öykü gelmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZAAF 2 -GAY
AksiAres Yılan & Savaş Bige Yılan'ların şahı, Akrep'lerin kralına tutuldu. ⚫ Savaş, zeki bir adamdı. Söz konusu zaafı olmadıkça; anlatmaktansa göstermeyi tercih eden bir zeki. Ares ise korkusuzdu. Söz konusu Savaş olmadıkça; anlatmaktansa insanları de...
