26

822 43 68
                                        


Napacağını bilemiyor gibi merdiven basamaklarından birine oturdu. Sanki nefesi ciğerlerine sığmıyor gibi ardarda derin nefesler alıp veriyordu.

Sonunda başını kaldırıp bana baktı, ardından Egemen'e. Gözlerinden gerçekten çaresizlik sezmiştim.

Eliyle basamağa birkaç defa vurup "Oturur musunuz? Bir şey konuşmak istiyorum." dedi.

Allah konuşmamızı hayretsin. Gazamız mübarek olsun arkadaşlarım. Umarım hepimiz için hayırlı bir konuşma olur yoksa bu çocuk benim elimde kalacak gibi

......

Egemen gözlerindeki öfkeyi daimi şekilde dindirmeksizin Ayaz'ın üzerine tutmaya devam ederken Ayaz'ın da gözleri Egemen'den ayrılamıyordu. Gözleri fazla suçlu ama çaresiz bakıyordu, aynanda birden çok acınası duygu sezmiştim. 

Ayaz'a olan bakışlarımı çekip bedenimi ve doğru orantılı olarak başımı Ayaz'ın tam aksi yöne çevirdim. N'olursa olsun yaptığından itibaren muhabbet etmek istemiyordum. Ayrıca küçük tripli bir duyguyla değil, ciddi anlamda konuşmak istemiyordum. Tam her şey düzeldi, sonunda ikizimle iyi anlaşıyoruz derken bunu yapması kalbimde yeniden iz bırakmasını sağlamıştı. Her şey geçen günlerce başa dönüyordu ve benimde sabrım bir yere kadardı. Konuşmak isterse bile epey zorlanacaktı.

Ondan ters yöne çevirdiğim bedenimi fark etmiş olmalı ki Ayaz tüm oksijeni çekercesine soludu ve ofladı. Ben bile ciğerlerimin dolduğunu hissetmiştim resmen. Egemen bıkkın ve sersem gözlerini abisine dikti, sabırsız şekilde sağa ve sola adım attı, birkaç defa etrafına bakındı. Ardından gözlerini yeniden abisine getirip kısa bir süre baştan aşağı süzünce iğrenircesine sinirle ama kısık ve tehditkâr tonda, "Konuş artık." diye yakındı. Abisine karşı ilk defa bu kadar gergin tepkiler verdiğini görüyordum. Sebebini pek anlayamamıştım ama benim yüzümdense bu kadar basit bir olayı neden bu kadar ciddiye aldığını bilmiyordum. Belki aralarında başka bir şey geçmiştir diye düşünmeden edemiyordum. 

Sonunda Ayaz son defa büyük nefesini ciğerlerine depoladı ve sanki dünyanın en ağır şeyini söyleyecekmişcesine sıktı kendini. Biraz daha abartırsa şuracığa bırakacak diye düşünüyordum. Sonunda konuştu, "Eyşan."

Ağzından çıkan kelime Egemen'in de benimde gözlerimizin anlamsızca Ayaz'a dönmesine neden olmuştu. Eyşan ne alakaydı? Özlemiş miydi eski ikizini, aklından çıkaramıyordu galiba. Hâlâ hayatlarından çıkaramamışlar mıydı bu kızı? Ayrıca yerini çok mu arıyordu acaba, ben onun yerini doldurmayı becerememiş miydim?

Egemen düşüncelerimi duymuş gibi Ayaz'ı sorguladı, "Eyşan ne alaka? Çok mu özledin ex ikizini." Hafif cıvıtışıyla ortamın gerildiğini hissetmiştim ama Ayaz üzerine oynanmasından kaynaklı oturduğu yere sinmiş gibiydi.  

Küslüğümü unutmuş gibi Ayaz'ın mimiklerine dikkat ettiğimi fark edince yeniden önceki pozisyonumu aldım. Ayaz lafı yeniden aldı, "Ya anlamıyor musunuz siz beni? Sikeceğim artık, ben napabilirdim? İsteyerek mi böyle davranıyorum ben bu kıza? İçim çok mu rahat? Eyşan, Parla'ya zarar vermekle tehdit etti beni. Tüm ömrünü verdiği, platonik olduğu çocukla geçmişte bir şeyler olmuş. Hırsını alamamış, Parla'yı evden kovdurmaya çalışıyordu. Kötü davranırsanız sizi istemez falan dedi. Bunu yapmazsam Parla'ya zarar verirdi. Belki annemlere açıklamam gerekiyordu ama bir an çok korktum. Hiçbir şey düşünmedim, diyemedim. Kabul ettim." Anlattıklarıyla yüzümü çevirip onu dinlemiştim çünkü şaşkınlıktan her şeyi unutmuştum. Sonlara doğru gözlerinin dolduğunu ve her şeyi anlatmakta zorlandığını fark ettim. İçimden kıyamıyormuş gibi hissetsem de ben onun ikiziydim. Anlatabilirdi, çünkü içimde asla dinmeyecek acılar bırakmıştı. Dışlandığım, savunmasız kaldığım, hor görüldüğüm ve dalga geçildiğim travma dönemlerimi yeniden hatırlatmıştı bana. 

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jun 20, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

ParlaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin