İşe geldiğimde, her zaman olduğu gibi masamın üstü kağıtlar ve dökümanlarla doluydu.İç çekip sessizce masama oturdum.İşimi gerçekten seviyordum ama bazen çok fazla yapılacak şey olabiliyordu.Ve bugün de o günlerden biriydi.Öğleden sonra bir toplantı vardı o nedenle raporlar hazırlanmalıydı.
Çalışmaya başladıktan bir saat sonra Daesung hyung ofisin içine koştu.Kravatı düzgün değildi ve saçlarında da yataktan yeni kalkmış gibi bir hal vardı.Patron ona sert bir ifadeyle bakınca gidip yaklaşık beş dakika boyunca özür diledi.Tükenmiş bir şekilde yanıma oturduğunda onun masası da benimki kadar doluydu.
"Hyung, taşındığından beri sürekli geç kalıyorsun." Güldüm ve sandalyemle ona doğru kayıp kravatını düzeltmeye başladım.
"Biliyorum, biliyorum..Aslında zamanında geliyordum ama---benim...uhmm..ev arkadaşım sürekli oyalıyor o yüzden..." derin bir iç çekti ve saçını düzeltmeye çabaladı.
"En azından şimdi buradasın.Öğleden sonraki toplantı için şunları bir an önce halledelim."
Gülümseyerek başıyla onayladı ve önündeki raporlarla ilgilenmeye başladı.Bazen bu kadar mutlu olması beni şaşırtıyordu.Bende pozitif biriydim ama Daesung sürekli gülümsüyordu.Birbirimizi beş senedir tanıyorduk ve onu üzgün gördüğüm zamanlar çok azdı.Biraz tuhaflaştığı zamanlar vardı, birkaç ay önce başlamıştı ve daha sık modu düşüyordu ama yine de bunun hakkında konuşmak istemiyordu.Ama son zamanlarda tekrar düzeldi ve bende neler olduğunu sorup onu sıkmak istemedim.
Toplantı saatlerce sürdü ve Daesung hyungla işten çıktığımızda saat 7 olmuştu.O kadar düşünme, yazma ve konuşmadan sonra gerçekten bir şeyler yemeye ihtiyacımız vardı.Biz de iş yerimizden bir kaç sokak uzakta, favorimiz olan tavuk restorantına gitmeye karar verdik. Yorgun bir şekilde oturup her zamanki siparişlerimizi verdik.Aslında dışarıda nadiren yerdim çünkü yemek yapmak hoşuma giderdi.Ama bu kadar yoğun bir günden sonra markete uğramak istemiyordum.
''Yeni evin nasıl? Büyük mü? Ve şu seni oyalayıp duran ev arkadaşın kim?" Yemeklerimizin gelmesini beklerken onu soru bombardımanına tuttum.
"Yeni evim mükemmel! Kocaman bir yer ve bir keresinde neredeyse kayboluyordum.Bana ait değil, ev arkadaşımın.Aslında o benim ev arkadaşım sayılmaz...Yani...Bir ilişkimiz var denebilir.Açıklaması zor.O zor biri ama ben--- Bence benden çok hoşlanıyor ve bende ondan hoşlanıyorum.Sözleşmemi iptal ettirdiği için onunla yaşamaktan başka şansım kalmadı." Açıkladı ve güldü.
Ne oluyor be? Bu ne tarz bir erkek arkadaş? Sözleşmesini iptal ettirip onunla yaşamaya zorlayacak kadar ileri gitmiş.Bu bana doğru gelmedi.
"Hyung, seni onunla yaşamaya zorlamasına izin vermemeliydin." Savunmaya geçtiğimde ellerini salladı.
"Beni yanlış anlama.Onu gerçekten seviyorum...Yani şimdi sorun yok."
Ben bir şey söyleyemeden tavuklarımız gelmişti.
Yemekten sonra onu sorularımla boğmamaya karar verdim ama hala erkek arkadaşı hakkında içim rahat değildi.Bineceğim otobüs geldiğinde yüzünde büyük bir gülümsemeyle bana döndü.
"Yarın görüşürüz ve geç kalmamayı denerim."
"Senin için iyi olur.Patron daha ne kadar göz yumar bilemiyorum."
Oturup kravatımı biraz gevşettim.Saate bakınca daha 9 olduğunu gördüm ve sonuçta yine markete gitmeye karar verdim...Böylece yarın gitmeme gerek kalmazdı.İnip ufak bir markete gidene kadar birkaç dakika yürüdüm.Seoul'ün merkezinde yaşamak istememiştim, banliyöleri severdim. Zaten hala öğrenciydim bu yüzden merkezdeki evlerden birini almaya gücüm yetmezdi.Ama yine de merkezden çok uzak değildim.Otobüsle 10 dakikamı alıyordu ve sessizce yaşamak için ideal bir yerdi.Markete girer girmez kasiyer beni selamladı.İhtiyacım olan yiyecekleri alınca tek eksiğimin şampuan olduğunu farkettim.Her zamanki şampuanımı almak için uzandığımda elim başka birinin eline çarptı.Hemen elimi çekip özür dilediğimi göstermek için eğildim ama karşımdaki kişiye baktığımda donakalmıştım.Adam bana baktığında kaşları çatılmıştı.Ürpertici bir şekilde sırıttı ama beni asıl alarma geçiren kırmızı saçları olmuştu.Parlak saç renkleri belaya işaretti.En son yanlışlıkla yeşil saçlı birine çarptığımda özür dilememe rağmen beni neredeyse dövüyordu.Parlak saç rengi olan insanlar her zaman belaya sebep olur.Bu seferki gibi iyi görünse bile..O zayıftı ve benim kadar uzundu, gücünü küçümsememem gerektiğini hissettim.Moda anlayışı da çok özgündü. Ne olduğunu söylemek zor ama iyi göründüğü kesindi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Benim.
FanfictionSeungri bir şirkette pazarlama asistanı olarak çalışan, işini seven biridir.Geçmişi nedeniyle sokak çetelerinden nefret eder.Ama bir tesadüf nedeniyle en acımasız çetenin üyelerinden biri olan Jiyong'la karşılaştığında iki şansı vardır: Onun olmak y...
