Öylesine tatlı sarılmalarla dolu bir geceden sonra bomboş bir yatakta uyandığımda, Jiyong'a olan hislerimi kabul ettiğim için hayal görmüş olabileceğimi düşündüm.Dün gece olanlar gerçek değil gibiydi.Evde bile olmadığı için, uyandıktan sonra kendime olanların hayal olduğunu söylemeye başladım.Böyle bir şey olmadığını ve asla olmayacağını söylemeye.Ve olmadı.En azından bir hafta boyunca.İşe gitmeye devam ettim, yokluğumda birikenleri halletmeye çalışıyordum, tezlerimle oyalanıyordum.Diğer taraftan Jiyong, Jonghyun işiyle uğraştığı için nadiren eve geliyordu.Birbirimizi bir hafta boyunca yok denecek kadar az görmüştük ama Pazar gecesi, kütüphaneden eve geldiğimde koltukta yanıma oturmuştu.Daha çok kendini atmıştı.O gece yatağıma girip, uyumadan önce bana sarıldığında önceki gecenin de hayal olmadığını farkettim.İkimiz için de yorucu geçen dört haftadan sonra bu tarz geceler normalleşmeye başlamıştı.Bir rutin gibiydi.Benimle yatması artık normaldi, gereğinden fazla hoşuma gittiğini kabul etmek istemesem de.Ama zaman geçtikçe, Jiyong gittikçe öfkelenmeye başlıyordu çünkü Jonghyun'u hala bulamamıştı.Ben olanları atlatmaya başlamışken, o daha da sinirleniyor gibiydi.Tabii ki tamamen atlatmam imkansızdı.Bir yanım onu ölü görmek isterken diğer yanım bundan korkuyordu.Bu yüzden kendimi işimle oyalıyordum.Kinci bir insan olduğumu düşünmezdim ama bu ne unutabileceğim ne de affedebileceğim bir olaydı.Jiyong için de öyle olmalıydı ki, Jonghyun'u bulma konusuna saplantılı hale gelmişti.Düzgün yemek yemeye başlamıştı ama kendi istediği için değil, Jenny zorladığı için.Jonghyun'u bulma konusuna çok fazla odaklanmıştı.
Zaman geçti ama çok da bir şey değişmedi.Ben işle meşguldüm, Jiyong onu bulmaya çalışmakla.Değişik tek şey gecelerimizin farklılaşmasıydı.Sonunda eve geldiğinde kendi odasına gitmeden benimkine geliyordu.Beni hala şaşırtsa da, battaniyenin altına girdiğinde garip bir şekilde nazikti.Sanki benim üzerime çok gelmekten korkuyor gibiydi.Uzun zamandır onu bağırırken duymamıştım.Pazar günü eve gelene kadar...İşim erken bitmişti ve tezlerimi iki hafta içinde bitireceğimi düşünüyordum, o yüzden dinlenmeye karar verdim.Eve girdiğimde boş olmasını bekliyordum, Jenny bu saatlerde alışverişe çıkardı.Ama sonra, onu duydum.
''Hayır, aklını mı kaçırdın? Bu onun için çok tehlikeli! Onu ne kadar sevdiğini umursamıyorum, o polislerin evine girmesine imkan yok!'' Jiyong sinirle bağırdı. ''Onu sevebilirsin ve bu sorun değil ama onu daha fazla bu işe karıştırmayacağım.''
Biraz endişelenip hızla ayakkabılarımı çıkardım ve oturma odasına yürüdüm.Jiyong'la Taeyang aynı anda dönüp bana baktı.
''Ben geldim.'' Sessizce söyledim, Jiyong dik dik baktığı için biraz rahatsız hissetmiştim. ''Pardon, böldüm.''
Gerildiğimi farketmişti ama yine de sinirli görünüyordu.
''Neler oluyor?'' yavaşça sordum, ''Neden tartışıyordunuz?''
''Sana eğer---'' Taeyang bana yaklaşmaya çalıştı.
''Sana zaten hayır dedim!''
''Konuşmasına izin ver.Tanrım, o senin arkadaşın.'' kaşlarımı çatıp biraz yaklaştım.
Taeyang Jiyong'tan onay almak istercesine ona baktığında, Jiyong başını sallayıp cama doğru döndü.Bunu yapması biraz garipti, -karakterine pek uymuyordu.Hiçbir zaman öyle arkasını dönmemişti, aniden bunu yapmasının nedenini merak ettim.
''Seungri-ah'' Taeyang başladığında, bakışlarımı ona çevirdim. ''Kız arkadaşım erkek kardeşiyle birlikte yemek yememi istiyor, ve bu sefer babasının evinde olacak.Bana ailemden birilerini getirip getiremeyeceğimi sordu.Jiyong'u ya da Seunghyun hyung'u götüremem çünkü bu çok riskli.Babası ya da kardeşi onların yüzlerini bir yerlerde görmüş olabilir.Hyung Daesungie'yi götürmeme izin vermez, senin yardım edebileceğini düşünmüştüm.Sadece bir yemek.Kuzenim falan olabilirsin.Bu gerçekten işimi görür.''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Benim.
Hayran KurguSeungri bir şirkette pazarlama asistanı olarak çalışan, işini seven biridir.Geçmişi nedeniyle sokak çetelerinden nefret eder.Ama bir tesadüf nedeniyle en acımasız çetenin üyelerinden biri olan Jiyong'la karşılaştığında iki şansı vardır: Onun olmak y...
