Multi: Mert
Mutluluk sahip olduklarımızın bizim üzerimizde bıraktığı nadir etkilerden biridir. Çok sık olarak karşılaşmayız işte bu yüzden ulaşmak için sadece kendimizi düşünerek hareket ederiz. Hâlbuki kırıp dökmeye, sayıp sövmeye başvurmayı da gerektirmez. Uğruna canını yaktığınız kişilerin yokluğu size mutluluğu getirmez çünkü mutluluk elde olanla mümkündür. Mutluluk, hiç beklemediğiniz anda geldiği gibi beklediğiniz halde gelmeyen tek duygudur. Bedenimde ruhumda dün geceki satırların etkisinden çıkamamış elimdeki mutluluğu almaya çalışana gizliden bir savaş açmıştı. Beynimin tekrara bağladığı şu dakikalarda hissettiğim tek duygu korkuydu.
Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insan neden korksun ki? Çünkü her insanın kaybedecek bir şeyleri vardır ve yok diyenler yalancıdır. Böyle bir durumda net olan tek şey budur. Her insanın sevdiği olmasa da, parası olmasa da, yüzündeki gülümsemenin nedeni olmasa da kaybedecek bir şeyi her zaman vardır. Benim kaybedeceğim şeylerin en başında cümlelerim gelir. Düşüncesi bile korkutuyor beni, düşünecek bir şeyimin olmaması, söyleyecek kelimelerimi yitirmek , yazacak bir cümlemin olmaması ve en önemlisi okuyacak bir satırımın olmaması...
İşte korku duygusu insanın karşısına bu kadar basit bir yolla çıkar.
' İRİS! '
İsmimin heyecanla söylenmesi üzerine kafamı yukarıya kaldırıp karşıya baktım. Melek elindeki turtasıyla beraber bana kocaman bir gülümsemeyle bakıyordu. Adımlarıma canlılık verip biraz hızlandım. Kısa sürede yanına vardığımda eli dolu olmasına rağmen bana sarıldı ama karşılığını vermediğim için geri çekildi. Dudağını büzdükten sonra ' Neden hiç sarılmıyorsun? ' diye sordu.
' Güvenmiyorum'
' Sarılmak iyi hissettirir kızılcık, bence ihtiyacın var '
' Bu eyleme bu kadar güvenme, sarılmak yüzü gizlemekten başka bir işe yaramaz ' ( Doctor Who * alıntıdır *)
Omuz silkip yürümeye başlayınca bende ona eşlik ettim. Dersin olacağı amfiye geldiğimizde bizimle birlikte gelen ve yüzümüze bile bakmayan bir adet Gökhan ile karşılaştık. Melek yüzüme anlamadığını belirten ifadeyi yerleştirirken ben onun sorununu biliyordum. Omuz silkip sıraya doğru yürürken Meleğe ' Bu ders Gökhan'ın yanındayım ' dedim ve cevabını beklemeden Gökhan'ın yanına oturdum. Gökhan bana heyecanı olmayan bir göz kırpınca onun aksine oldukça sevecen birini ona yolladım.
' Nasılsın? '
' Kötüden biraz hallice '
' Neden beklemeden çıktın? Sakın işim vardı deme buna inanmam '
' İnanmayacağını biliyorum merak etme, hiç o topa girmeyeceğim '
' Aynen. Neden? '
' Gördüm '
' Neyi gördün? '
' Yağızın görmediğini ve asla göremeyeceğini '
İşte kelimeler yine terk etti dilimi, her şeyin farkında olan birine ne söylenebilirdi? Hangi cümle acısını dindirir hangi cümle vazgeçirirdi? Onun masalı bitti ve bu masalın bitiminde ne kırk gün kırk gece düğün ne de sonsuza kadar mutlu yaşayan iki aşık insan vardı. Gökhan'ın masalının sonunda sessizlik vardı...
' Yağız göremeyecek olabilir belki ama Melek görebilir '
' Nasıl İris? Onu liseden beri tanıyorum. Ayrı kalmamak için annemleri ikna edip sokağına taşındım, gün içerisinde onu özlememek için bu okula peşinden geldim '
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZİRVE ( K. 1 )
Teen FictionBeyazı siyahtan üstün görürsen çukurdan çıkamazsın. Zirvenin gözü üzerinizde , yükü ise omuzlarınızda! TABULARINIZI YIKIN! AYNI KURGULARI YENİDEN OKUMAKTAN BIKMADINIZ MI? Ensemde hissettiğim ılık nefes, tenimi kırbaçlayan rüzgara ait olmadığını tü...
