Yalnızlıkla dost olan ruhum, içimde yalnızlıktan korkan çocuğun ellerinden tutuyordu. Kimsesi olmamasına rağmen birilerinin olduğunu hissettirmeye çalışıyordu ama kendimden başka kimsem yoktu. Çoğu zaman kendim bile bana karşı gelip, cephe alıyordu. Şimdi yatağımda uzanmış, uykunun o huzur dolu kollarında bana yer açmasını bekliyordum ama düşüncelerim buna izin vermiyordu. Ne uyumak istiyordum ne de uyanmak. Bu gecenin bitmesini istemiyordum. Bu sabaha, güneşin merhamet gösterip biraz daha geç doğmasını istiyorum. Karanlığıma yağmur seslerinin eşlik etmesini ve ruhumun hep çocuk kalmasını istiyorum.
Ve yine, ilaç olmuyordu zaman...
Gecenin siyahlığı, mavinin en huzurlu tonuyla buluştuğunda gece boyunca hiç kapamadığım gözlerimin acısını hafifletmek için biraz olsun uyumayı denedim. Geçmişin acı dolu hatıraları bu anı bekliyor olacak ki en can alıcı noktadan vurdu. O gün... Geçen zamanı acı yapan o an. İçimde yeşeren duyguların, ebediyen benimle kalmaya karar verdiği o gün. Gözlerimin önündeki görüntüleri izleyerek, kabukları soyulmuş yaralarımın kanamasına izin verdim. Halbuki yorulmuştum ben bir şeyler yeniden yaşamayı, sil baştan yaşamayı. Bu zamana kadar kaçıyordum aslında, o gün ki kaybımla ruhumu da gömmüştüm ve bir daha karşı karşıya kalmak istemiyordum. Kendime bir çizgi çizmiştim ve başka çizgilerde kendimi kaybetmek istemiyordum.
Yoksa çoktan çizgimden çıkmış mıydım?
' KIIIZIIIILLLLL ! '
Aslının amansız çığlığıyla tekrar kendimi gömmek üzere olduğum çukurdan çıkıp, odamın kapısını hızla açan Aslıya baktım. Gözlerinde uzun zamandır elde edemediği bir şeyi elde etmiş gibi bir tatmin vardı ve benim aklıma gelen ilk şey Yağızla arasında ki olmayan ya da artık olan mı demeliyim ilişki. Gözleri animeler dekiler gibi parlıyor ve ellerinin birbirlerine hızlı hızlı çarptırıyordu. Bu kızı bu denli ve bu saatte bu kadar mutlu eden şey neydi?
' Günaydın ' sesimdeki tedirginliğe engel olmam mümkün değildi çünkü kendimi nedense kurban gibi hissediyordum, tabi ya...
' Gün çoktan aydı yavrum, hadi kaldır kıçını da üzerine bir şeyler giyin ve kendini benim ellerime bırak '
' Akşam olmasına tamı tamına on iki saat var Aslı Melek '
Omuz silkip, yüzünü buruşturarak ' ne olmuş yani on iki saat varsa, bunun yarısını kuaförde geçireceğiz zaten ve hoooppp time is up baby ' diyince gözlerimi devirdim.
' Saçmalama Aslı! Hem ben hiç uyumadım biraz uyumak istiyorum hem sen içeriye nasıl girdin? ' konuşurken hiç bozulmayan yatağımı açıp kendimi içine koydum. Aslıya tek kaşımı kaldırmak istesem de beceremediğimden ikisini de kaldırıp bıkınca katil modundan çıkıp leyla moduna girerek ' Çılgınca uyumasına rağmen ahenkle dans eden saçlarıyla, tek eliyle yarı kapalı yarı açık gözlerini ovuşturan ve üstü çıplak altında düştü düşecek olan eşofmanıyla tam yemeklik olan bir adet Yağız bana kapıyı açtı ahh keşke başka şeylerini de açsa ' diyerek ellerini birbirine geçirip havaya kaldırarak dua etti.
Kıkırtımı bastırma gereği duymadığımdan çok geçmeden daldığı yerden çıkan Aslı, üzerimdeki yorganı çekip kollarımdan tutarak kaldırmaya çalışırken bir yandan da söyleniyordu.
' Seni Yağız bile kurtaramaz benim elimden, o derece yani. Ben ne zamandır bu anı bekliyorum kızılım seni baştan yaratacağım ve bu gece o partiyi yakacaksın. Böylece senin valideciğin, istemediği kızının nasıl gündemde olduğunu ve kendisinin nasıl arka planda kaldığını görecek. Bu sebeple şimdi kalkıp elini yüzünü yıkıyorsun, üzerine spor tarzı giyiniyorsun bende bu arada odana çıkarken buzluğa koyduğum iki kaşığı getirip gözlerindeki şişi çekip alıyorum ve giyineceklerini bir torbaya koyayım '
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZİRVE ( K. 1 )
Teen FictionBeyazı siyahtan üstün görürsen çukurdan çıkamazsın. Zirvenin gözü üzerinizde , yükü ise omuzlarınızda! TABULARINIZI YIKIN! AYNI KURGULARI YENİDEN OKUMAKTAN BIKMADINIZ MI? Ensemde hissettiğim ılık nefes, tenimi kırbaçlayan rüzgara ait olmadığını tü...
