Yolun sonunda bizi karşılayan masmavi deniz, gözlerime seyirlik bir manzara sunuyordu. Emirle yaklaşık olarak yirmi dakikalık yolculuk sonrası buraya gelmiştik. Neresi olduğunu bilmiyordum. Aslında yol boyunca gözlerim akan yolu izlemişti ama düşüncelerim şekillenmesine izin vermemişti yani şu an tam olarak sonum Emir'in ellerindeydi. Her kadının kanını kanatacağına emin olduğum bakışlarını üzerime sabitlemiş yanımda adeta bir ölüm sessizliğinde duruyordu. Muhtemelen benim konuşmamı bekliyordu ama benim konuşacak bir şeylerim olmadığından susmayı tercih ettiğimi anlamayacağını bildiğimden dudaklarımdan güçsüzce mırıltılar eşliğinde harfler döküldü.
' Anlat '
Göğsünü şişirecek kadar derin bir nefes aldıktan sonra dudaklarını seslice ıslatıp ' ilk önce sen anlat ama bu defa sakin bir şekilde ' dediğinde soru dolu bakışlarımı ona çevirdim. Tamam, sakin olmam konusunda uyardığı kısmı tahmin edebiliyordum çünkü balo gecesi ona haddinden fazla yükselmiştim. Ama ne anlatmam gerektiğini bilmiyordum işte bu nedenle gözlerimle ne anlatmam gerektiğini soruyordum. Sıkıntıyla bıraktığı nefesini aynı sıkıntıyla tekrar aldıktan sonra 'Agâh ile aranızda olan şeyi ' dedi.
Kendimden emin bir şekilde ' Aramızda bir şey yok ' dediğimde kıstığı bakışlarına kalkan tek kaşı eşlik etmişti. Dudaklarımı büzdükten ' Soru cevap şeklinde yapalım şu işi ' diye bir öneri sorduğumda dudaklarına memnuniyeti mesken edinen bir gülümseme yerleşti ve kafasıyla beni onayladı.
' Öneriyi ortaya attığına göre sen başlamalısın tabi cevap vermeye '
Kafamı hızla aşağı yukarı sallayarak onayladığım da bu halim onun kahkaha atmasına sebep olmuştu. Ne yapayım yani? Merak ediyordum ve bir an önce her şeyi öğrenmek istiyordum. Sonu gelen kahkahasından sonra sorduğu soruyla bu defa ben kontrolsüzce kahkaha atmıştım.
' Agâh ile seviştin mi? '
Sorduğu soruya kahkahalarımı attıktan sonra umutsuzca başımı iki yana sallayarak nihayet sonu gelen kahkahalarımın verdiği fırsat ile ' saçmalama ' diyebildim. Bu çocuk beni ne sanıyordu Allah aşkına? Tamam ona karşı bir şeyler hissediyor olabilirdim ama böyle bir şeyi asal yapmazdım en azından evlenmeden önce. Gerçi bekaretin bacak arasından çok beyinde olduğuna inananlardandım ama yine de bunu yapmazdım işte, ahlaki değildi.
' Agâh uzun zamandır peşinde ama yatağına henüz girmedin öyle mi? '
' Girmeyi de düşünmüyorum Emir '
' Düşünmen inan umurunda olmaz ama neyse kızıl, sıra sende '
' Zirve nasıl oluştu? 'Bunu beklediği o kadar belliydi ki ama buna rağmen dilini alt dudağında gezdirdikten sonra konuşmaya başladı. gözlerim onu taramakla meşguldü çünkü bana yalan söylemesini istemiyordum.
' Yaklaşık olarak yirmi yıl önce kendini buraların sahibi sanan bir adam vardı. Ama öyle böyle biri değildi, herkesin korkulu rüyası bu nedenle ona KARABASAN denirdi. Yeri tam olarak bizim üniversite değildi zaten o sıralarda bizim ora bildiğin okuldu, yani sıkıcı. Her neyse, Karabasanın bir oğlu vardı ve onu bu tür işlerden uzak tutmak istiyordu. Bu tür iş dediğim şeyler uyuşturucu, organ kaçakçılığı, kadın ticareti, bürokrasinin pis sırları da bu işlerden bir kaçı. Her şeye hükmetmeye başladı. Bir den bire herkesin itaat ettiği biri oldu. Tabi bunu tek başına yapmış olmasını bekleyemezsin, en derinde bir kaç kişi daha var ama hepsi bir süre sonra pes etmişti ve her şey ona kalmıştı. Sonrasında bir kadınla evlenmiş ve iki tane çocuğu olmuş biri erkek biri kız. Karısı çocuklarını korumak için bu belayı bir an önce başından def etmesini istemiş ama Karabasan bunu reddetmiş. Her yaptığı işin peşinden temizlemeye başlamış. Bu sırada onun egemenliğini sonlandırmak isteyen bir sürü düşman edinmiş. Oğlunun başa geçmesini istemediğinden yanında yetiştirdiği bir çocuğu yerine geçirmiş. İşte o çocukta Zirveye tam anlamıyla adını verdi. On iki yıl boyunca Zirveyi yönetti ama sonra bir olay oldu ve puff ! ortadan kayboldu '
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZİRVE ( K. 1 )
Genç KurguBeyazı siyahtan üstün görürsen çukurdan çıkamazsın. Zirvenin gözü üzerinizde , yükü ise omuzlarınızda! TABULARINIZI YIKIN! AYNI KURGULARI YENİDEN OKUMAKTAN BIKMADINIZ MI? Ensemde hissettiğim ılık nefes, tenimi kırbaçlayan rüzgara ait olmadığını tü...
