Şu dakikalarda umduğum tek şey Yağızın artık dakikalardır tutuğu kolumu bırakması. Dün gece gördüğü rüya yüzünden bir türlü evden çıkmama izin vermiyordu.
' İris, kurban olurum gitme ya '
' Ya Yağız bıraksana ya, dersim var, ödevlerim var '
' Olmaz! İzin vermiyorum kızım, gidemezsin bir yere. Abin değil miyim ben? Sanki eşek anırıyor sabahtan beri '
' Ya saçmala lütfen, adı üstünde rüya '
' Adı üzerinde dediğin resmen kabustu Kızılım. Ne olur yani bir güncük okulu assan? Sonra arayı kapatırsın sen '
' Mümkün değil '
' Olsun o zaman. Gidemezsin diyorum gidemezsin '
' Bende gideceğimi söylüyorum '
' YA ALLAHIM sen bunu verdin sabrını niye vermedin hadi verdin görünen yerime monte etseydin de bende kullanabilseydim '
Onun bu şebek hallerine kıkırdarken yanağına kocaman ve en sulusundan bir öpücük bırakıp, kolumu elinden kurtardığım gibi evden çıktım. Yağızın arkamdan söylenmelerine kulaklarımı kapayıp hızlı adımlarla durağa ilerlemeye başladım. Anlattığına bir kavgada feci dayak yiyordum üstelik o kavgada Mertte varmış. Rüya işte. Eğer Mert olsaydı benim dayak yememe izin vermezdi çünkü ben onun canıydım, canıydım değil mi? Peki ben neden yaşıyorum? Hani onun canıydım? Eğer öyle olsaydı bende onun yanında olurdum değil mi?
Gelen otobüsle birlikte düşüncelerim dağıldı. İnsanların telaşı sardı tüm yanımı. Onların endişeleri, duyguları ve yaşadıklarını hissedebiliyordum. Her şeyleri olmasa da bir şeyleri hareketlerinden anlayabiliyordum. Bu bazı zamanlar canımı sıkıp beni üzse de seviyordum, bana ait olmayan aşkları ya da bana ait olmayan yaşanmışları bilmeyi. Her gülümseme de ya bir acı saklı ya da bir mutluluk ama her gülümseme buruk. Öyle bir zamana denk gelmişiz ki artık her şey bir oyun ve ne yazık ki başrol olduğumuz bu oyunda payımıza figüranlık düştü. Savruluyoruz , engel olamıyoruz. Her yere benliğimizden bir parça düşüyor ve düşerken can yakıyor. Artık benden kopacak bir parça aramıyorum çünkü bulduğum anda kaybedeceğimi biliyorum. Farkındayım. Hayat herkese bir yerden sillesini vuruyor ve sonra arkasını dönüp başka bir yere vuruyordu.
Aldığım derin nefesler bir işime yaramıyor sanki olan nefeslerimi bile benden alıyor gibiydi. Her darbenin izi farklıdır.
Tene dokunan adamlar neden ruha dokunmaktan korkar ki? Sevmek, sadece sevişmek demek midir? Söze dökülen sevgi sözcükleri neden ruha işlenmekten kaçınıyordu? Tene temas eden sevgi neden ruha dokunmaya korkuyordu? İstiyorsak bir şeyleri, bu sadece sevgi eksikliğindendir.
Aşk istersin ondan. Hiçbir şey almadan her şeyini verirsin. Safsındır, karşındakinin nelere mal olduğuna bakmadan neye var olduğuna bakarsın. Birazcık sevgi karşısında vazgeçemeyeceği hiçbir şey yoktur bir kadının ama gerçek bir sevgi. Elle tutulabilecek kadar... Söyledim ya biraz.
Üniversiteye yaklaşırken kapıya doğru hareketlendim. Saygının anlamını yitiren onca insan arasından geçerken gözüme ilişen görüntüyle dudaklarıma minik bir gülümseme misafir oldu. Yılların yıpratamadığı iki tatlı insan. Yüzlerinde onlarca çizgi var ve buna yenisini eklemek için gülümsüyorlar. Nasır tutup, titreyen ellerine aldırmadan birleştirmişler ellerini. Hüznü, mutluluğu, kayıpları, acıyı gören gözlerine parıltıları tutsak etmişler ve kendilerinden uzaklaşmasına izin vermemek için birbirlerini her an seviyormuş gibi yakındılar. Keşke herkesin sonu böyle son bulsa...
Açılan kapılarla saçlarımı savuran rüzgarı içime çekip, otobüsten kaldırıma atladım. Tabii ki bileğimi burktum, her zaman ki gibi. Adımlarıma canlılık verip geç kaldığım derse daha fazla gecikmemek için koşar adım dersin olacağı amfiye ilerledim. Rüzgarın savurduğu saçlarımı ellerimle düzeltmeye çalışırken, amfinin kapısını tıklatıp içeriye girdim. Fulya hocanın şaşıran yüzüne karşı ' çok özür dilerim hocam, dersin geri kalanına katılabilir miyim? ' diye sordum. Kafasını hızla iki kere olumlu anlamda aşağı yukarı salladığında, hemen sağ tarafımda kalan merdivenlere ilerledim. Meleğin onu fark etmem için yaptığı saçma sapan hareketlere tebessüm ederken çantamı sıraya koyup sonra oturduğumda Melek, saniye kaybetmeden ' Neler oluyor? Neden geç kaldın? Kötü bir şey mi oldu? ' diye sorularını sıralarken kitaplarımı çıkarmıştım. Onu takmayışıma aldırmadan bu defada kolumu parmağıyla delmeye çalışarak ' Neler oluyor? Neden geç kaldın? Kötü bir şey mi oldu? ' diye sorularını tekrarladı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZİRVE ( K. 1 )
Novela JuvenilBeyazı siyahtan üstün görürsen çukurdan çıkamazsın. Zirvenin gözü üzerinizde , yükü ise omuzlarınızda! TABULARINIZI YIKIN! AYNI KURGULARI YENİDEN OKUMAKTAN BIKMADINIZ MI? Ensemde hissettiğim ılık nefes, tenimi kırbaçlayan rüzgara ait olmadığını tü...
