Suyun tenimde bıraktığı o cılız titreme aslında ne kadar güçsüz olduğumu hatırlatıyor sanki bunu unutmamı istemiyor gibiydi. Acılarım var, sayfaları dolduracak kadar ağır ama tek kelime etmeyecek kadar yok olan. Benim bir geçmişim var, peşimi bırakmayan, önüme engel olan..
Yağmayacak olan bir yağmuru bekliyorum şu dakikalarda..
Ağlamak istiyorum, bedenimden süzülen su damlalarına göz yaşlarımın eşlik etmesini istiyorum. Fark edilmesin istiyorum yanağıma yol çizen göz yaşlarım, bir başkası görsün istemiyorum içimde yanan ateşi...Herkesin beni dertsiz tasasız bilmesini istiyorum. Kahkahalara arkadaş , hıçkırıklara düşman olmak istiyorum.
Şu dakikalarda hiç yaşanmayacak olan hikayemin kahramanı olmak istiyorum.
Banyodan çıktıktan sonra üzerimi giyinip evden çıktım. Altında yürüdüğüm maviydi beni cesaretlendiren çünkü kaçmak istediğimde en iyi kaçış yolu göğün mavisiydi ama onu da çaldılar benden.
Gökyüzü önceden benimdi, şimdi herkes sevdalısı olmuş mavinin. Bulutların resmine takılı kalmış herkes.
Güneşin doğuşuyla aydınlanan mavisi,
Güneşin batmasıyla kızıllığa karışan mavisi,
Yıldızların ışığıyla kararan mavisi
Her şeyiyle benim olmalıydı gök yüzü.
Sadece ben özgürlüğümü bulmalıydım. Artık benim olmadığı için gitmek istiyordum, beynimdeki uğultunun dışına , kulağımdaki onlarca sesten uzağa...
Yeni bir gök yüzü istiyorum, sadece benim olan.
Dakikaların düşmanım olduğu bir zaman diliminde Zirve Üniversitesine varmıştım. Telefonumun bilindik sesiyle cebimden çıkarıp cevapladım.
' Kızılım? '
' Yağızım? '
' Saat kaç olmuş neredesin güzelim? '
' Evden yeni çıktım Yağız , bir kaç işim var '
' Ne işin var? '
' Tezim için verilen üniversiteye geldim '
' Kaç kere daha gideceksin? Ayrıca saatlerin suyu mu çıktı? Sabah niye gitmedin? '
' Sabah ruhum bedenime ağır geliyordu ve kalkıp gelseydim bile sıfır bilgiyle geri dönerdim bu nedenle bu saatte gelebildim '
' Kıyamam, diğer soruya cevap ver '
' İstediğim cevapları alana kadar geleceğim '
' İyi fazla geç kalma bana bak erken gel '
' Tamam '
' Yok deme ban... HEE! Bir an yok dedin diye algıladım. Ne zaman dönersin? Eve geç kalmayacaksın değil mi? '
' Evet, Yağızım bir kaç saat sürecek ve yine evet geç kalmayacağım '
' Ne işin var siktigim zirvesinde, tarihçesi neyine yetmiyor? Bana bak kızıl en geç saat ... saat 9 .. 11 de ev- neyse ben geliyorum seni almaya '
' Tamam ağabeyciğim, elbette ağabeyciğim, hıhı ağabeyciğim '
' KIZIL! '
' Tamam Yağız , gel '
' Aferin, dikkatli ol '
' Tamam , ara gelince '
' Tamam, çıkıyorum şimdi '
' Tamam YAGIZ ' dedikten sonra telefonu kapatıp, montumun cebine soktum. Ellerimi geceye hazırlanan soğuk yüzünden ceplerime koyup , göğüs kafesimi şişirerek derinden bir nefes alıp, gerçekleri öğrenmek adına ilk adımı attım. Kapıdan dışarıya çıkan dört kişilik kız grubunun yüzlerinde darptan oluşabilecek boyutta ve görüntüde izler vardı. Anlaşılan zor bir gün geçirmişlerdi ama gülümseme hatlarına bakılırsa bu durum canlarını sıkmak yerine zevk vermiş gibiydi. Kendi düşünceme omuz silkip binadan içeriye girdim. Hemen kapının önünde bulunan boşluğun yanından geçerken , bileğimdeki sızı psikolojik olarak kendini hatırlattı. İçimi saran ani ürpertiyle tüylerim diken diken olmuştu. Hemen kapının yanında bulunan, birbirlerine yakın olan kolonların oluşturduğu boşluğa adrenalin yüzünden bembeyaz olduğunu bildiğim bedenimi sakladım. Koridorda yankılanan sesler kesilinceye kadar bulunduğum yerden çıkmamam gerekiyordu. Bu sebeple gözlerimi kapatıp düşüncelerime karışmamı hızlandırdım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZİRVE ( K. 1 )
Teen FictionBeyazı siyahtan üstün görürsen çukurdan çıkamazsın. Zirvenin gözü üzerinizde , yükü ise omuzlarınızda! TABULARINIZI YIKIN! AYNI KURGULARI YENİDEN OKUMAKTAN BIKMADINIZ MI? Ensemde hissettiğim ılık nefes, tenimi kırbaçlayan rüzgara ait olmadığını tü...
