15.Bölüm

1.4K 107 24
                                        

Kayıplar, insanı güçlendirmez. Her an karşılarında olan şeyler insanı nasıl güçlendirir mi? Yaşanılan acıları hatırlamak bizi tekrara sürüklemez mi? Tıpkı şu an gibi...

3 yıl önce,

Arya kahvaltı için geldiğimiz pastahanedeki üniversiteli gençlere yiyecek gözüyle bakarken çıkardığı değişik seslere anlam vermeye çalışıyordum. Karnımın izin verdiği süre boyunca bekledim fakat artık izin vermiyordu ki bu da çıkardığı seslerden belli oluyordu.

' Artık bir şeyler sipariş etsek mi? ' diye sorduğumda bana bakmayarak ' hıı ' diye söylenirken masanın üzerindeki menüyü el yordamıyla bulup önüme doğru ittirdikten sonra ' al seç bir şeyler ' dedi. Umutsuz vaka olmasına inanamıyormuşçasına kafamı iki yana sallayıp menüyü karıştırmaya başladım. Kısa bir göz gezdirme sonrasında her lise öğrenci gibi pratik olarak tost ve çayı seçip garsondan istedim. Aryanın çalan telefonuyla daldığı yerden çıkmasını izlerken bir yanda da üzerimde keskin bakışların olduğunu hissettiğim tarafa dönmemek için büyük çaba sarf ettim.

' Efendim aşkım? ' dediğini duyduktan sonra ağzımın açılmasına engel olamadım. Ne zaman tanıştı da sevgili oldular onu bile bilmiyordum. Ben ona hayret dolu gözlerimle bakarken o bana omuz silkip yan tarafa bakmaya devam etti.

Sonunda içimde tutamayacağımı bildiğim için kendimi fazla kasmadan ' Arya sana inanmıyorum ' deyiverdim.

' Neye inanamıyorsun kuzucum? ' diye sorduğunda ne için olduğunu bildiğini adım kadar iyi biliyordum ama yine söyledim.

' Sevgili yapmışsın '

' Ha evet yaptım bir şeyler '

' Ne zaman? '

' Gece 1 den itibaren '

' Peki canım arkadaşım o zaman ne diye el-aleme bakıyorsun? '

' Ne var ki canım bunda? Bakıyorum sadece, diyetteyim diye menüye de mi bakmayayım yani? ' diyip omuz silktiğinde ona yok artık bakışımı atıyordum. Hızlı bir şekilde kahvaltımızı yapıp kalkmak için toparlanmaya başladık. Arya, lavaboya giderken hesabı ödeyip gelmesini beklemeye başladım. Bu sırada üzerime sanki daha da fazla yoğunlaşan bakışlar, artık dayanma sınırımı zorlamaya başlamıştı. İçime nereden geldiğini bilmediğim ve tanımlayamadığım bir his, sanki vücuduma iğne batırıyordu. Yerimde huzursuzca kıpırdandıktan sonra zamanın çabuk geçmesi için on saniye arayla bir ayağımdan diğer ayağıma yüklenmeye başladım.

Mideme yoğunlaşan iğnelerden, salına salına gelen Arya sayesinde kurtuldum. Koluma girdikten sonra ' hiç istemiyorum ama lanet olasıca bir okulumuz var ' diyerek beni çıkışa doğru sürüklemeye başladı. İçimi kemiren merak duygusuna yenilerek tam kapıdan çıkarken , gözlerimi bakışların sahibine çevirdim. Göz göze geldiğimiz o kısacık anda tüm dünyama sebep olacağını anladım. Öyle yoğundu ki sanki öl desem ölecekmiş gibi...

' Hadisene kızım '

' Tamam, geliyorum '

Kısa bir yürüyüşün ardından okula gelmiş ve ilk ders için sıralarımıza ikimizde yerleşmiştik. Derslerin olağan hızı bu sefer umurumda değildi. İçimdeki duygular sanki bir araya toplanmış ve beynimi işgal etmek için plan yapmaya başlamıştı. Korku, acı, sevgi hepsi birbirine düşmanken birden dost olmuş gibiydi, farklı duyguları aynı anda hissediyordum. Böyle bir sey mümkün müydü?

Nasıl mümkün olabilirdi?

Kavuracak kadar yakarken nasıl titretecek kadar üşütebilirdi?

Bakışlardan kaçıp, uzaklaşmama rağmen nasıl aynı yoğunlukta etkisi altında kalabiliyordum?

ZİRVE ( K. 1 )Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin