10.Bölüm

1.3K 120 24
                                        

İçimde hükmünü belli etmeye başlayan o sıkıntılı his, tüm bedenimi etkisi altına alırken beynimde yankılanan o soru tüm geçmişimi araştırıp cevabını bulmaya çalışıyordu. Agah diye söz ettikleri çocuğu daha önce görmediğimi ve adını bile ilk defa Sarptan duyduğumu ön plana çıkarmış ama bulduklarım yeterli bir cevap değildi. Gözlerimi Emirin beni etkisi altında bıraktığı gözlerine sabitleyip, sesimin titrememesini umarak dudaklarımı kıpırdattım.

' Agâh diye birisini tanımıyorum, Emir '

' Hadi ama İris Canyurt, ben boşa konuşmam '

' Bende boşa konuşmam, tanımıyorum '

' Tanımama gibi bir olasılığın olabilir ama sen her tanımadığın insanla erotik anlar yaşayacak biri gibi durmuyorsun '

Sustum , susturdu kelimelerin ağırlığı. Dudaklarıma kilit vurup dilimi lal etti. Erotik anlar yaşadığım, geceleri aklımdan çıkmayıp gündüzlerime sızan  kara gözlerden başkası değildi. Yani o Agâh mıydı? Emirin gözlerinde korku pırıltılarını görmemi sağlayacak kadar korkunç biri miydi bana huzuru yaşatan kişi? Varlığına hemencecik alıştığım, hep yanımda istediğim, kokusunda cayır cayır yandığım kişi miydi bu denli soğuk olan? İçime korku tohumları eken?

' Agâh? Neden bunu ona sormuyorsun? '

' İnkar etmemeye karar vermekle en doğrusunu yaptın İrisciğim,  Ona neden sormuyorsun diye soruyorsun ya? Ona neden yemek yemiyorsun? kadar basit bir soruyu bile soramazsın da ondan '

' Onun cevap vermediği sorulara benden cevap alamazsın'

' Bende sende ne buldu diyordum? Sivri diline sahip çık! Cesaret sana göre bir şey değil İris ve emin ol bunu kendine kalkan yapmak istemezsin '

' Cesaretin sende tanımını bilmiyorum ama bendeki tanımı tam olarak bu '

' Korkaksın ve korkakların var olduğu bir savaşta er meydanı korkunç oluyor '

' Ben bir savaşta değilim '

' Sen bu savaşta hangi taraftasın? '

' Ben bu savaşta olmadığım gibi bir tarafta da değilim '

' Seni kışkırtmak istemem zira Agâhta bıraktığın tırnak izlerinin benim bu tapılası vücudumda yeri yok '

Rüzgarın tenimdeki dansı, yükselen ateşimi harmanlarken nereden geldiğini bilmediğim cesaretimle ayağa kalkıp karşısına geçtim ve hayatımda ilk defa uzun yoldan gitmemeyi seçtim.

' Benden ne istiyorsun? '

Umursamaz bir tavırla banka biraz daha yayıldıktan sonra ayağa kalkıp hatırladığım kadarıyla uzun ve kalın olan soğuk ellerini ceplerine koydu ve bana tepeden bakmaya başladı. Saniyeler sanki saatlere dönüşürken sessiz ortamı bölen tiz bir telefon sesiyle Emir yerinde kıpırdandı. Cebinden çıkarıp usulca kulağına götürdüğü telefonda iç parçalayan bir çığlık yükseldi. Kafamı kaldırıp Emire soran gözlerle baktığımda, o masmavi gözlerinin siyaha karıştığını ve çenesinin bir demirle kıyaslanamayacak kadar sertleştiğini gördüm. Mora çalan dudakları sıkıştırılmanın etkisiyle bordoya dönerken telefondan boğuk bir ses daha yükseldi.

' Hakkıyla savaşmazsan haksızlığa maruz kalırsın Emir '

' Onu rahat bırak ' Emirin sesinde hissettiğim soğukluk, geceyi derin bir şekilde bölerken buradan gitmem gerektiğini hissettim. Gitmek için sola doğru hareketlendiğimde Emirin saçlarıma dolanan eliyle dudaklarımdan kaçan çığlığa engel olamadım. Telefondan duyduğum hırlamanın hemen ardından az önce duyduğum kadın çığlığı kendini tekrarladı. Emirin boğazında gelen , nefretin soyutlaşmış hali olan o hırlamayla saçlarıma daha çok asıldı. Bu sefer çığlığıma engel oldum, dişlerimi dudaklarıma kalın demir parmaklıklar yaptım. Acımı dişime tutsak edip, çığlığımı içimde bıraktım. Zorla sustum yine. Susmaktan yoruldum, sürekli susup içimde avazım çıktığı kadar haykırmaktan yoruldum.

ZİRVE ( K. 1 )Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin