8.Bölüm

1.4K 129 17
                                        



Mert kim ve neden? Sorularınıza   tek cümlelik spoi hemen aşağıdaki satırda.

Zirveye çıkmak için çukurdan  başlamak gerekir...

Son zamanlarda tek derdim iki hafta önce kütüphanede duyduğum kokuyu saklayabilmekti. Ama insanoğlu o kadar mükemmel değildi. Unutmak için zora ihtiyaç duymuyor, gerçekten ne istediğimizi dinlemiyordu. En kötüsü de yazdığım cümlelerim satırımı doldurmuyor beni büyük bir boşlukta bırakıyordu. Eskilerdeki kokulu mektupların boş satırları gibi çaresiz bırakıyor , elime tutuşturulan çakmakla göz göre göre kendimi yakmaktan başka bir seçenek sunmuyordu. Halbu ki o mektuba yazılan tek bir kelimenin tüm satırları doldurmaya yetebileceği gerçeği varken,

Sevgilim!

Şimdilerde iki dakikalık aptal aşıkların kirlettiği kelimelerden bir tanesi...

' İRİS! '

Yağızın evi inleten sesini duyduğumda çantamı çalışma masamın üzerinden alıp yavaş yavaş aşağıya indim. Son bir haftadır dizimdeki kasılma nedeniyle yürümekte zorlanıyordum bu sebeple bugün fizik tedaviye gidecektik. Yağız somurtkan yüzünü beni görünce düzeltip gülümserken ' biraz çabuk ol diyeceğim ammaaa olmayacak Neden? Çünkü sende ne kadar sıra dışı da olsan bir dişisin. Hadi kızılcık geç kalıyoruz ' diye söylenmeyi de ihmal etmedi. Yanaklarımı şişirip istemeyerek de olsa Yağızın peşinden arabaya yürüdüm. Arabadaki koltukların yoğun deri kokusuyla yüzümü buruşturduğumu gören Yağız ' kızılım , millet bu koku için ölüyor ' dedikten sonra kahkahalarına motorun güçlü sesi eşlik etmişti.

' Ahh bende ölüyorum '

Sesimdeki munzur ifadeyi yakalayan Yağız kahkahasına ara vermeden bir süre daha devam etti. Okul, ödev , tez derken iki haftadır Zirve Üniversitesine gidememiştim ve yarın için yapılacaklar listemde birinci sırada bunu yazmıştım. Oraya gitmeli ve bu saçmalığa bir açıklık getirmeliydim. Yarın zirveye çıkacaktım ve o beyaz kapının ardında ne olduğunu öğrenecektim ama şimdi sonucunda rahatlayacağımın kesin olduğu acı dolu kırk dakika için hastahaneye girmem gerekiyordu.

Benimle birlikte inen Yağızın çalan telefonuyla bir süre otoparkta beklemek zorunda kaldım.

' Efendim baba? '

' ....... '

' Çok mu acil? '

' ........ '

' Gelemem baba biz Irisle has.. ' karşısında yaptığım saçma hareketlere gülmemek için dudaklarını ısırırken konuşmaya çalışıyordu ' hasretlere geldik yani gelemem '

Hasret?
Aklı fikri kızlarda...

' Tamam, geliyorum ' telefonunu sıkıştırdığı burnuyla beraber kapatıp üzgün olduğunu anlatmasına yardımcı olarak büzdüğü dudaklarıyla bana döndü.

Omuz silktikten sonra ' Önemli değil Yağızım, acil bir durum olmalı ki ısrar ediyor . Ben hallederim ' dedim.

' Kızılım fizik tedaviden sonra daha da zor yürüyeceksin ve canın çok acıyacak. Ben bitimine kadar gelmeye çalışırım, eğer gelmezsem de taksiyle git tamam mı bak inatlaşma '

' Tamam sen merak etme ' uzanıp yanağını öptükten sonra içeriye doğru ilerledim. Yağızın sıkıntıya bıraktığı nefesi bana bir kez daha seçimlerimizi kendimizin yapamadığını hatırlattı. Hep bir şeylere bağlı olarak yaşıyoruz tek başına yaşadığımızı sanmamıza rağmen. Hastahanenin fizik tedavi bölümüne geldiğimde tam saatinde geldiğimden hemen içeriye aldılar. Koridorda yayılan halk deyimiyle hastahane kokusu olan serumlardan sızan b12 kokusu bu oda da daha yogundu. Sedyeye uzanıp doktoru beklemeye başladım. Bembeyaz oda da tüm siyahlığımla beliyordum.

ZİRVE ( K. 1 )Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin