' Görüş için benimle gelin İris Canyurt '
Araya mesafe açarak ilerleyen gardiyana ayak uydurup, ortasında iki sandalye ve boş bir masa olan odaya girdim. Hapishanenin tüm soğukluğu, duvarlara âdete bir kamçı gibi iz bırakmıştı. Güvensizlik ve korku bu odanın ruhunu oluşturmuş gibiydi. Beni odada yalnız bırakan gardiyan ile titrek bir nefes alıp verdikten sonra sağımdaki duvara doğru ilerledim. Ellerimi duvara dayayıp bir süre o inanılmaz korkuyu iliklerime çektim. Muazzam bir his dört bir yanımı sarmıştı. Duvarın pütürlü kısımlarının avuç içlerimde yarattığı deprem, usulca tüm hücrelerime ulaşmış ve izini bırakmıştı. Gürültüyle açılan kapıya baktığımda, zamanın hoyrat davranmadığı adamı gördüm.
Babamı!
Kollarını iki yana açtıktan sonra ' İrisim ' diyerek bana doğru hızla yaklaştı ve kolları arasına aldı. Kollarım büyük bir özlemle babamı sararken, dudaklarımdan kaçan hıçkırığa engel olamadım tıpkı gözlerimden süzülen yaşlara olamadığım gibi.
Her hıçkırıklarımda kollarıyla beni daha sıkı saran adama var gücümle sarılmaya çalışıyordum. Biraz daha öylece kalmama izin verdi. Normalde olsa ki normal olduğumuz bir anı hatırlamıyordum ama şöyle derdi ' Kendine gel ve kimin kızı olduğunu hatırla, ağlamakta nereden çıktı İris? Sen sadece ağlatacaksın, bunu unutma ' .
Zaman o güçlü duruşuna dokunamamış ama ruhunu hafifletmiş gibiydi.
' Gelmene çok sevindim kızım ama neden geldiğini anlamadım yoksa annene bir şey mi oldu? '
Sorusuna gözlerine bakarak cevap vermek istediğimden usulca kollarından çıktım. Onu da beraberimde götürerek sandalyeye oturmasını sağladım ve karşısına geçtim.
' Annem iyi, sadece ben – ' derken sözümü kesti ve ' babana ihtiyaç duydun ' dedi. Başımı usulca aşağı yukarı salladığımda uzanıp küçük ellerimi, büyük ellerinin arasına aldı ve güç vermek istermiş gibi sıktı. Derince bir nefes aldıktan sonra mırıldandım.
' Yoruldum '
' Görüyorum '
' Yoruldum '
' Görüyorum '
' Yoruldum '
' Görüyorum '
Bakışlarımı birleşen ellerimizden ayırıp, babamın eşsiz maviliklerine çevirdim. Gözlerimi okuması için bir süre öylece baktım. O beni okuyabilen iki kişiden biriydi.
' İris, hayat acıyı dibine kadar yaşayabilmemiz için her şeyi yapar. Düşürür, kaldırır sonra tekrar düşürür. Bazı düşüşleri ufak sıyrıklarla atlatırız, bazılarını ise ölümle. Ama atlatırız kızım. Bana ihtiyaç duymanı anlıyorum, bu konuda sana kızamam ama şunu söyleyebilirim, senin ihtiyaç dediğin şey bir zorunluluk kızım '
' Baba? '
' Bunu kabul etmeyeceğini biliyorum ne de olsa benim kızımsın ama İris, hayat kabul ettirmenin bir yolunu bulur '
' Kabullendin mi? Baba sen kabullendiğin için mi bu haldesin? Annem başka bir adamla birlikte, sen ise bu lanet yerdesin. Bunların sebebi senin kabullenmen ise hayatı yanlış tanımlamışsın demektir '
Alayla kıvrılan dudaklarıyla ' sanırım artık bunu öğrenmen gerekiyor. Aslında annenin söyleyeceğini düşünmüştüm ama yanılmışım. Onu defalarca aradım ama istikrarlı bir şekilde cevap vermiyor, konuştu sanmıştım ' dediğinde kaşlarımı çatmıştım. Neyi bilmiyorum?
' Neyi öğrenmem gerek baba? '
Düz adamdı.
Uzatmadı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZİRVE ( K. 1 )
Teen FictionBeyazı siyahtan üstün görürsen çukurdan çıkamazsın. Zirvenin gözü üzerinizde , yükü ise omuzlarınızda! TABULARINIZI YIKIN! AYNI KURGULARI YENİDEN OKUMAKTAN BIKMADINIZ MI? Ensemde hissettiğim ılık nefes, tenimi kırbaçlayan rüzgara ait olmadığını tü...
