29.Bölüm

720 40 1
                                        

Ruhum sıkılıyordu. Sabahın ilk ışıkları ile başlayan sıkıntım, git gide büyüyordu ve güne başlama hissimi her saniye daha da kaybediyordum. Sanki bir şey geliyor gibiydi.

Büyük bir şey,

Bir yıkım.

Sıkıntı ile bir nefes bırakırken yastığıma sarılıp, gözlerimi tekrar kapadığımda odamın kapısı hızla açıldı ve içeriye gireni görmek için gözlerimi açtığımda, Yağız'ı gözleri kapalı sırıtırken buldum.

' Kızıl Goncam, günaydın! Uyanık mısın? Gerçi, hayvan gibi içeriye daldım. Uyanık değilsen de uyanmışsındır '

' Sabah sabah bu enerjinin kaynağı nedir? ' diye mırıldandığımda Yağız, gözleri açarak ' Sabah olması ' dedi ve ' Hadi kalk, kahvaltıya gidelim ' diye devam etti.

' Nereye? '

' Deniz kenarı bir yere '

' Nereden çıktı kahvaltı? '

' Sabah olduğu için kahvaltı ' duraksadıktan sonra ' Öğlen olsaydı öğle yemeği, akşam olsaydı akşam yemeği olacaktı ' diye devam etti.

Hafifçe gülümseyerek yatakta doğruldum ve ' Zekana hayran olduğumu söylemiş miydim? ' diye sordum.

' Şimdi söylemiş oldun ' dedi ve alkışlamaya başlayıp ' Hadi kızıl, hadi ' diye devam etti.

' Tamam, kalktım işte ' 

Yağız ' On dakika içinde kapıda olmazsan, kahvaltı yerine seni yerim ' diye söylendikten sonra odadan çıkınca kaşlarım çatıldı. Bu saatte uyanmasına mı şaşırayım yoksa absürt olan mutluluğuna mı şaşırayım? Kafam karışmıştı.

' Güne mecbur başlayacaksın İris ' diye kendi kendime söylenirken yataktan kalktım. Parmaklarımı dağılan saçlarıma uzatırken, ayaklarımda banyonun yolunu tuttu. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra bir kot bir tişört kolaylığına uyarak, maviye beyaz uyumunu giyindim. Saçlarımı gelişi güzel ördükten sonra yüzüme güneş kremi sürüp, odamdan çıktım.

' KIZILLLL? '

' Geldim geldim ' diyerek kapıda bekleyen ağabeyimin yanına gittiğimde ' Sabah sabah ne bu enerji ya? ' diye huysuzca söylendim.

' Güne başlamamız lazım Kızıl, okula da gideceksin daha '

' Sen gelmeyecek misin? '

' Seni bırakacağım ya '

' ' Beni bırakmak 'okula geleceğin anlamına gelmiyor, uğrayacağın anlamına geliyor ' 

' Zeki Kızılım ' derken yanağımdan makas alan ağabeyime ' Yapma şunu ya ' diye huysuzca söylenmeye devam ettim.

' Yapmo şono yooo ' diye beni tekrar eden ağabeyime ters bir bakış attığımda pişkince sırıtarak ' Tamam tamam, sinirlenme hemen ' diyerek aracına yöneldi. Koltuğuma yerleştikten sonra emniyet kemerimi taktığım sırada Yağız ' Nereye gidelim? ' diye sordu.

' Deniz kenarı dedin ya '

' Dedim '

' Neden soruyorsun o zaman? '

' Deniz kenarı dedim çünkü, hangi denizin kenarı olduğunu söylemedim '

' Akdeniz olacak hali yok ya Yağız '

' Eğer istersen; olur '

' Kalsın. Derse gideceğim '

' Aman sakın dersini ekme! Kıyamet falan kopar şimdi '

' Ha ve ha '

' Asıl sana ha ve ha '

' Çek bir sahile, alalım simit ve krem peynir '

' Kuş kadar yiyorum serpmeye gerek yok diyorsun yani '

' Serpmeye oturursak üç saate kalkmazsın, zamanım yok diyorum '

' Sana ne zaman laf yetiştirebileceğim acaba? '

' Kader, kısmet '

' O zaman sahili ben seçeyim '

' Buyurunuz ' derken radyoyu açtım ve çıkan slow müziğin notalarıyla koltuğumda yayıldım. Hımmm. Huzurluydu. Günün erken saatlerinde, hoş bir melodinin sana eşlik etmesi...

Yağızın sağa yanaşması ile nerede olduğumuzu anlamak için etrafa bakarken gördüğüm Ortaköy tabelası ile ' Ne kadar özgün bir yer ' diye mırıldandım.

Yağız tatlı bir şekilde sırıtıp ' Harika bir seçim yaptığımı biliyorum Kızılım. Hem sahil hem de okula yakın. Böylelikle ' derken sesini inceltip ' çabuk ol Yağız trafik vardır derse geç kalamam kalk artık ' dedi ve normal sesine dönerek ' demeni ortadan kaldırarak harika bir seçim yapmış bulundum ' dedi.

' Ha ve ha '

Yağız ' Sen, ağabeyinle dalga mı geçiyorsun? ' diye sorarken arabayı park ediyordu.

' Mümkün mü? Dalga geçmek senin işin ' dedikten sonra araçtan indim. Yüzüme vuran ılık rüzgar ile gözlerim istem dışı kapandı. 

Yağız, arabayı kilitleyip yanıma gelirken ' E ne yiyelim? ' diye sordu.

' Evden çıkmadan kararlaştırdık ya Yağız '

' Biliyoruz herhalde kızılım belki karar değiştirirsin diye şansımı denedim '

' Değişmedi. Kap gel simit - çay yiyelim şuradaki bank boş ' diyerek boş olan banka yürümeye başladım.

Yağızın bir şey söylemeden dediğimi yapacağını bildiğimden onu beklememiştim. Banka oturduktan sonra çalan telefonum ile oflayarak gelen çağrıyı cevapladım.

 Bilinmeyen numara

' Efendim? '

Ses yok!

' Alo? '

Ses yok!

' Alo? '

Hışırtılı bir kaç sesten sonra kulağıma dolan ses ile kaşlarım çatılmıştı.

' Can Parçam? '


DEVAM EDECEK!!

ZİRVE ( K. 1 )Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin