13.Bölüm

1.3K 115 23
                                        




Günler önce yaşadığım her şey olabildiğince gerçekti. Hayat bana tam da istemediğim bir anda yine sert bir tokat atmış ve kendimde zor bulduğum güven duygusunu yine eski yerine göndermişti. Bu sefer yerden kalkabilecek gücüm yoktu, bir daha dökeceğim gözyaşlarım vardı. Benim gözyaşlarımın sınırı yoktu. Yalnız kalmak çoğu insan için en iyi kaçış yollarından biridir. Ama bazen yalnız kalmak bile yeterli gelmiyordu işte bu anlarda ruhumuzu darbeleyen geçmişimizi sakladığımız loplardan çıkarıp gözyaşlarımıza karıştırıyorduk ve tam da o anda hatırlamak istemediğimiz her şeyi tekrara koyuyorduk. Kalabalık arasında gözümden düşen her bir damlaya ahım vardı benim. Kimse görmesin istiyordum çünkü acılarımı ben bile anlamazken bir başkası nasıl anlasın ki benim gözyaşlarımı?

Ağlamasam ne değişecekti ki? Sanki gözyaşlarım kahkahaya mı dönüşecekti? Sonsuza kadar gülümseye bilecek miydim? Yorgun olan bedenim idi benim. Taşıyamıyordu artık ruhumu, taşımak istemiyordu. Nefes almak bile ruhuma bir ağırlıktı ve o ağırlığı bile taşıyamıyordu bedenim. Gidecek bir yer arıyordu ayaklarım, kaçmak için kullanıyordu son gücünü..

Bu defa sığınmak istediğim bir kaç kelime değildi bu defa sığınmak istediğim başka bir dünyaydı. Çünkü bu anımı anlatacak bir kelimem yoktu ve ben başkalarının kelimeleriyle yaşayamazdım, bunu yapamazdım. Her kelime ruhumla bütünleşemiyordu ki benim , hepsi iyileştiremiyordu ki. Birikmişti zaten kelimelerim ve onlardan kurtulamıyordum. Aklıma gelen her şeyi mürekkebe bulamıştım ben ruhum yerine kağıtlar kirlensin diye ama olmadı. İlk zamanlarda sadece aklıma gelenleri yazdım ama sonra biriktiler. Ben bunu yaparken kağıt yerine ruhumu mürekkebe buladığımı yazdıklarımın gölgesinde kaldığımda fark ettim.

Hayatta her şeyi tek bir şans olarak gördüğümden bir ikincisi için cesaretlenemedim. Tekrar başaramayacağımdan korktum, korkuttum.

Omzuma dokunan parmaklarla irkilip kafamı kaldırdım. Gökhan'ın benimle aynı duyguları misafir eden gözleri dudaklarımda hüzünlü bir kıvrılmaya sebep oldu. Yanıma oturduktan sonra hiçbir şey söylemeden öylece önündeki çimenlerle oynamaya başladı. Aslından benim durumumdan bin kat daha iyiydi onun durumu çünkü yanındaydı. Benim ise artık yanımda olmayacaktı, sıcaklığını hissedemeyecektim, kokusunu alamayacaktım. Kahrolası bedenim işte bu denli alışmıştı onun bedenine.

' Sende bir şeyler var kızılım ve ben o şeyleri çok iyi biliyorum '

' Kurtulmayı da biliyor musun Gökhan? '

Omuzlarını silktikten sonra dudakları acıyla kıvrılırken ' bilseydim şu an böyle olur muydum? ' diye sordu.

' Belki de olurdun. Belki de böylesi en iyisidir '

' Değil. En iyi değil İris '

' Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? '

' İnsan kendini bilmez mi? '

' Bilebilir mi? '

' Bilir İris ve ben ne istediğimi çok iyi biliyorum ' sessizliğime karşı devam etti ' ama sen henüz ne istediğini bile bilmiyorsun işte bu yüzden bu denli üzgünsün '

' Ben üzgün müyüm? ' bildiğim şeyler söz konusu olduğunda başka birinden daha duymak istemezdim eğer üç hafta önceki İris olsaydım.

' Üzgünsün ve bu sefer gerçekten üzgünsün. Sen normalde kendini hep mutsuz olarak gösterirsin yani yapın gereği böyle görünürsün ama bu sefer gerçekten üzgünsün ve bu yüzünün her zerresinden belli oluyor. Anlatmak istersen dinlerim biliyorsun değil mi? '

Haklı. Ben her zaman mutsuzdum. Aslında değildim ama öyle görünüyordum herkesin gözünde hatta bunu ben bile görüyordum aynada ki aksimde. İçimde yer eden o kocaman boşluk yüzüme derinliğini yansıtıyor ve ben bundan kaçmam için bulduğum her yolu karanlığına hapsediyordu. Tek bir kaçış yolu kalıyordu geriye, o da gitmekti ama ben gitmenin bir kaçış yolu olmadığını en iyi bilenlerdendim. Hayatımda o kadar çok kaçak vardı ki, ister istemez öğrenmiştim. İlk başta babam, suçunun cezasını çekmekte olan babam sonra Mert, bana bir umut verip sonradan yanına alıp giden Mert. Şimdi ise Ağah, hiçbir şey iken yine bir hiç olan...

ZİRVE ( K. 1 )Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin