"Alicia."
Yine o boğuk ses! Beni benden alan o ses! Beş dakikadır başımda ötüyordu.
"Hadi uyan."
Uyanıktım. Ama onu görmek istemiyordum. Beni benden alan o gözlerine bakmak istemiyordum. Dün dedikleri aklımdan çıkmıyordu. Belki sarhoş diye öyleydi. Bilmiyorum. Ama gerçeği söylemek gerekirse beni korkutmuştu. Resmen onun olmamı istiyordu. Üstelik sevgilisi varken bunu benden nasıl bekleyebilirdi? Bir ay, tam bir ay boyunca onunla bu evde ne halt yiyecektim.
Yeni uyanıyormuşum gibi açtığım gözlerimi ona bakmadan pencereye sabitledim.
"Uyandım Louis. Şimdi kapa çeneni."
Zorlukla kalktığım yataktan banyoya gitmek için adım atmıştım ki Louis önümü kesti.
"Sabahları hep böyle huysuz musun?"
Gözlerine bakma..Gözlerine sakın bakma!
"Sen uyandırınca muhtemelen hep böyle olacağım."
Gözlerim hala yeri izlerken elleriyle çenemi kavrayıp ona bakmamı sağladı. Kahretsin! Gözleri..
"Konuşurken bana bak Alicia." Başımı salladım.
"Önümden çekil Louis."
Bir adım geri çekildi. Bende olabildiğince hızlı bir şekilde kendimi banyoya attım. Nefes al ver.. Nefes al ver.. Gözlerimi sımsıkı kapatıp kendimi rahatlatmaya çalıştım. Yüzümü defalarca yıkadıktan sonra çıktım. Odaya girdiğimde Louis'nin olmadığına sevinerek üstümü değiştirdim. Sütyenimin kopçasını takmaya çalışırken bir anda kapı açıldı.
"Louis!"
"Ah Tanrım!"
Gözlerini bir dakika olsun üzerimden ayırmıyordu. Bu çocuğun zamanlaması gerçekten mükemmel! Bense hala kopçayı takmakla uğraşıyordum. Ama lanet olası şey inatla takılmıyordu. Louis dudaklarını yalayarak arkamda durdu.
"Bırak ben yaparım."
Sesinde ki mutluluğu duyabiliyordum. Yerin dibine girmek istiyorum. Lütfen.. Kopçamı taktıktan sonra eli bir süre bel oyuntumda dolandı. Her dokunuşunda ürperdiğimi hissediyordum. Bir adım daha yaklaşıp çenesini omzuma yasladı.
"Bir gün de bunu açmak için uğraşacağım."
Dedikleri karşısında gözlerim kocaman açılırken ondan uzaklaştım.
"Bana dokunmana izin vermeyeceğim Louis!"
"Ah bebeğim, her kız aynı şeyi söyler. Ama sonra bam." Ellerini alkış şeklinde çarpınca bir adım daha geriledim. O ise durmadan sırıtıyordu. Yatağın üzerinde duran bluzumu hızla başımdan geçirdim.
"Senden tiksiniyorum." dedim ve odadan çıkıp mutfağa gittim. Buzdolabında bulunan bir kaç atıştırmalığı ağzıma tıkıp salona gittim. Louis hala ortalarda yoktu. Son söylediğim söz onu kırmış mıydı? Tabiki de hayır. O duygusuzun teki.
"Alicia."
Sesin geldiği tarafa doğru başımı çevirdim. "Bugün ne yapmak istersin?" diye sordu. Bakın size demiştim. Hala hiç bir şey olmamış gibi karşımda sırıtıyor!
"Benden uzak dur yeter."
Kahkaha attı. Sonra da gelip yanıma oturdu. Bacaklarını sehpaya uzatırken beni inceliyordu. Şuan hiç istemediğim kadar okula gitme arzusu duyuyordum. Hemde çok fazla!
"Hadi bebeğim sıkıldım."diye homurdandı.
"Birincisi ben senin bebeğin değilim. İkincisi ne bok yiyorsan ye!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Impossible is nothing.
FanfictionAnnesi ve babası ayrılmış iki kişi. Birinin annesi, diğerinin babası birbirlerine aşık oldular. Onlar üvey kardeş olsalar da, hiçbir zaman birbirlerini öyle görmediler. Herkes onlara kardeş dese de onlar bunu umursamadılar. Çünkü onlar birbirler...
