Hahahahha ay çok güldüm ya. :D Geçen bölümde açıklama kısmına 'kendinize' yazmışım 'iyi bakın' ı yazmamışım. Allah'ım ne rezil bir durum. Ama benim yüzüm kızaracağına gülüyorum. Neden? Bilmiyorum. Neyse sizde kesin kahkahalara boğulmuşsunuzdur. Umarım kahkahalarınız hiçbir zaman dinmez. Kendinize iyi bakın. Öpüldünüz. Küçük Asrın ve Aras'larım. Harbi ben size ne diyeyim? Her yazar okurlarına bir şeyler diyor olummmm. Bana ne bende diyecemmm. Ne desem ama ya? Durun aklıma gelecek. Gelecek. Gelmek üzere. Geeeellliiiiyoooorrrrr. Ve geldiii. ArAs'larım. Olur mu? Hem Aras var hem de Asrın. Aaaa harbi lan bunların isimleri ne... Oha yeni bir buluş buldum. ArAs. Ayy ne güzel olmmuş. Nese sizin sayenizde oldu bu ArAs'larım. Öptüm sizi. Kendinize ArAs bakın. (Ne manaysa)
Not; Biliyorum arkadaşlar, kafayı yediğimi sanıyorsunuz ama ne bileyim herhalde kafayı yedim.
Dipnot; Aslında gerçekten kafayı yedim.
Notların dibi; Size bir sır vereyim mi? Aslında ben tımarhaneden kaçtım.....
Şaka şaka şaka. Sadece biraz kendi deli yönümü göstermek istedim. Ben sizi fazla tutmayayım umarım beğenirsiniz iyi okumalarr..
Ayrıca bu hikayeyi final yapmamın amacı, yeni bir hikayeye başlıyor olmam. Yani bu hikaye ilk denemem olduğu için öylesine yazıyordum. Neyse. Diğer hikaye de görüşmek üzere.
ASRIN'DAN
"Asrın. Ben Sarp ağabeyin yanına gidiyorum." Sena'nın sesini duyduğumda, kafamı dolaptan kaldırıp, onayladım. "Tamam, dikkat et kendine. Ha bir de Sena. Ona yemek yedirmeyi unutma." Ses gelmeyince, Sena'nın onaylamış olduğunu düşünerek, tekrar dolabıma döndüm. Tam 2 hafta olmuştu. Derin daha uyanamamıştı. Ama hiçbirimiz umudumuzu kaybetmemiştik. Ağabeyim, her gün Derin'in yanında kalıyor, Sena'da onun yanına gidip yemekler yediriyordu. Ben ise Aras'ın yanında tekrardan işe başlamıştım. Ağabeyim sürekli Derin'in yanında olduğundan dolayı şirketindeki işler, aksamıştı. Bu yüzden Aras'ta ağabeyimin şirketindeki işleri düzene sokuyordu. Bir de benimle uğraşıyor.
Burçak'ın hayalindeki evin maketini yapmış, bunu da inşaat ustalarına göstermiştik. Onlar ise inşaat işlerine başlamışlardı. Ben ise onları sürekli kontrole gidiyordum. Her şeyin, dört dörtlük olmasını istiyordum. Şimdi diyeceksiniz ki, arkadaşınız hastanede canıyla uğraşıyor, siz ise hayatınıza kaldığınız yerden devam ediyorsunuz. Haklısınız lakin, Derin'in ne zaman uyanacağı belli değil. Yani biz de insanız değil mi? Hayatımıza kaldığımız yerden devam edersek, hem kendimizi iyi hissederiz, hem de Derin uyandığında bizi çok iyi bir şekilde görür. Derin'e olan suçluluk duygusunu bahanelerle gidermeye çalışıyordum. Artık bahaneler benim yakın arkadaşım olmuş gibi görünüyordu. Kafamı iki yana sallayıp, beyaz tişörtümü ve üzerine de kot bahçıvanımı, heyecanla üzerime giydim. Bugün Aras ile sahilde buluşma kararı almıştık. Daha doğrusu ben onu sahilde buluşmak için zorladım. Ona söylemem gereken bir şeyler olduğunu düşünüyordum. Bu yüzden heyecanlı, hem de fazlasıyla heyecanlıydım. Saçlarımı, havanın fazlasıyla sıcak oluşundan dolayı dağınık topuz yaptım. Ayağıma da lacivert ipleri olan beyaz sandaletimi giydim. Hızla çantamı alıp, odamdan ardından da evden çıktım. Arabama büyük bir heyecanla binip, çalıştırdım.
Aras'ı bu aralar çok fazla göremiyordum. Ağabeyim'in işlerini düzene sokmaya çalıştığı için, beni her saat başı arayıp rapor istiyordu. Tabii beni sinir ederek de sorduğu zamanları söylemeyi ihmal etmeyelim. Onun her sesini duyduğumda heyecanladığım ve onunla tam konuşacağım sırada öksürük krizine girdiğim için benimle sürekli dalga geçiyor ve 'Su iç. Su iç' diye de dalgasına eğlence katıyordu. Ben ne yapayım ki? Hep yemek yediğim zamanlara denk getiriyordu! Yüzümü büyük bir gülümseme kapladığında, ağzımdan çıkan mırıldanmama mani olamamıştım "Seni seviyorum,"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sevimli ve Tehlikeli
Romantik"Tüm yaptığımız sakladığımız duygular hakkında düşünmek, tüm yaptığımız sessizlikte oturup bir işaret için beklemek." - Halsey
