. . .
Ali'nin bir çırpıda elimden çekip aldığı telefonuma şaşkınlıkla bakakalırken kaşlarını çatarak ekranda açık olan pencereden mesajları okumaya başladı. "Ne yapıyorsun sen?" diye bağırıp telefonu elinden almaya çalıştığımda okumayı bırakmadan telefonu ellerimin uzanamayacağı bir noktaya çıkarıp okumaya öyle devam etti.
"Okuyamazsın Ali! Sana diyorum aptal!"
Son mesajı okuduktan sonra kaşları havalanınca kollarımı göğsümde birleştirip telefonumu vermesini bekledim. Ama o, bunun yerine son mesajı ciddiye almış olacak ki mesaj bölümünden çıkıp kamerayı açtı. Bir kez daha, "Ne yapıyorsun?" diye sorduğumda piç gülümsemesi yapıp kameraya döndü. "Sidney'deki arkadaşın bir fotoğraf göndermeni istemiş," dediğinde kafamı iki yana salladım. "Onu biliyorum sersem, sen ne yapıyorsun?"
Kameradan doğru bana bakıp, "Ona istediği fotoğrafı gönderiyorum!" dedikten sonra ikimizin zorla gülümsediği bir görüntüyü yakalayıp Güray'a attı. Ardından telefonu elime bırakıp gitmeden önce buz ifadesine geri dönüp, "Çok sevgili üvey ağabeyimden sevgilerle, yazmayı unutma." dedi ve hızla gözden kayboldu.
* * *
5K olduk!

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hercai
Fanfiction"Hercai çiçeğinin hikayesini bilir misin, Mertoğlu?" Terastan festival alanını izlerken, onun kaba ayak seslerine sinir bozucu kahkahası da karışınca istemsizce gerildim. "Ben de kime soruyorum değil mi?" Gülmeye devam etti ve tam yanımda durup be...