15. Bölüm (Mehmed)

4.9K 339 18
                                        

'' (Namazda) Fatiha suresini okumayan kimsenin namazı yoktur.''

Hz. Muhammed (s.a.v)*

______________ _ _ _


Soluma selam verip vitir namazını kılmayı bitiriyorum. Sağ elimin parmak iç boğumlarıyla tesbihatı yapmaya başlıyorum. Onlar da bittiğinde duamı ediyorum. Bir süre seccadenin ucuna bakarken sakinleşmek için derin nefes alıyorum.

Düğün bugündü, herkes evine gitti. Annem kendi evinde, Rumeysa odamızda, ben de geciken namazımı kılmış halde bekliyorum.

Cama vuran rahmet damlalarıyla ayaklanıyorum. Seccadeyi orta kısmından katlayıp koltuğun üzerine koyuyorum. Yavaş adımlarla pencereye ilerliyorum. Tülü ve perdeyi hafifçe açıyorum. Bahçeye düşen yağmur sesini içimde hissetmek için gözlerimi kapatıyorum.

Allah'ım, sen bu yağan yağmurla bizim büyük-küçük günahlarımızı temizle... Senin rızan doğrultusunda yuvamızı kurduk, sen bu gece dahil tüm gecelerimizin senin rızanı kazanmış şekilde bitmesini nasip et...

Evliliğimizi hayırlı et... Bizi, Sana ve Resulüne layık et...

Birkaç dakika toprakla damlaların kavuşmasını izliyorum. İç çekiyorum, yatak odamıza ilerlemeye başlıyorum. Koridorun sonundaki solda kalan odanın kapısına vardığımda derin nefes alıyorum.

İçeride sevdiğim var. O da vakit namazını kıldı, çok şükür, elimizden geldiğince Allah'ın emir ve yasaklarına uygun düğün yapmaya çalıştık.

Kapıyı tıklatıyorum. Eğer üç kereden sonra sesi duyulmazsa geri gideceğim. Düğünün yorgunluğundan uyumuş olabilir. Onu huzursuz etmeyi-

''G-Gel,'' cevabıyla yutkunuyorum.

Yavaşça kapının kolunu aşağı indiriyorum, ona bakmadan içeri giriyorum. Kapattığım kapının arkasındaki askılıkta siyah çarşafı asılı duruyor. Artık bundan sonra benim giysilerim yalnız olmayacak, onunkiler eşlik edecek. Garip. Mutlu olmadan edemiyorum.

Biz gerçekten evlendik...

Arkamı dönüyorum. Yüzümü yatakta oturan karıma kaldırdığımda gözlerim şaşkınlıkla açılmadan edemiyor. Rumeysa'm, uzun dalgalı saçları beyaz gelinliğine dökülmüş halde bana bakıyor... Kızarmış yanaklar, utanç ve yoğun sevgi barındıran gözler... Soluğum kesiliyor.

O çok güzel.

O gerçekten çok güzel.

Nasıl çirkin birine böyle sevgiyle bakabilir?

O çok güzel.

''Ç-Çarşafım olduğu için gelinlikle görememiştin. Bu yüzden çıkarmadım. G-Görmek istersin diye-''

''Çok güzelsin.''

Ağzımdan birden çıkıyor. Beynim aynı cümleyi defalarca kalbime iletiyor: O çok güzel. 

Utançla başını eğiyor. Parmakları kucağında birbirlerine karışmış halde. Öylece, dalmış halde karımı seyrediyorum...

Günaha batmadan, yıllarca sabretmemin ödülünü kullanıyorum. Sevdiğimin her hareketini, utancını, sevgisini, gözlerimi kaçırmadan inceliyorum. O çok güzel.  Kalbim sızlıyor... Bana kızıyor ama benim gibi çirkin biri, böyle güzellikte birini hak eder mi?

Hüzünlü tebessüm oluşan yüzümü yere eğiyorum. İçim sızlıyor ama nedensiz yere. Sanki- Sanki-

Çok güzel koku eşliğinde karım önüme geliyor. Titreyen eli sakallı yanağımı buluyor, şefkat aradığımdan gözlerimi kapatarak avucuna yanağımı sürtüyorum. Onun karşısında daha fazla ağlamak istemiyor olsam da başaramıyorum. Birkaç damla usulca gözlerimden çeneme akıyor.

RumeysaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin