Ellerini dirSeklerinden dizlerine dayamış,kamburunu çıkarmış gözlerini üzerime dikip oturmuştu Kadir. Gözlerimi açtığımda onu görmenin mutluluğunu yaşıyordum.Uyandığımı fark edince olduğu yerden doğruldu.
Hava kararmış salonu sadece şöminenin ateşi aydınlatıyordu. Yanıma doğru eğilip saçlarımı okşadı. O kadar güzeldi ki bu hareketi gerçekten hala uyuduğumu düşündüm.Uyuduğumu ve rüyamda bana gösterdiği şevkati.
"İyisin,o itin canını almadan rahat yok bana."dediğinde gözlerindeki Kadir karanlığı yeniden gelmişti.Elini yumruk yapmış sıkıyordu. Yumruk yaptığı eline elimi uzatıp avcumun içine aldım.Büyük eli küçücük kalan elime sığmasada onu alıp dudaklaıma götürdüğümde yüzündeki öfkenin köreldiğini gördüm.
Yaptığım harekete en az onun kadar bende şaşırmıştım."Dolunay."dedi sadece. Yüzüne düşen karanlık silinmişti. Bir başka bakıyordu.Uzandığım yerden biraz daha doğrulduğumda aramızda çok az mesafe kalmıştı. Gözlerini gözlerimden ayırmıyordu.
Eli hala avcumun içindeydi. Bırakırsam sanki kaçıp gidecekmiş gibi sıkı sıkı tutuyordum.Birden parmaklarını parmaklarımın arasında geçirdi.Yavaşça üzerime doğru yaklaşıp mesafeyi kapattığında kalbim yerinden çıkacak sandım.
Dudakları dudaklarıma bir santim kala durdu. Nefesini dudaklarımda hissediyordum ve kalp atışlarımı duymasından da bir o kadar utanıyordum. Bu benim ilk öpücüğüm olacaktı. Gözlerimi yavaşça kapatıp hamlesini tamamlamasını bekledim.Onu o kadar çok istiyordum ki.
Kendini tutuyor gibiydi. bir hareket hissettim ve öpücüğü kanımın en hızlı aktığını hissettiğim dudaklarım yerine önce burnuma sonra alnıma kondurup yavaşça yanımdan kalktı.
Utandım,şaşırdım.Belkide yanlış anlamıştım bu hareketini.Bana tavılarını. Sahiplenişini.Öpebilecekken yanımdan kalkmıştı.Utançtan yerin dibine girecek gibiydim. Çalan telefonu ile ortamdaki sessizlik ve beynimdeki düşüncelerim dağıldı.Kendime çeki düzen verdim.
Telefonu açıp sadece dinledi.Ardından kapatarak koyunun cebine yerlestirdi. Masanın üzerinde duran silahını alıp beline yerleştirdiğinde nereye gittiğini anlamam zor olmadı.
"Beni de götür."dedim.Ne cesaretle dedim bilmem. "Anlamadım."dedi ters bir şekilde,az önce dudaklarıma bir santim mesafede duran adamdan geriye hiç bir iz kalmamış Kadir karası gözleri geri gelmişti.
"Bende gelmek istiyorum.Ne ceza vereceksen görmek istiyorum."dedim. Daha önce hiç görmediğim şeyleri göreceğimden emindim,kaldırabilirmiydim işte orası mechul.
"Saçmalama Dolunay.Yat ve uyu."dedi sinirle. Tam kapıdan çıkacakken ayaklandım. Fark etti tabi. "Sana yatmanı söyledim. Gelmen söz konusu değil."dedi arkasında bakmadan. Çıkıp gitti.
Kadir'in sözü üstüne söz söylemek gibi bir lüksüm olamazdı tabi. Ama bilmek istiyordum bana bunu yapan o adama neler yapacağını.Tıpış tıpış koltuğa geri döndümve uzandım.Uyku beni yakalamıştı yine. Aklımdan çıkmayan kokusu ile.
"Dolunay."dedi bir ses.Destan'ın sesi. Gözlerimi açtığımda ışık yanıyordu fakat hala geceydi. Birşey olmuştu kesin. Yoksa beni neden uyandırsın. Panik halde sıçrayarak kalktım.
"Ne oldu,kötü birşey mi oldu.Kadir,Kadir nerde?"dedim panikle doğrulmaya çalışarak. "Şşş,dur dur sakin ol. Kadir yolladı beni bir kaç kağıda imza atacaksın."dedi. Ne kağıdı.
Beyaz gömleğindeki kan dikkatimi çekmişti ama ona ait olmadığı kesindi. Sağ elindeki ufak yaraları gördüğümde ise yumruklarını iyi sallağını anlamam zor olmadı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
DOLUNAY
Teen FictionGözlerim dolunayın o eşsiz güzelliğini görüyor, kulaklarım geceye "günaydın" deyişini duyuyordu. penceremin sınırlarından ibaret olan hayatım, seninle can buldu yeniden, çölde su bulan umudu yitik birisi gibi. kırılıyorum, parçalanıyorum ve her sefe...