Ecza çantasını mutfağa bırakmamın ardından tekrar içeri geçtiğimde ikisinin de hala üstsüz bir vaziyette durduklarını gördüm. Tamam güzel bir görsel şölen olabilirdi ama şuan ilginç fanteziler kurmamın zamanı değildi! Kendimi odaklayacak bir konu bulduğumda omuzlarımı dikleştirerek ellerimi belime koymuş ve Buray'a "Orada ne arıyordun?!" diye çıkışmıştım.
Yüzünü ekşiterek "Beni yaraladığının farkında mısın? Şuan kollarım arasında benim için üzülüyor olman gerekirdi." dediğinde sinir kat sayım artmıştı. Ağzımı şaşkınlıkla aralayarak ona ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Karan'a gözümün kaymasıyla yumruklarını sıkarak kollarını göğsünde birleştirmiş olduğunu fark ettim. Derin bir nefes alarak başımı çevirdiğimde içimden daha ne kadar katlanacağım diye geçirmiştim.
Kaşlarımı çatarak "İkiniz neden hala üstsüz duruyorsunuz?!!" diye cırtlak bir sesle çıkışmamla ikisi birden panik yaparak tişörtlerini üzerlerine geçirmeye başlamıştı.
Buray'a "Sana sormuş olduğum soruya lütfen tam yanıt verir misin?" dediğimde rapor verircesine konuşmaya başlamıştı. "Evde olmadığını fark ettim düşündüm ki.." diyerek duraksadığın da Karan'a kaçamak bir bakış atarak tekrar gözlerini bana çevirmişti. Her zaman güçlü olan bu adam şimdi kıskanç bir çocuk gibi karşımda duruyordu. Karan ve benim aramda bir şeyler olduğunu tahmin ettiği bariz bir biçimde belliydi. Bu yüzden Karan'ın yanındayken davranışları değişiyordu. Hala büyümemiş olan bu adam bir konuda haklı olabilirdi! O da artık ona karşı bir şeyler hissetmeyişimdi.
Buray ayağa kalkarak önümde durduğunda eskiden en sevdiğim ama büyüdükçe çocukça bulduğum o tatlı koku yayılarak sarmıştı etrafımı ve hafifçe gülümsememe sebep olmuştu. Keşke her şey geçmişte ki gibi kalmaya devam etseydi.. Ama hayatımda ki bir çok şey gibi duygularımda zamanla değişmişti. Ve bir gülün ömrü gibi değil miydi zaten hayatlarımız, solup giden. İnsan yaşamı gibi aşkla köklenen, zaman ve sevgiyle büyüyen.. Ama hep en güzeller sahipti kalın damarlı gövdelerinde dikenlere. Acıtmak istemeseler de kanatırlardı ona dokunan elleri, belkide bu yüzdendi güzel kan kırmızı renkleri. Güzelliğine değer diye düşünmez miydik? Ama bir ömrü güzelliği için hepe etmeye değer miydik? Solup gideceğini bile bile...
Şimdi solmak üzere olan bir gül gibi karşımda duran adam, aşkla parıldayan gözlerinin içine bakarken neden ona aynı sevgiyi gösteremiyordum.. Bir zamanlar her şeye rağmen benim parmaklarımda açılan yaralarken, şimdi ben bir başkasının parmaklarını kanatıyordum.
Yoğun ve karmaşık düşüncelerim arasında Karan ayağa kalkarak yanımıza gelmiş ve beni birkaç adım geri çekmişti. Tamam bu kesinlikle büyük gerginliğin son rövanşı olsa gerek, ya ikisi birbirlerini boğazlayacak ya da ben ikisini birden.
Karan "Saçma sapan davranışlarına bu zamana kadar sesimi çıkartmadım. O da Azelya'ya olan saygımdan ama düşüncelerini kapalı bir şekilde de olsa belirtmen geçmişteki ilişkinize ve Azelya'ya saygısızlık. Bu derece küçüle bileceğini tahmin etmiyordum doğrusu!" demişti.
Buray yumruklarını sıkarak dişlerinin arasından konuşmaya başlamıştı yine "Bu konu onun ve benim aramda! Ve ilişkimiz hala devam ediyor!" dediğinde kelimeler dudaklarından zorla çıkmıştı. En son onu bu şekilde görmemin ardından uzun zaman geçmişti. Eğer Karan biraz daha konuşacak olursa gerçekten birbirlerine gire bilirlerdi. Karan'ın önüne geçerek ona "O haklı bu konu sadece ikimizi alakadar eder! Lütfen artık git.." son kısmı üzülerek söylemiştim. Benim yüzümden ikisi de bu haldeyken, yine benim yüzümden birbirlerine daha çok zarar vermelerini istemiyordum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
XIII Kayıp Ruh
FantasiBir lanet, ikiz kız kardeş ve yasak bir aşkın hikayesi.. Geçmişin izlerini taşıyan, ihanetin ve sırların yaşandığı meşe ağacının altında yaşamlar ölümle son bulmuşken, lanet herkes için yeni başlamıştı. Azelya'nın ailesinden geriye sahip olduğu tek...