4.3

679 60 23
                                        

"Herkes buraya bakmalı, değil mi? Herkesin değiştirmeye çalıştığı Lila Pars bir çocuğun telefonunu denize attı." Az önce ellerindeki telefondan başka hiçbir şeye odaklanmamış olan kitleden eser yoktu, birçok kişi parmağıyla bizi gösteriyordu ve aralarında fısıldaşıyorlardı.

Barlas ise tepkisizdi, göğüsü nefes alıp verişinden dolayı alçalıp yükseliyordu, aynı şekilde ben de öyleydim ama buna aldırış etmeyecek kadar öfkeli ve kırgındım.

"Ne kötü, artık beni farklı bir kişilikle kandıramayacak olmana gerçekten üzüldüm." Sesim yarı titrek çıkmıştı ve buna engel olamıyor oluşum gözlerimin dolmasını daha da arttırmıştı, kimseye bu tarafımı göstermek ve beni bu hale getiren iki kişinin olduğu bir yerde güçsüz durmak istemiyordum.

Barlas'ın birkaç adım gerisinde duran Yusuf'a baktım, o Barlas gibi duygularını gizlemekte başarılı sayılmazdı ve şu anda şaşkınlıktan bayılacak gibi duruyordu.

"Özür dilerim, o gün seni saçma bir iddianın malzemesi ettiğim için." dedim Yusuf'la göz bağı kurarak. "Ve inan, bunun bedelini böyle ödemek istemezdim, kimse istemezdi."

Başımı eğerek ve mümkün olduğunca etrafıma bakmayarak hızlı adımlarla ilerlemeye başladım, bu tatil beni rahatlatmaktan çok bana işkence etmişti ve en kısa zamanda buradan ayrılmalıydım, gerekirse stajımı başka yere aldıracaktım.

"Beni biraz olsun dinlemeyecek misin?" Adımlarımı biraz yavaşlattıktan sonra durup arkama döndüm, Barlas tam karşımda dikiliyordu. "Söyler misin, sen bana bunları yapmadan önce beni biraz olsun dinledin mi?

"Senin hakkında hiçbir şey bilmiyordum, dinleyecek bir şeyinin olduğunu sanmıyordum." Bu söyledikleri gözümde onu haklıdan daha çok haksız yapıyordu.

"Ben de şu an dinlenilecek bir şeyin olduğunu sanmıyorum, Barlas." Önüme döndüm ve otelin girişine doğru ilerledim, arkama bakmıyordum çünkü Barlas'ın beni takip ettiğini biliyordum ve onunla göz göze gelmek istemiyordum.

Otel odalarımız neredeyse dört kat yukarıda bulunduğu için asansöre binmek zorundaydım, şansımın yaver gitmiyor oluşu beni Barlas'la konuşmaya itiyordu ama ne onu ne de söyleyeceklerini dinlemek istemiyordum.

Barlas birkaç adım gerimdeydi, planlarım arasında o asansöre binmeden kapıları kapatmak vardı lakin bunu yapmak neredeyse imkansızdı, bu yüzden kaderime razı olup asansöre bindim.

"Beni dinleyene kadar peşini bırakmayacağım, Lila." Peşimi bırakmayacağını biliyordum, bu şimdiden benim için can sıkıcı bir durumdu ve ona verebileceğim şans beş dakikadan fazlası değildi.

"Pekala, beş dakikan var." Birkaç saniye boyunca kaşları çatık bir şekilde düğmeleri inceledi ve en sonunda en üst kısımda bulunan düğmeye bastı, bu düğmenin terasa gittiğini tahmin ediyordum. "Önce şuradan kurtulalım."

Asansörde geçirdiğimiz birkaç dakika tamamiyle faciaydı, ikimiz de sessizce duruyorduk ve orada bizden başka kimsenin olmaması durumu daha da kötü yapmıştı. Nihayet teras katına geldiğimizde ilk önce Barlas çıktığı için adımlarını takip etmek zorunda kaldım.

"Dinliyorum." dedim kollarımı kucağımda birleştirerek. Bir yandan üşüyor olmamı gizlemeye çalışırken bir yandan da ciddiyetimi sabit tutmaya çalışmak bir hayli zordu.

"Yusuf benim çocukluk arkadaşım, ve o gün onu saçma bir iddia için dalga konusu yapacak olman fevri davranmama sebep oldu."

"Ve sen de bana bir ders vermek istedin, öyle mi?" Bundan yarım saat önceki gibi değildi, şu an karşımda daha dik duruyordu ve bunun yanında kaygılı oluşu da vardı.

"Sadece seni daha iyi biri yapmak istedim, çünkü sen bu değildin." İşte bunların karşısında nasıl duracağımı kontrol edemezdim.

"Biliyor musun? Sürekli hayatımda birilerinin beni değiştirmeye çalıştırması gerçekten canımı sıkıyor artık." Barlas konuşacak gibi olup ağzını araladığında hızlıca sözünü kestim.

"O çocuk kimdi biliyor musun?" dedim sinirle ellerimi saçlarımdan geçirirken. "İki yıla yakın süredir uğradığım zorbalığı gölgeledikten sonra bana aynı şekilde yaklaşan ve insanlardan uzak durmamı sağlayan kişiydi. Söyler misin, senin ne farkın kaldı?"

Teras kapısına doğru ilerlemeye başladığımd Barlas'ın eliyle beni durdurması beklediğim son şeylerden biriydi. Sanırım o da bunu beklemiyordu, derin bir nefes alıp bileğimdeki eline baktığımda suçluluk hissedermişçesine yavaşça elini bileğimden çekti.

"Tek farkın neydi biliyor musun? Ben senin bana yaptırdıklarından sonra iyi hissediyordum."

Ve Barlas'ı arkamda bırakarak terastan çıktım. Bahçeye tekrar inerek Semih ile konuştuğumuz yerde, yakın bir büfeye oturdum. O sırada Barlas'ın beni fark etmeden önümden sinirli bir ifadeyle gittiğini ve doğrudan Semih'in karşısına dikildiğini gördüm.

Semih onu fark ettiğinde zevkli bir ifadeyle, "Telefonun için üzüldüm." dedi.

Bunun üzerine Barlas'ın sinir ifadesi yok oldu ve ciddi bir şekilde Semih'e baktı. "Ben de senin için üzüldüm." dedi.

Sonrasında, benim telefonunu denize attığım anı kendisi canlandırdı.

Tek fark, kollarının arasındakinin bir telefon yerine Semih olmasıydı.

Truth or Dare? || turtleHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin