4.4

664 57 29
                                        

Gökhan: Bana bak

Selin: Ne var

Gökhan: Kaba olmaya ne gerek var Selin Hanım

Selin: Lila saatlerdir ruh gibi otelde geziyor

Selin: düşün bir bakalım neden

Selin: Senin arkadAŞIN YÜZÜNDEN

Gökhan: Barlas'a durumu açıklaması ve kendi haklı yönleriyle sana anlatması için numaranı verirdim ama bir telefonu yok

Gökhan: Düşün bir bakalım neden

Gökhan: Aa

Gökhan: LilA YÜZÜNDENMİŞ

Selin: Barlas'ın telefonunu atması kötü oldu cidden ya

Gökhan: Dimi ama:D

Selin: Aynen

Selin: Direk kendisini atmak varken

Selin: :D

Gökhan:

Görüldü✔️

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Görüldü✔️

-

Terasta filtre kahve içerken huzurla gözlerimi kapattım. Sağlıklı hissettiğim bir gerçekti; rüzgâr yüzüme vuruyor, saçlarımı uçuşturuyordu.

Saat sabahın beşiydi ve ben manzaraya uyanmıştım.

Barlas'a olan öfkem sürüyordu fakat içimdeki şaşkınlık yerini bir dinginliğe bırakmıştı. Önümdeki otel manzarasının keyfini sürüyordum. Tüm gece sayılı saat uyuyabilmiştim ve saat sabahın beşine vurduğunda aşağıdan bir kahve alıp buraya çıkmıştım, şimdilik bir şikayetim yoktu.

Kahvem bittiğinde kızları uyandırmamaya özen göstererek banyoya girdim ve sessizce kapıyı açtığımda dün mayomu dalgınlıkla burada bıraktığımı fark ettim, haliyle sırılsıklamdı. Oflayarak elime aldım ve paytak adımlarla terasa ilerledim.

Havluların yanında kurumaya bırakacağım sırada nereden geldiğini bilemediğim bir esneme hareketi bedenimi etkisi altına aldı ve kendimi tutamadan deli gibi esnemeye başladım. Bu sırada sağ elime aldığım sırılsıklam mayomun alt terasa doğru düşüşe geçtiğini son anda fark edebildim tabii.

Mor rengindeki mayo aşağıya düştüğü ağzımdan telaşla bir ses çıkardım ve kafamı sarkıttım ve görmemeyi dileyeceğim bir manzara ile karşılaştım.

Mayom, tıpkı benim gibi terastan manzarayı izleyen Baras'ın kafasının tam üstüne düşmüştü ve omuzlarının alt kısımları hariç her yerini kapatmıştı.

Barlas kafasına düşen mayoyu birkaç saniye şaşkınlıkla karşıladıktan sonra yukarıya baktı, tam o anda geri çekildim fakat Barlas'ın vücudumun bir kısmını gördüğünden emindim.

"Beni mayonla mı cezalandırıyorsun?" Sesi ne kısık ne de yüksek çıkmıştı ve duyabileceğim bir seviyedeydi. Barlas sırıtıyordu, bense rezil olduğumun bilincinde olduğumdan bu anı unutabilmenin yollarını arıyordum.

"Pekala, mayonu geri getirmemi ister misin?" Aslında isterdim fakat şu an buna evet diyebilecek kadar rahat değildim.

"Sende kalsın." dedim kafamı terasa çıkararak, şimdi Barlas'ı net görebiliyordum.

"Bir kadın mayosuyla ne yapabilirim?" dedi kafasında duran mayomu alırken. "Bilmem, belki de onu giymelisin."

"Sahiden mi?" dedi Barlas bana bakmak için kafasını yukarıya çevirdikten sonra.

"Hayır, o görüntüye katlanamayacak kadar hassas bir mideye sahibim." dedim ve elimle Barlas'a bir dakika bekleteceğime dair bir işaret yaptıktan sonra koşarak banyoya gittim.

Birazdan gelip odamızı temizleyecek olan görevli kadının bıraktığı kovayı tamamiyle soğuk suyla doldurup kovayı aldım ve terasa ilerledim, Barlas hala birkaç dakika önce bıraktığım gibi orada dikiliyordu ve gözlerini ovuşturuyordu.

"Neden sabahın bu saatinde uyanıksın?" dedim elimdeki kovayı arkama alarak.

"Yusuf'un horladığını biliyor muydun?" dedi kaşlarını çatarak. "Bilmiyordum ve pek de bilmek istemezdim."

"Evet horluyor, ve şu anda uykusuzluktan ölebilirim." Şu anda su dolu bu kovayı Barlas'ın kafasına dökmek için uygun bir andı ve her ne kadar çocuksu bir eylem olsa da bunu yapmakta kararlıydım.

Arkamda tuttığum kovayı aldım ve hızlı bir şekilde Barlas'ın kafasına boşalttım. "Belki de uykunu açmanda biraz yardımcı olabilir, ha?"

Truth or Dare? || turtleHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin