Nazenin ve Murat'ın bitmeyecekmiş gibi duran sohbetini bölmek için bulduğu bahanelerin hiçbirini beğenmeyince Kaya'ya düşen, oturduğu yerde sessizce beklemek olmuştu. Tam vazgeçip ikilinin sohbetine daha fazla şahit olmamak için gitmeye niyetleniyordu ki, odanın açılan kapısı kurtuluşu olmuştu. Yoksa kendiyle yaptığı müzakere pek de iyi sonuçlanmayacaktı.
Ancak gelenleri görünce, beterin beteri durumuyla karşı karşıya kaldı.
Amcası Faruk ve babası Şefik iki kardeş gibi görünmenin çok uzağındaydılar. Saçları dökülmüş, yüzündeki çizgiler derinleşmiş ama gülümsemeyi asla ihmal etmeyen babası Şefik ve yediği patates midesine oturmuş gibi bir suratla gezen ve daha genç olan amcası Faruk.
İki adam da hal hatır kısmını kısa tutup Nazenin'in nasıl olduğunu öğrendikten sonra hemen asıl konularına geçtiler.
Şefik göz temasından kaçınarak "Ben Kaya'nın kararlarına karışmam ama kızım, senin işine devam etmeni istiyorum," dedi.
"Bende sizin gibi düşünüyorum ve merak etmeyin hastaneden kurtulur kurtulmaz işimin başına döneceğim."
Nazenin kararlıydı ve bunu göstermek için ağrıyan başına rağmen bakışlarını tek tek etrafındaki dört erkeğin gözlerine dikti. Kafasına her kim vurduysa büyük bir hata yapmıştı. Çünkü aldığı darbe onu bedensel olarak yaralamış olsa da aklının başına gelmesini sağlamıştı.
"Bense bu işin daha profesyonellere ve daha kalabalık bir ekibe verilme konusunda ısrarcıyım," diyen Faruk böylelikle hiç kimseyi yanıltmamış oldu.
"Faruk lütfen! Artık bu çocuklara güvenmeye ve inanmaya başla."
"İyi de abi bu kadar..."
"Tamam, artık " diyen Şefik sağ elini kaldırıp kardeşini susturdu. "Bu konu burada kapanmıştır. Bundan sonra Nazenin iyileşmeye çalışırken bizde ona bunu kimin yaptığını bulacağız. Ve o iyileşir iyileşmez de işinin başına dönecek."
Faruk'tan çekindiğini ve onun sözlerini kaldıramayacağını belli eden genç kadın için Kaya üzülmüştü. Keşke onu kurtarmanın bir yolunu bulabilseydi. Belki de ne yapması gerektiğini biliyordu.
"Ben amcama katılıyorum, artık Nazenin'e teşekkür edip işi profesyonel ve kafası daha sağlam birine devretmenin zamanı geldi."
"Benim kafam yeterince sağlam Kaya, gördüğün gibi aldığı darbeye rağmen hala yerinde duruyor."
"Evet üçte ikilik kısmını saymazsak hala bir kafan var."
Yerinden kalkan Kaya ne kadar kararlı olduğunu görmesi için gözlerini Nazenin'in gözlerine dikti. Onun tehlikede olduğunu bilerek yoluna devam edemezdi. İtibarını, parasını ve babasının saygısını kaybetmemek için verdiği savaşta en son feda edeceği şey bile olamazdı Nazenin. Onun iyi ve güvende olduğunu bilirse daha rahat edecekti.
"Bak oğlum işine karışmak istemem ama bırak başladığı şeyi bitirsin," diyen Şefik elini uzatıp yatağında dimdik durmaya çalışan Nazenin'i işaret etti. "Hem baksana vazgeçecek gibi de durmuyor."
"Onun ne istediğini ya da ne düşündüğünü umursamıyorum."
"Hadi ama Kaya, senin haricindeki herkes aynı fikirde. Oylamaya gitsek biz kazanırız." Murat, kuzenine yapma dercesine başını eğdi. "Hem bu kadar uğraştı, sona gelmişken onu dışarıda bırakamazsın."
Kaya dikkatle kuzenine ardından Nazenin'e batı. Yüzünde yalvaran ve fazla istekli bir ifade vardı. Gözleri ise her zamanki gibi parlıyordu. Ona görmeyi sevdiğini fark eden Kaya, tamam demeye hazırlanan dudaklarının içini kemirip onları durdurdu. Sırf kendisi için onun işe dönmesini kabul etmeye hazır olduğunun bilincindeydi. Nazenin'i görmeyi seviyor ve onun yakınında olması hoşuna gidiyordu. İşte en başta bu yüzden kolayca tamam diyemiyordu.
