Durdum durdum sonra hızımı alamayıp 3000 kelime yazdım! Bence çok güzel bir bölüm oldu keyifli okumalar!
[Teru]
"T-Teru?" Gözlerim şaşkınlıkla açıldığında arkamı döndüm. Kapısı hafif kapalı tuvaletlerden birinden Miranda çıkmıştı.
"Sen...Lavi'ye mi aşıksın?" Soluğum kesilmiş bir şekilde Miranda'ya bakıyordum. Dudaklarım aralandı ama ağzımdan bir kelime çıkmadı. Tamamıyla donup kalmıştım.
"S-Sakin ol korkmana gerek yok. Eğer istemezsen kimseye söylemem!" Miranda'nın endişeli telkiniyle hala içimde tuttuğum nefesi geri verdim.
"Miranda lütfen kimseye söyleme. Özellikle Lavi'ye."
"Sen istemiyorsan söylemem tabi ama... ona anlatmak daha iyi bir fikir değil mi?"
"Hayır değil!"
"Belki onun da sana karşı hisleri vardır."
"Bu imkansız! Biz tanışalı daha çok olmadı bile ve ben.. y-yani o.." Sesim yavaşça kısılırken yüzümdeki heyecanlı ifade soldu. Üzgün olduğumu belli etmek istemiyordum ama ne kadar saklayabileceğimden de emin değildim.
"O ve ben birbirimize uygun değiliz. Bir Lavi'ye bak birde... bana." Yanıma gelip elini omzuma koydu. Ne kadar üzüldüğünü yüzünden anlıyordum.
"B-Böyle söyleme! Sen çok tatlı bir kızsın! Daha da önemlisi altın gibi bir kalbin var hepimiz seninle tanıştığımız için çok mutluyuz. Eminim Lavi de böyle düşünüyordur."
"Lütfen Miranda... lütfen kimseye söyleme." Derin bir nefes verip elini başıma koyup okşadı.
"Sen öyle istiyorsan yapacak bir şey yok." Bana gösterdiği tatlı gülümsemeye karşılık verdim. Miranda buradaki en güvenilir insanlardan biri. Onunla ilgili hiç şüphem olmasa da bu konuda biraz şüpheliyim. Dürüst biri olması sır saklamasını oldukça zorlaştıracak. Tabi birinin pat diye bunu soracak hali yok ama Miranda'ya yine de dikkat etmeliyim. Ağzından kaçırması oldukça olası.
"Ben işe dönsem iyi olur."
"Tamam."
[...]
Teru kapıdan çıkarken Miranda arkasından hüzünle bakıyordu. Daha hayatının baharında bir kızın kendiyle ilgili böyle düşünmesi onu çok üzmüştü ve bir şekilde kendini hatırlatmıştı.
"Teru benim arkadaşım. Ona yardım etmeliyim."
Teru odaya geri döndüğünde masasında üç ufak yığın birikmişti. Kağıtları bir araya topladı ve numaralarına göre ayırmaya başladı. Miranda'yı aklından çıkaramıyordu bir türlü. Şimdi de içini ya öğrenirse korkusu sarmıştı. Bu konuda kendini küçümsemeye falan çalışmıyordu sadece gerçekçi davranıyordu. Laviyle iki yabancı gibilerdi ve birbirlerini doğru düzgün tanımıyorlardı. Ayrıca Teru'nun erkeklere karşı herkeste olmayan farklı düşünceleri vardı. Hayatı boyunca hiç bir erkekle yakınlaşmayı yada evlenmeyi düşünmüyordu.
"Teru."
"E-Efendim."
"Kahvem bitti de bana kahve getirebilir misin? <3" (T: Yanlış anlamayın konuşmaya kalp koymak demek sevimli bir sesle söylediği anlamına geliyor :D) Komui'nin sorusuna karşılık başını salladı. Acele etmeden merdivenlere kadar yürüyüp hızla merdivenleri indi. Kafetaryaya doğru yönelmişti ki neredeyse merdivenlerin sonunda biriyle çarpışıyordu.
"Ah özür dilerim." Uzun saçlı, uzun boylu adam arkasını döndü. Bu Kanda'ydı. Yüzündeki soğuk ifadeyi bozmadan ve hiçbir şey söylemeden yürümeye başladı. Teru da adımlarını hızlandırarak ona yetişti. Her ne kadar Kanda'nın hızlı adımlarına yetişmek zor olsa da şimdi yan yana yürüyorlardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Laru Stories
FanfictionD Gray Man Fanfic. Birbirinden bağımsız LavixOC(Teru) hikayeleri
