Carrot Boy: The Fake

15 1 66
                                        

"Bugünlük geri kalan işi bana bırakabilirsin."

"Eh? Emin misin?"

"Evet." O sırada Teru stokta kalmayan kitapları bir bir kağıda geçirmekle meşguldü. Aklına gelen son bir kitabı daha yazdıktan sonra listeyi Lavi'ye uzattı.

"Bunu dedene verirsin. Bir baksın sonra ben bunları internetten sipariş vereceğim. Ah bir de.." Masanın çekmecesinden bir not defteri kağıdı çıkardı. "Bunları müşterilerden biri istedi. Getirip getiremeyeceğimizi bir sormalısın, normalde satmadığımız kitaplar." Lavi başını evet anlamında sallayıp listeyi aldı. Teru listeyi verdikten sonra ayağa kalkıp masasında biriken kitaplara baktı. İnsanların okuyup getirdikleri kitaplardı bunlar, kütüphane kapandıktan sonra kitapları doğru raflara yerleştirir, bir yer kirlenmişse orayı temizler sonra da kapıyı kilitleyip çıkardı. Cumartesi günleri kütüphaneyi kendi açtığı için ve akşamları da o kapattığı için Bookman kendine bir anahtar vermişti.

"Şu kitapları yerleştirelim öyle giderim."

"Ben halledebilirim, hem bugün normalden daha az kitap var. Ev arkadaşının ailesini ziyarete gideceğini söylemedin mi? Eve erken gitsen senin için daha iyi olur."

"Evde beni bekleyen güzel bir yemeğin olmadığını bilmek beni depresyona sokuyor. (TwT)" Lavi Teru'nun bu yüz ifadesine güldü.

"Sonra işten kaytarmış olmayayım?"

"Olmazsın tabi ki! Sonuçta bende burada çalışıyorum. Hem dedem sürekli bazı işleri yapmam konusunda beni azarlıyor.."

"Madem bu kadar ısrar ediyorsun sanırım hayır diyemeyeceğim." Teru çantasını alıp kapıya yöneldi.

"Yarın görüşürüz!" Kendisine tatlı bir şekilde gülümseyen Lavi'ye aynı sıcaklıkta bir gülümsemeyle karşılık verdi.

"Görüşürüz."


İnanmak istemiyordu. Bu gördükleri şu an oluyor olamazdı. Teru hayatının en büyük şokunu yaşarken tekrar gözlerini ovuşturdu.

Kıyafetleri ve bütün mutfak eşyaları büyük poşetlere koyulmuş bir şekilde binanın girişinde duruyordu. Daha da kötüsü bin bir emekle parasını kazanarak satın aldığı kitapları yerlere fırlatılmıştı. Bahçe kapısından içeri adımını attığında öfkeyle üzüntünün karışımı olan yoğun duygular içerisindeydi. Koşarak karşı dairelerinde oturan ev sahibinin zilini çaldı. İnatla çalmasına rağmen kimse kapıyı açmazken orta yaşlı huysuz ev sahibi 3. katın penceresine çıktı.

"Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?!"

"Size evden çıkmanızı söylemiştim!"

"Daha iki gün oldu bee! Senin yaptığın insanlığa sığmaz! Birde utanmadan arkadaşımla benim eşyalarıma dokunmuşsun!"

"Onu bunu anlamam çıksaydınız sizde."

"Bunları hak edecek hiç bir şey yapmadık biz! Bir kere kiramızı bile geciktirmedik! O kadar zam yaptın ona bile bir şey demedik! Kombi bozuldu onu bile taktırmadın bee!"

"Artık git burdan!"

"SENİN BEN VAR YAA! AÇ LAN ŞU KAPIYI!" Bütün gücüyle kapıya yumruklar, tekmeler yağdırdı. Zilin düğmesine yumruklar savurdu ama çabaları nafileydi. En sonuna pes etmiş bir şekilde binanın girişindeki merdivenlerde oturdu. Yüzünü ellerinin arasına aldı. Ne yapacaktı şimdi? Üstelik Nazlı da yanında yoktu. Derin bir iç çekerek gökyüzüne baktı. Yağmur bulutlarının toplandığını görünce beyninde şimşekler çaktı. Hemen yere saçılmış kitapları toplamalıydı. Hem kendisinin hem Nazlı'nın kitapları, hatta ikisinin ders kitapları bile yerdeydi!

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Sep 11, 2023 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Laru StoriesBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin