3.7

11.2K 774 105
                                    

Derin bir nefes alıp kendime sakin olmam gerektiğini mırıldandıktan sonra zile bastım. Genel olarak çok panik bir insan değildim ama bu saatte Tuna'nın babaannesinin evde olduğunu düşünürsek, sakinleşememem normal sayılırdı. Çünkü ilk defa babaannesiyle konuşacaktım.

Hayalimdeki babaanne profili, kısa boylu, tombul yanaklı yumoş bir kadındı. Ama karşımda benden birkaç santim kısa, zayıf, esmer birini görünce şaşırmadan edemedim. Yaşına rağmen bir zamanlar çok güzel bir kadın olduğuna dair izleri yüzünde hala duruyordu. Kadın cidden güzel ve bakımlı biriydi.

"Buyur kızım?" Tuna'ya baktığımı söylediğimde bir an şaşırdı ve ardından tebessüm etti. Eh, Tuna'nın geniş bir arkadaş çevresinin olmadığından haberdardı.

"Odasında arkadaşıyla ders çalışıyor. Çağırayım istersen?" Şimdi şaşırma sırası yine bendeydi. Eğer ders çalıştığı kişi Kerem olsaydı, kitabı Tuna'ya benim vermemi istemez kendisi getirirdi. Kimdi bu arkadaşı? Yoksa... Zihnimde canlanan isimle tırnağımı avucuma bastırdım.

"Ah, doğru. Yarın biyoloji sınavımız var. Beni de çalıştıracağını söylemişti, ben de okuldan direkt buraya geldim. Tuna benden önce çıkmıştı da." Şirin olduğunu düşündüğüm bir gülümseme sundum. Allah'tan kadın eşit ağırlık okuduğumu bilmiyordu. Kadın başıyla onaylayıp sağ eliyle merdivenleri gösterdiğinde üniversitede tiyatro kulübünde yer almayı düşündüm. Zaten tiyatroyu oldum olası sevmişimdir.

"Soldan üçüncü kapı. Güzel güzel çalışın, ben de size birazdan alıştırmalık bir şeyler getiririm." Teşekkür edip merdivenleri çıkmaya başladım. Az önce şirin bir gülümsemenin yer aldığı suratım yine beş karış olmuştu. Mimiklerimi kolayca yönetebiliyordum, bu yüzden tiyatro kulübünü aklımın bir köşesine yazmıştım ya.

Tuna'nın odasının önüne geldiğimde kaşlarımı çattım. Parmaklarımı kütletip derin bir nefes alıp sakinleşmeye çalıştım. Kapıyı tıklatıp gir komutunu beklemeden içeri girdim. Sürpriz yapmayı severdim(!)

"Hoş buldum, hayatım." Sude ve Tuna'nın şaşkın bakışlarını umursamayarak biyoloji kitabını masanın üzerine bıraktım. Doğru tahmin etmiştim ve bu hiç hoşuma gitmemişti. Sude denen kızdan hazetmiyordum.

"Geleceğini bilmiyordum."

"Niye bu kadar şaşkınsın? Halbuki gelmeden önce mesaj atmıştım." Bize geldiği zaman söylediği cümlenin aynısını söyleyerek yatağına oturdum. O ikisi sandalyelere oturduğu için oturacak başka yer yoktu. Şu an ne yapmam gerektiğini kestiremiyordum. Tuna sevgili olduğumuzu söylemişti ve ben, kişinin karşı cinsten bir arkadaşıyla buluşacağı zaman en azından sevgilisine haber vermesi gerektiğini düşünen biriydim. En azından 'Sude bugün bize gelecek ve ders çalışacağız' diye mesaj atabilirdi. Ya da ne bileyim... Belki de ben buraya tesadüfen gelmeseydim haberim bile olmayacaktı. Kıskançlık damarlarım kabarmıştı.

"İnternetim kapalıydı, görmemişim. Neyse, tanıştırayım. Sude, bu sevgilim İrem. İrem, bu da sana bahsettiğim arkadaşım Sude."

"Memnun oldum." diyen Sude'ye yapmacık bir şekilde tebessüm edip "Ben de." dedim. Samimi olamıyordum, elimde değildi. Aklıma Tuna'nın beni bırakıp onun yanına gittiği gün geliyordu. Ve bu benim modumu düşürmeye yetecek bir nedendi.

"Ee, hangi dersi çalışıyordunuz?" diyip boş masaya baktım. Ortada ders çalışıldığına dair herhangi bir iz görememiştim ve bu canımı sıkmıştı. Hani ders çalışıyordu bunlar? İkisinin de şaşkınlıkla bana baktığını gördüğümde başımı 'Ne?' dercesine salladım. "Babaannen ders çalıştığınızı söylemişti." diyip omuz silktim.

"Imm... Şey... Tuna'yla görüşmeyeli baya olmuştu. Ben de ziyaret edeyim dedim." Tuna'yla onu müzikal gecesi gördüğümde Sude'nin de konuşamadığını düşünmüştüm. Ama cırtlak sesi -aslında cırtlak değildi sesi ama bana ne?- onun da işaret dili bilen nadir insanlardan olduğunu göstermişti. Bir şey demeyip başımı salladım.

Ortama çöken sessizlikle gözlerimi devirdim. E ben gelince niye sustu ki bunlar? Sanırım özel bir şey konuşuyorlardı ve benim bilmemi istemiyorlardı. Belki de kız bir özelini anlatıyordu ve ben o sırada gelmiştim, bilmiyordum.

"Ben siz çifte kumruları yalnız bırakayım en iyisi." Sırıtarak ayaklandığında bize çifte kumru demesi hoşuma gitmişti. Tam gülümseyerek cevap verecektim ki, "Sen de söylediklerimi iyi düşün. Haklı olduğumu göreceksin. Hadi görüşürüz." demesiyle kaşlarımı çattım. "Senle tanıştığıma tekrar memnun oldum İrem. Ve beni geçirmenize gerek yok." diyerek kapıdan çıktığında yerimde rahatsızca kıpırdandım.

Sandığımın aksine Tuna hakkında konuşmuşlardı ve bu merak duygumu kabartmıştı.

Ne konuşmuşlardı da bu Sude denen kız haklıydı?

**

aslında kaos düşünmüştüm, içim elvermedi ama çok basit bir bölüm de değildi sanki

bu bölümü aklınızın bir köşesine yazın derim ileride lazım olabilir vşwşgeşxşwşg

SISKA || textingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin