6

633 69 52
                                        

___

[Daha Yakın]

Jaehyun

Güçlükle yattığım yerden kalkıp kapıya kadar yürüyebilmiştim, uyandığım anda bütün şeyleri aynı anda anımsamak sonrasında hissettiğim kaygıyla birlikte başıma ağrı sokmuştu, yalpalıyordum. Ben neden vurulmuştum, nasıl kurtulmuştum, şimdi neredeydim gibi sorular şöyle dursun attığım her adımda canımın yanması cidden berbattı. Odadan dışarı adım atarken ulaşmak istediğim, daha doğrusu ulaşmam gerken tek bir isim vardı, Yuta...

Birkaç adım sonrası yolum merdivenlere çıktığında duraksadım, düz zeminde bile zor adım atıyordum.. Yapamayacağıma karar verdiğimde odaya geri dönmeden önce birkaç kez seslendim, ne olduğunu anlayamadığım bir gürültü sonrası yanıma ulaşmıştı.

"Baş ucuna telefon bırakmıştım.. Uyanır uyanmaz ayaklanman doğru değil, Jaehyun."

Belime sarılıp destek olduğunda yürümek biraz olsun kolaylaştı, birlikte odaya geri girdik. Uzanmam için de yardımcı olduktan sonra ayak ucuma oturdu. Onu endişelendirmiş olmalıydım, vurulduğumda benden beter halde nasıl ter içinde kaldığını hatırlıyordum. Onun yüzünden kendi ölüm korkumu bile hissedememiştim.

"Doktorunu arayayım, kontrole gelsin. Üç gündür deliksiz uyuyorsun çünkü."

"Üç gün mü?"

Başını sallayarak onay verip beklemeden doktor dediği kişiyi aradı ve durumu anlattıktan sonra telefonu kapattı. Üç gündür uyuyorsam iki gün önce gerçekleşen yarışta neler olmuştu ve neden bizim için ayarlanan evde değildik? Bunlara açıklık getirmesini istediğimden kısaca sordum. "Neredeyiz biz? Neler olduğunu anlat hemen, Yuta."

Bakışlarımız birbirine odaklandığında konuşmadan önce yutkundu. Tedirgin görünüyordu, bir teslik olduğunu seziyordum.

"Kabul ediyorum, ölecek olman beni korkuttu. Çünkü ölseydin, Kun da beni öldürürdü..."

Göz devirdim. Evet, işin bu kısmını hiç düşünmemiştim. Bana bir şey olsaydı Kun gerçekten Yuta'yı öldürebilirdi, hem de gözünü kırpmadan. Kun beni manevi kardeşi olarak gördüğünden başıma bir şey geldiğinde karşı tarafın cezasını çoğunlukla o keserdi. Yine de kendini düşündüğü gerçeği sadece göz devirmeme sebep olmuştu.

"...Ama bilirsin, ortağımı kurtarmak için elimden gelenin fazlasını yaptım, seni kucağımda kliniğe kadar taşıdım. Arabada, başın dizlerim üzerindeyken yüzün oldukça masum görünüyordu."

"Saçmalamayı kesip sorularıma ne zaman doğru düzgün cevap vereceksin?"

"Anlat dedin anlatıyorum işte, devamı var. Bölme lütfen."

Sessiz kalıp dediğini yaptım, kıpırdanıp hafiften yanıma yaklaşmıştı. Bu sefer tedirgin olduğu kısma geliyorduk sanırım.

"Ameliyat oldun, kurşun hayati hiçbir organına temas etmesiğinden iyi geçtiğini söylediler. Uzaktan ateş edilmiş, şanslıymışsın. Taeyong'a ve diğerlerine haber gidince Tyler Zhao'yu adamlarıyla birlikte hizaya dizmişler, ama onlardan bir şey çıkmamış. Zaten o sikik herifin böyle bir şeye kalkışamayacak kadar aklı var, fazlasını düşünemez. Dolayısıyla hala Çin'deyiz ve elimizde saldırıyı yapanlara dair bir şey yok. Ayrıca yarış sen katılamayınca iptal edildi."

Olanları dinledikten sonra zihnimde telefonuma gelen mesaj, üzerime saldıran adam, vurulduğum anda kesilen silah sesleri belirmişti. Bir mesajla harekete geçmeleri mantıksız geliyordu, bir kişi için o kadar adamla birlikte saldırmaları daha da mantıksızdı. Ölmem istenmiş olsaydı bu kadar saçma şekilde hareket ederler miydi? İşin içinden nasıl çıkacaktım peki?

Siesta 'YuJaeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin